Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı Analiz için kaleme aldığı “Türkiye'nin yeni anayasa gündemi” başlıklı yazıda yeni anayasa sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yeni anayasanın Türkiye için “ihtiyaç” olmanın ötesinde bir “zorunluluk” haline geldiğini savunan Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile “Terörsüz Türkiye” sürecini Türkiye’nin son dönemde attığı önemli adımlar arasında gösterdi.
29. DÖNEMİ İŞARET ETTİ
Uçum, yeni anayasanın TBMM’nin mevcut 28. döneminde yapılma ihtimalinin dışlanamayacağını belirtirken, zaman ve hazırlık ihtiyacına dikkat çekerek 29. dönemi daha gerçekçi bir hedef olarak değerlendirdi.
Uçum, nihai kararın siyasi liderlik ve TBMM’ye ait olduğunu belirtti.
1982 ANAYASASI İÇİN “YAMALI BOHÇA” BENZETMESİ
1982 Anayasası’nı “darbe ürünü” olarak nitelendiren Uçum, yürürlükteki 154 maddenin 58’inde hiç değişiklik yapılmadığını, 45 maddede ise tali değişiklikler bulunduğunu ifade etti.
İlk dört maddenin esaslarının korunacağını belirten Uçum, diğer maddelerin önemli bölümünün gözden geçirilmesi, güncellenmesi veya kaldırılması gerektiğini savundu. Mevcut anayasa için “yamalı bohça” benzetmesini kullanan Uçum, yeni anayasanın sivil, demokratik, özgürlükçü ve kapsayıcı olması gerektiğini kaydetti.
UÇUM “KIRMIZI ÇİZGİLERİ” SIRALADI
Uçum, hazırlanacak yeni anayasada değişmemesi gerektiğini düşündüğü başlıkları da sıraladı.
Buna göre Türk milleti, Türk vatandaşlığı, resmi dil ve tek zorunlu eğitim dili olarak Türkçe, cumhuriyet, üniter yapı, laiklik ve demokratik hukuk devleti Uçum’un “kırmızı çizgi” olarak tanımladığı başlıklar arasında yer aldı.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin de korunması gerektiğini savunan Uçum, cumhurbaşkanı seçimindeki yüzde 50+1 kuralının değiştirilmesine karşı olduğunu ifade etti.
“SERBESTLİK FETİŞİZMİ TUZAĞINA DÜŞÜLMEMELİ”
Yeni anayasanın hak ve özgürlükler bakımından daha geniş güvenceler sağlaması gerektiğini belirten Uçum, bununla birlikte anayasanın “milli perspektife” sahip olması gerektiğini söyledi.
Uçum, “temel değerleri tahrip eden hukuk anlayışlarına ve neoliberal saldırganlıklara karşı tedbirler alan” bir anayasa yaklaşımını savunurken, yeni anayasada “serbestlik fetişizmi” olarak tanımladığı anlayıştan kaçınılması gerektiğini ifade etti.
SİYASİ PARTİLER VE SEÇİM KANUNLARI DA DEĞİŞSİN ÖNERİSİ
Uçum, yeni anayasa çalışmasının TBMM İçtüzüğü ile sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarının da yenilenmesi gerektiğini savundu.
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu’nun bu alanlarda fikri destek vermeye devam edeceğini belirten Uçum, toplumun bütün kesimlerinin yeni anayasa çalışmalarına katkı sunmasının hem bir hak hem de “milli görev” olduğunu ifade etti.
“YENİ ANAYASA BÜYÜK YÜRÜYÜŞÜN İTİCİ GÜCÜ OLACAK”
Dünyadaki mevcut uluslararası ortamın “kaba güç ve kuralsızlık” tarafından şekillendiğini savunan Uçum, Türkiye’nin yeni anayasa ile daha güçlü bir kural sistemi oluşturabileceğini belirtti.
Uçum, yazısını yeni anayasanın Türkiye’nin gelecekteki hedeflerinde önemli rol oynayacağını savunarak tamamladı ve TBMM’nin en geç 29. dönemde yeni anayasayı yapacağı görüşünü dile getirdi. Yeni anayasanın referanduma götürülmesi halinde yüksek bir oy oranıyla kabul edileceğini de öne sürdü.
Uçum'un makalesinin tamamı şu şekilde:
Ülkemiz, 2 bin 200 yılı aşan kadim devlet geleneğiyle eşsiz bir mirasa sahiptir. Medeniyetimizin bize miras bıraktığı bilge ve kudretli müktesebattan istifade ederek attığımız tarihi adımlarla gücümüze güç katarak Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılında hedeflerimize kararlılıkla yürüyoruz.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş ile Terörsüz Türkiye süreci bu kararlılığın en önemli adımları arasındadır. Gelinen aşamada ise yeni anayasa Türkiye Cumhuriyeti için artık kaçınılmazdır.
Bu doğrultuda ülke liderimiz ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın perspektifiyle hayata geçen Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun en büyük hedeflerinden biri, yeni bir anayasayı ülkemize kazandırmaktır. Dönem artık Türkiye Yüzyılı’dır, vakit artık yeni anayasa vaktidir. Türkiye Yüzyılı’nın ve istikrarın lokomotifi haline gelen Cumhur İttifakı şüphesiz bunu da başaracaktır.
Elbette yeni anayasa Türkiye’nin olağan gündemi olarak her zaman güncel bir konudur. Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 28. döneminde yeni anayasanın yapılma ihtimali de Meclisimizin değerlendireceği bir husustur. Bu ihtimal asla dışlanamaz. Buna mukabil gerek zaman yönetimi gerekse yeni anayasa sürecinde olgunlaştırılması gereken konulara ilişkin fikri çalışma ihtiyacı TBMM’nin 29. döneminde yeni anayasanın yapılmasını daha gerçekçi bir hedefe dönüştürüyor. Tabii ki nihai karar demokratik siyasi liderliğin ve Meclisimizindir.
- Yamalı bohça: 1982 Anayasası
Ülkemizin anayasa yapma ve değiştirme süreçlerinde güçlü bir birikimi ve pratiği var. Bununla birlikte bugün, darbe ürünü olan 1982 Anayasası, tüm değişikliklere rağmen ülkemize layık sivil, demokratik, özgürlükçü ve kapsayıcı bir anayasa olma niteliğinden halen çok uzaktadır.
1982 Anayasası'nın yürürlükte 154 maddesi var. Bunların 103’ünün 58’inde hiç değişiklik olmadı, 45’inde tali değişiklikler yapıldı. Yani cari anayasanın üçte ikisi aradan geçen 44 yıla rağmen darbe ürünü olma özelliğini sürdürüyor. İlk dört maddenin esasları (devamlılık ilkesi dahil) korunacağından, yürütme ve yürürlük maddeleri de çıkınca geride kalan 97 maddenin gözden geçirilmesi, bazılarında esaslı değişiklikler yapılması, bir kısmının güncellenmesi, bir kısmının kaldırılması temel bir ihtiyaçtır. Değişiklik yapılmış 51 maddede ise elbette geliştirme ve yenileme ihtiyacı söz konusudur.
Hal böyleyken "ilk dört madde hariç 1982 Anayasası'nın neredeyse bütün maddeleri tamamen değişti yeni anayasa hedefi gereksizdir" görüşü tam bir boş ezber ve hatta kasıtlı bir çarpıtmadır.
1982 darbe Anayasası'nın oluşturduğu vesayetçi yapılara her defasında dur diyen, tüm engellere rağmen Terörsüz Türkiye süreci ile barışı ve kardeşliği benimseyen bu asil ve kahraman milletimize yamalı bohçadan beter olan anayasa hiçbir şekilde yakışmıyor. Önemle belirtelim ki yeni anayasa sadece bir ihtiyaç değil, aynı zamanda bir zorunluluktur.
- Milli bir görev olarak yeni anayasa
Cumhuriyetimizi yeni ve sivil anayasa ile taçlandırmak hepimizin vazifesidir. Bu hiç kimsenin şahsi konusu değil, hepimizin milli meselesidir.
Özellikle son çeyrek yüzyılda atılan adımlarla, her geçen gün daha sivil ve demokratik yönde gelişen, kurumsal kapasitesini güçlendiren, yerli ve milli savunma sanayi hamleleriyle küresel bir güç haline gelen bir Türkiye var.
Milleti merkeze alan, halkımızın barış ve kardeşlik iklimini koruyup güçlendiren Terörsüz Türkiye sürecinin menziline varmak üzere olduğu bugünlerde yeni anayasanın temelleri muhakkak atılacaktır.
Bilinmelidir ki 2023 ruhuna sahip ve 2053 ve 2071 vizyonlarına uygun olarak hazırlanacak yeni anayasada milli kurtuluş ve bağımsızlık mücadelemizin ve anayasal birikimimizin kazanımları olarak Türk milleti, Türk vatandaşlığı, resmi dil ve tek zorunlu eğitim dili olarak Türkçe, cumhuriyet, üniter yapı, laiklik, demokratik hukuk devleti kırmızı çizgilerdir. Bu konularda istismar siyaseti yürütülmesine, sürece gölge düşürmek maksatlı bilinçli çarpıtmalar yapılmasına asla müsaade edilmez. Bu hususlarda farklı bir düzenleme tartışması zaten kabul edilemez.
Ayrıca, demokrasinin birikimleri ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ise korunması gereken kıymetlerdir. Halkın, sistemin işleyişindeki iradesini güçlendirmiş olan etkili iki oy hakkı ve yüzde 50+1 kuralı halka rağmen değiştirilemez. Halk da iradesini zayıflatacak bu tip karşı hamlelere geçit vermez.
Anayasa doğrudan icrai sonuç doğuran bir düzenleme değil esasen bir güvenceler sistemidir. Ülkemizin geleceği olan çocuklarımıza ve gençlerimize bu teminatı sunmak mutlak borcumuzdur. Vurgulanmalıdır ki çağa uygun hak ve özgürlükler çerçevesinde daha geniş güvenceler sağlayan, temel değerleri tahrip eden hukuk anlayışlarına ve neoliberal saldırganlıklara karşı tedbirler alan, milli perspektife sahip bir anayasa milletimizin en önemli ihtiyacıdır. Öte yandan, demokrasi bayrağını daha da ileriye taşıyacak yeni anayasada "serbestlik fetişizmi" tuzağına ise asla düşülmemelidir.
Yeni anayasa ile birlikte TBMM İçtüzüğünün, Siyasi Partiler Kanunu'nun ve seçim kanunlarının yenilenmesi ihtiyacı da açıktır. Tüm bu konularda Hukuk Politikaları Kurulu olarak üzerimize düşen her türlü fikri desteği vermeye devam edeceğimizi belirtmek isterim.
Toplumsal birliğimizin en güçlü şekilde tecelli ettiği bugünlerde yapılan çalışmaların ayrı bir önemi olduğunu vurgulamak gerekir. Bugün Türkiye’nin her bir ferdinin kendini asli unsuru olarak saydığı kapsayıcı bir anayasaya yönelik olarak hukuk politikası oluşturma çalışmalarına katkı sunmak herkesin hakkıdır ve aynı zamanda milli bir görevidir.
- Türkiye’nin büyük yürüyüşü
Dünyada görünürde dahi bir kural ve kurum referansının kalmadığı bu dönemde kaba güç ve kuralsızlık kaotik küresel yapıya egemen oldu. Bu koşullarda yeni anayasa ile geliştirilecek güçlü ve daha doğru kural sistemi Türkiye’ye hukuk içinde ve hukuk desteğiyle yükselmek için birçok fırsat sağlayacaktır. Özcesi Türkiye büyük yürüyüşe başlıyor. Yeni anayasa bu büyük yürüyüşün itici gücü olacaktır.
Eminiz ki Türk milletinin tüm unsurları, Türkiye toplumunun tüm kesimleri, Türkiye halkının tüm kümeleri yeni anayasa yapma hakkını asli kurucu irade yetkisiyle kullanarak hedefe ulaşacaktır. Ve yine görünen o ki temsili kurucu irade olan TBMM en geç 29. dönemde yeni anayasayı yaptığında, zorunlu olarak başvurulacak halk oylamasında çok yüksek bir oy oranıyla yeni anayasa kabul edilecektir.
