Uşak’ın Güney köyü örneği, tartışmanın merkezinde yer alıyor. Bir dönem çok sayıda su kaynağıyla bilinen bölgede, 20 yıl önce açılan bir altın madeninin ardından su seviyelerinde ciddi düşüş yaşandığı ileri sürülüyor.
Bölge sakini ve çevre aktivisti Uğur Sümer, geçmişte 60 metrede ulaşılan suya artık yüzlerce metre derinlikte bile erişilemediğini, bunun nedeninin madencilik faaliyetleri olduğunu iddia ediyor.
RUHSAT SAYILARINDA HIZLI ARTIŞ
2000’li yıllardan bu yana altın ve kömür başta olmak üzere madencilik projelerinde ciddi bir artış yaşandı. 2025’te yapılan yasal düzenlemelerle ruhsatlandırma süreçlerinin hızlandığı ve sayıların yüz binleri aştığı belirtiliyor.
Bu durumun çevresel denetimlerin zayıfladığı yönünde eleştirilere yol açtığı ifade ediliyor.
Kuraklıkta eski yerleşim yeri ortaya çıkmıştı! 6 yıldan sonra tekrar sular altında kaldı
ALTIN ÜRETİMİ HEDEFİ TARTIŞMA YARATTI
DW Türkçe'de yer alan habere göre, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin altın üretimini artırma hedefi olduğunu ve yabancı yatırımın teşvik edildiğini açıklamıştı.
Ancak çevre çevreleri, üretim artışı hedeflerinin su kaynakları ve doğal yaşam üzerinde baskıyı artırabileceği görüşünü savunuyor.
SİYANÜR VE SU TÜKETİMİ ENDİŞESİ
Altın madenciliğinde kullanılan kimyasallar ve yoğun su tüketimi de tartışma konusu. Uzmanlar, siyanür gibi maddelerin çevre ve insan sağlığı üzerinde risk oluşturabileceğini belirtiyor. Bölgede geçmişte yaşanan sağlık şikâyetleri ve su kirliliği iddiaları da kamuoyunda yeniden gündeme geliyor.
KÖYLÜLERDEN PROTESTO VE TEPKİ
Ordu ve çevresindeki bazı bölgelerde maden arama faaliyetlerine karşı köylülerin tepkileri sürüyor. Tarım ve hayvancılıkla geçinen yerel halk, arazilerin maden sahalarına dönüşmesinin geçim kaynaklarını tehdit ettiğini söylüyor.
Üreticiler, özellikle fındık tarımının zarar görebileceği endişesini dile getiriyor.
Kuraklık ortaya çıkarmıştı: Eski köy yerleşkesi yeniden kayboldu
UZMANLARDAN “HİDROLOJİK KURAKLIK” UYARISI
Su bilimleri uzmanları, madencilik faaliyetlerinin yalnızca su tüketimini değil, su döngüsünü de bozduğunu ifade ediyor. Yağış düzeninin ve yeraltı su seviyelerinin etkilenmesiyle “hidrolojik kuraklık” riskinin arttığı belirtiliyor.
ÇEVRESEL DÜZENLEMELER TARTIŞILIYOR
Çevre hukukçuları ise madencilikle ilgili yasal düzenlemelerin etkisini artırdığı ve bazı denetim mekanizmalarının zayıfladığı görüşünde. Bu durumun, tarım ve doğal alanların madenciliğe açılması sürecini hızlandırabileceği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre tartışmanın merkezinde, ekonomik kazanç ile çevresel sürdürülebilirlik arasındaki denge yer alıyor.
