Gümüşhane Üniversitesi’nden Banu Bolayır ve Uğur Demirel tarafından hazırlanan ve 31 Temmuz 2026’da Bilgi Sosyal Bilimler Dergisi'nde yayımlanan çalışmada, Türkiye’nin 21 yıllık tarımsal üretim verileri iklim göstergeleriyle birlikte analiz edildi.
Araştırmada 157 ürünün 53’ü yüksek, 52’si orta, 52’si ise düşük risk grubuna ayrıldı. Yüksek risk grubunda özellikle biralık arpa, karpuz ve hasıl mısırın üretim eğilimleriyle iklim değişkenleri arasındaki ilişkinin daha güçlü olduğu belirlendi.
TARIMI EN ÇOK SICAKLIK DEĞİŞİMİ ETKİLİYOR
Türkiye gazetesinde yer alan habere göre, çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, tarımsal üretim üzerinde en belirleyici iklim unsurunun maksimum sıcaklık olması oldu.
Modelde maksimum sıcaklığın önem oranı yüzde 60,42 olarak hesaplandı. Bunu yüzde 11,98 ile toplam yağış, yüzde 11,26 ile 10 santimetre derinlikteki toprak sıcaklığı izledi.
Bu üç değişken, araştırmada iklim göstergelerine verilen toplam ağırlığın yüzde 83,66’sını oluşturdu. Sonuçlar, özellikle sıcaklıkta yaşanan aşırı değişimlerin ve yağış rejimindeki farklılaşmanın tarım açısından kritik hale geldiğini gösterdi.
21 YILDA SICAKLIK YÜKSELDİ, YAĞIŞ GERİLEDİ
Araştırmanın kapsadığı dönemde Türkiye’nin ortalama sıcaklığı 13,2 dereceden 15,3 dereceye yükseldi.
Maksimum sıcaklık 19,2 dereceden 21,4 dereceye çıkarken, minimum sıcaklık da 7,6 dereceden 10 dereceye yükseldi.
Buna karşılık aynı dönemde toplam yağış miktarı 607,4 milimetreden 567 milimetreye düştü.
Sıcaklıkların yükselmesi ve yağış miktarının gerilemesi, tarımsal üretimin iklim koşullarındaki değişimlere karşı hassasiyetini artıran temel unsurlar arasında gösterildi.
15 farklı iklim göstergesi karşılaştırıldı
Araştırmada TÜİK'in bitkisel üretim istatistikleri ile meteorolojik veriler bir araya getirildi. Analize yalnızca 2004-2024 arasında kesintisiz üretim verisine sahip ürünler dahil edildi.
Ürünlerin yıllık üretimleri; sıcaklık, yağış, nem, buharlaşma, rüzgar ve farklı derinliklerdeki toprak sıcaklığı gibi 15 ayrı meteorolojik değişkenle karşılaştırıldı.
Araştırmacılar değerlendirmede Random Forest ve Gradient Boosting gibi makine öğrenmesi yöntemlerinden yararlandı.
“YÜKSEK RİSK” ÜRETİMİN SONA ERECEĞİ ANLAMINA GELMİYOR
Araştırmanın önemli bir ayrıntısı ise “yüksek risk” tanımının nasıl yorumlanması gerektiği.
53 ürünün yüksek risk grubunda bulunması, bu ürünlerin üretiminin tamamen biteceği veya belirli bir oranda kesin olarak düşeceği anlamına gelmiyor. Sınıflandırma, ürünlerin diğer ürünlere kıyasla iklim değişkenlerine karşı daha hassas olduğunu gösteriyor.
Bu nedenle çalışma, gelecekteki üretimi kesin olarak tahmin eden bir modelden ziyade, iklim değişikliğine karşı hangi ürünlerin daha yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koyan bir risk değerlendirmesi niteliğinde.
DESTEK VE SİGORTA POLİTİKALARI YENİDEN ELE ALINABİLİR
Araştırmacılar, iklim hassasiyeti yüksek ürünlerin tarımsal desteklerde öncelikli olarak değerlendirilmesini öneriyor.
Tarım sigortalarında da ürünlerin iklim duyarlılığının hesaba katılması gerektiğine dikkat çekilen çalışmada, özellikle yem bitkileri ve baklagiller için bölgesel uyum planları hazırlanması tavsiye edildi.
Çalışmada oluşturulan Bileşik Risk Skoru'nun ise iklim değişikliğine uyum, sürdürülebilir tarım planlaması ve kamu politikalarının oluşturulmasında kullanılabilecek veri temelli bir araç olabileceği belirtildi.
