İmamoğlu'ndan fon skandalı tepkisi: Nepotizm zirve yaptı

İmamoğlu'ndan fon skandalı tepkisi: Nepotizm zirve yaptı

İBB Başkanı İmamoğlu, “siyasal casusluk” suçlamasıyla yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında savunma yaptı. Gündemdeki fon krizine de değinen İmamoğlu, iktidar çevrelerini hedef alarak “Eşler, dostlar, akrabalar; nepotizm zirve yapmış” dedi. İmamoğlu, “Üst düzey bürokrasi ve saray siyasetinin parmakları bu fonların içinde” iddiasında bulunurken, duruşma savcısı tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, siyasi danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davanın üçüncü duruşması, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 4 No’lu duruşma salonunda görüldü.

Duruşmayı Yeni Parti Genel Başkan Yardımcıları Sezgin Tanrıkulu ve Evrim Rızvanoğlu, İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Erol Önderoğlu ve sanatçı Orhan Alkaya ile tutuklu yakınları takip etti.

“MİLYON İNSANA SORSAK TAMAMI GÜLER”

Duruşmada ilk söz verilen İmamoğlu, “siyasal casusluk” suçlamasını reddederek iddianameyi sert sözlerle eleştirdi.

İmamoğlu, “Milyon insana sorsak, milyonun tamamının güleceği bir isimle, casusluk davasıyla bu salondayız” dedi ve Türkiye’nin “akıl tutulması” olarak nitelendirdiği bir dönemden geçtiğini savundu.

Savunmasında 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan atamayı da eleştiren İmamoğlu, söz konusu sürecin siyasi bir stratejinin parçası olduğunu ileri sürdü.

“MİLLETİN CEBİNDEN 250 MİLYAR DOLARI AŞAN BEDEL ÇIKTI”

İmamoğlu, son iki yılda yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmelerin ülkeye ağır maliyet yüklediğini öne sürdü.

Dövizden enflasyona, borsadan sanayiye ve faizlere kadar birçok alandaki gelişmeleri sıralayan İmamoğlu, bu maliyetin 250 milyar doları aştığını iddia etti.

İmamoğlu, fon krizi ve kamu ihalelerine de gönderme yaparak bu maliyetin “bir avuç yandaş” dışında toplumun bütün kesimlerini etkilediğini savundu.

FON KRİZİ: NEPOTİZM ZİRVE YAPMIŞ

Savunmasının önemli bölümlerinden birini fon krizine ayıran İmamoğlu, fonlarla ilgili daha önce uyarılarda bulunan kişilerin gözaltına alındığını öne sürdü.

İmamoğlu şöyle konuştu:

“Bu işin içinde olan herkes bu iktidarın fertlerinin insanları. Eşi, dostu, akrabası; hepsi bu işin içinde. Üst düzey bürokrasi ve saray siyasetinin parmakları bu fonların içinde.”

İmamoğlu, düzenleyici ve denetleyici kurumların da aynı siyasi çevrelerle ilişkili olduğunu savunarak, “Eşler, dostlar, akrabalar, nepotizm böyle yani zirve yapmış” ifadelerini kullandı.

FATMA BETÜL SAYAN KAYA’YI GÜNDEME GETİRDİ

İmamoğlu, fon kriziyle bağlantılı tartışmalar kapsamında eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya üzerinden de iktidara yüklendi.

Geçmişte İBB’den bir kişiye 110 bin dolar burs verildiğini söyleyen İmamoğlu, kendi döneminde ise 600 bin çocuğa toplam 12,5 milyar liralık destek sağlandığını ifade etti. İmamoğlu, Kaya’ya yönelik güncel iddiaların muhalefet tarafından ortaya çıkarıldığını belirterek iktidarın bu konuda yeterince harekete geçmediğini savundu.

“GÜCÜN KARŞISINDA DURANA SORUŞTURMA, İKTİDARIN İŞİNE GELENE KORUMA”

İmamoğlu, 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verilmesini de hukuk güvenliği tartışması üzerinden değerlendirdi.

“Bu ülkenin asrın soygunu olan fon vurgununun, iddiaların hesabı henüz sorulmamışken vatandaşın birikiminin güvende olduğuna onu nasıl inandıracaksınız?” diye soran İmamoğlu, iktidara muhalif isimlerin soruşturma ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldığını ileri sürdü.

İmamoğlu, “Gücün karşısında duran için soruşturma, iktidarın işine gelen için koruma” ifadelerini kullandı.

MİT’E TEPKİ: 4 AYDIR CEVAP YOK

İmamoğlu’nun savunmasında öne çıkan bir başka başlık ise Milli İstihbarat Teşkilatı’na gönderilen yazılar oldu.

Mahkemenin MİT’e, kendisi ve diğer sanıkların casusluk faaliyeti yürüttüğüne ilişkin bir rapor veya tespit bulunup bulunmadığını sorduğunu söyleyen İmamoğlu, dört aydır yanıt verilmediğini belirtti.

İmamoğlu, “Dört soru soruldu, sıfır yanıt. MİT dört aydır bu sorulara cevap vermiyor” dedi.

MİT’in cevap vermemesi halinde tutukluluğun ne kadar sürdürülebileceğini soran İmamoğlu, casusluk suçlamasını “ağır bir iftira” olarak nitelendirdi.

“YARGI SİYASİ APARAT HALİNE GETİRİLDİ”

İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı da yargı sistemi üzerinden eleştirdi.

“İktidarda kalabilmek için yargıyı siyasi bir aparat haline getirmiştir” diyen İmamoğlu, siyasi rakiplerin davalar ve tutuklamalar yoluyla siyaset alanının dışına itilmemesi gerektiğini söyledi.

“İktidarlar değişir, partiler değişir, bakanlar değişir, milletvekilleri değişir, cumhurbaşkanı değişir ama devlet kalır” ifadelerini kullanan İmamoğlu, demokratik siyaset alanının korunması çağrısında bulundu.

SAVCIDAN TUTUKLULUĞA DEVAM TALEBİ

Tanıkların dinlenmesinin ardından mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, MİT Başkanlığı’na gönderilen yazıların akıbetinin sorulmasını istedi.

Savcı ayrıca mevcut delil durumu ile sanıklara yöneltilen suçlamaların vasıf ve mahiyetini gerekçe göstererek tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. Mahkeme duruşmaya bir saat ara verdi.

NECATİ ÖZKAN: TEK BİR DELİL DAHİ YOK

Aranın ardından söz alan Necati Özkan, dosyaya giren bilirkişi raporlarının iddianamedeki suçlamaları boşa çıkardığını savundu.

Özkan, gizlice temin edilmiş herhangi bir bilgi veya veri bulunmadığını, Türkiye aleyhine bir faaliyet gösterilmediğini söyledi. “Manipülasyonun ‘m’si, casusluğun ‘c’si yok” diyen Özkan, tahliye için MİT’ten gelecek bir raporun beklenmesine gerek olmadığını savundu.

YANARDAĞ: BU DAVANIN İTİRAFÇISI YOK

Merdan Yanardağ ise davanın iki amacı olduğunu savundu.

Yanardağ, bunlardan birinin 2019 ve 2024 yerel seçimlerini tartışmalı hale getirmek ve İmamoğlu üzerindeki baskıyı artırmak, diğerinin ise TELE1’e el koymak ve kendisini susturmak olduğunu öne sürdü.

Hüseyin Gün’ün davada “itirafçı” olmadığını belirten Yanardağ, “Bu davanın itirafçısı yok. İtiraf edilen bir suç yok” dedi.

Yanardağ ayrıca dosyada maddi kanıt bulunmadığını savunarak, televizyon yayınlarının ve seçim kampanyası faaliyetlerinin “casusluk” olarak gösterilmeye çalışıldığını ileri sürdü.

Duruşma, sanık ve avukatların beyanlarıyla devam ediyor.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN