Üniversite tercih işlemleri devam ederken Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyeleri Dr. Öğr. Üyesi Ceylan Karaca ve Dr. Öğr. Üyesi Serhan Tuncer, sınav odaklı eğitim sisteminin gençleri dar bir alana sıkıştırdığını belirterek Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonrası adaylara ve ailelere kritik uyarılarda bulundu.
Yükseköğretim tercihlerinin sadece sınav puanı veya başarı sıralaması üzerinden yapılmaması gerektiğini vurgulayan akademisyenler, üniversitelerin gelecekte iş bulma kurumu olmaktan çıkıp kişisel gelişim merkezlerine dönüşeceğini ifade etti.
LİSE YILLARINDAKİ REHBERLİK İNSAN HAYATINI BİÇİMLENDİRİYOR
Yeni Ankara'dan İpek Necmiye Çakır'ın haberine göre, Türkiye'deki mevcut eğitim sisteminin öğrencileri tamamen sınav maratonuna odakladığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ceylan Karaca, gençlerin bölümleri ve üniversiteleri detaylıca incelemeye vakit bulamadığını kaydetti.
Kendi lise yıllarından örnek veren akademisyen, yabancı dile olan ilgisinin öğretmeninin desteğiyle şekillendiğini anlattı.
Lise döneminde kendi İngilizce sözlüğünü hazırlayarak kelimelerin İngilizce açıklamalarını yazdığını ve örnek cümleler kurduğunu belirten öğretim üyesi, öğretmenlerin rehberliğinin insan hayatındaki belirleyici rolüne değindi.

Dr. Öğr. Üyesi Ceylan Karaca
AİLE BASKISI YERİNE İLGİ ALANLARINA ODAKLANMAK GEREKİYOR
Tercih sürecinde ailelerin yaklaşımının hayati önem taşıdığını vurgulayan Ceylan Karaca, kendi hayatında ablasının sağladığı doğru yönlendirme sayesinde doğru kararı verdiğini ifade etti.
Ablasının kendisini Hacettepe Üniversitesi tanıtım günlerine götürerek akademisyenlerle tanıştırdığını aktaran öğretim görevlisi, "Tercih listesinde yapılacak küçük bir hata bile insanın hayatını değiştirebiliyor" dedi.
Ailelerin çocuklarını tek tip mesleklere zorlamaması gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:
"Herkes doktor ya da mühendis olmak zorunda değil.
Müzikte, sanatta, dilde ya da farklı alanlarda başarılı olabilecek çok sayıda genç var.
Çocukların hangi alanda mutlu olacağını aileler değil, onların ilgi alanları belirler."
SIRALAMA BASKISI GERÇEK ANLAMDA ÖZGÜR TERCİHİ ENGELLİYOR
Mevcut sistemin adaylara tam anlamıyla özgür seçim imkanı tanımadığını savunan Dr. Öğr. Üyesi Serhan Tuncer ise başarı sıralamasının tercihleri doğrudan şekillendirdiğini açıkladı.
Sınav öncesinde gençlerin hayaller kurduğunu fakat sonuçlar açıklandıktan sonra birkaç seçenek arasına sıkıştığını dile getiren akademisyen şunları söyledi:
"Öncesinde hepimizin hayalleri oluyor ama sonuçlar açıklandıktan sonra önümüzde kalan 4 ya da 5 bölüm arasından seçim yapmak zorunda kalıyoruz.
Aslında seçim yapmaktan çok bize sunulan seçenekler arasından tercih yapıyoruz."

Dr. Öğr. Üyesi Serhan Tuncer
YAPAY ZEKA ÇAĞINDA ÜNİVERSİTELER İŞ KAPISI OLMAKTAN ÇIKACAK
Teknolojinin ve yapay zekanın iş yaşamını köklü biçimde dönüştürdüğünü vurgulayan Serhan Tuncer, gençlerin yalnızca bugünün şartlarına göre hareket etmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Gelecekte klasik mesleklerin çoğunun bugünkü yapısıyla var olamayacağını kaydeden öğretim görevlisi, üniversitelerin iş bulma aracı olmaktan çıkıp bireysel gelişim merkezlerine evrileceğini belirtti.
Bu sebeple adayların sadece puanlarına göre değil, gerçekten sevecekleri ve tutku duyacakları alanlara yönelmelerinin şart olduğunu dile getirdi.
İNSANIN YORUM GÜCÜ YAPAY ZEKADAN ÜSTÜN KALACAK
Sanat tarihi ve sosyal bilimlerin gelecekte çok daha stratejik bir konuma geleceğini savunan Serhan Tuncer, yapay zekanın insanın özgün yorumlama yeteneğini ikame edemeyeceğini kaydetti.
İnternetin çıkışıyla kütüphanelerin kapanmadığını hatırlatan akademisyen, "İnternet çıktığında kütüphaneler kapanmadıysa, yapay zeka geldi diye de sosyal bilimler ortadan kalkmayacak" dedi.
Sanat tarihinin dünyayı anlamlandırmadaki kritik rolünü vurgulayan öğretim üyesi, sınavda verilen yanıtlardan ziyade bireyin kendisini yetiştirme derecesinin önemli olduğunu vurguladı.
Üniversitelerde açılan bölümler heyecanlandırdı: 16 yeni program geliyor
