Milyonlarca çalışanın gözü kulağı Ankara'dan gelecek ekonomik hamlelerde.
Etkisini hissettiren hayat pahalılığı, özellikle sabit gelirli vatandaşları derinden sarsıyor.
Ülke genelinde çalışan nüfusun neredeyse yarısını oluşturan ve maaşları giderek eriyen asgari ücretliler, fiyat artışlarından en büyük zararı gören grup olarak öne çıkıyor.
Vatandaşın mutfağındaki yangın, kredi kartı borçlarını patlattı
FİŞ VE FATURA TOPLAYAN ÇALIŞAN PASİF VERGİ MÜKELLEFİ OLMAKTAN ÇIKIYORDU
Mali hukuk uzmanı Dr. Murat Batı'nın T24'teki yazısına göre, geçmiş yıllarda ücretli çalışanları korumak amacıyla çeşitli mali dengeleyici araçlar kullanıldı.
Bu araçlar arasında en dikkat çekeni, 1985 yılında hayata geçen ve uzun bir süre uygulanan vergi iade sistemi oldu.
O dönemde, ticari kazanç sağlayanlar, kira geliri elde edenler ya da serbest meslek sahipleri yıllık beyannamelerinde harcamalarını gider gösterebiliyordu.
Maaşlı çalışanların ise böyle bir yasal hakkı bulunmuyordu.
Eski sistemin temel amacı tam da bu haksızlığı ortadan kaldırmak olarak hedeflendi.
ÜCRETLİLER HARCAMALARINI GİDER GÖSTEREREK SİSTEME AKTİF KATILIYORDU
Ücretli çalışanlar, yıl içinde yaptıkları alışverişleri fatura ve fişlerle belgeleyerek, devlete ödedikleri gelir vergisinin bir bölümünü sonraki yılın başında geri alabiliyordu.
Uygulama sayesinde çalışanlar, sanki her yıl düzenli beyanname veren bir işletme gibi giderlerini gelirlerinden düşme avantajı yakalıyordu.
İşçiler ve memurlar, sadece maaşından kesinti yapılan pasif bir kitle olmaktan çıkarak vergi sistemine aktif olarak katılıyor ve adaleti sağlıyordu.
İnternetten indirilen oyunlara 'gümrük vergisi' geliyor
STANDART KALIPLARA SIKIŞTIRILAN YENİ SİSTEM BİREYSEL FARKLILIKLARI SİLDİ
Devlet, 1 Ocak 2008 tarihinde bu sistemi rafa kaldırarak yerine Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulamasını getirdi.
Yeni formül, çalışanın evli olup olmadığına veya çocuk sayısına göre belirlenen standart bir hesaplama yöntemi içeriyordu.
Asgari ücretin brüt tutarı üzerinden hesaplanan bu dolaylı destek, eski yapının aksine kişilerin gerçek harcamalarını dikkate almıyordu.
Standart bir kalıba sokulan yeni sistem, çalışanların bireysel harcama farklılıklarını yansıtma yeteneğinden tamamen uzak kalıyordu.
YENİ DÜZENLEMELERLE MAAŞLI ÇALIŞANIN GİDER GÖSTERME HAKKI TAMAMEN ELİNDEN ALINDI
Zamanla bu sistem de değişime uğradı ve bahsi geçen indirim uygulaması 1 Ocak 2022 tarihinde fiilen son buldu.
Aynı gün yürürlüğe giren yeni yasa ile asgari ücrete kadar olan maaşlar, gelir ve damga vergisinden muaf tutuldu.
Böylelikle eski sistemin uygulanacağı hukuki bir zemin kalmadı.
Fakat ne iptal edilen indirim uygulamasında ne de mevcut vergi istisnası kuralında, 1985 yılında kurulan harcamaya dayalı iade felsefesi yer almıyor.
Günümüzde eğitim, sağlık veya sigorta harcamalarını vergisinden düşebilenler sadece yıllık beyanname veren mükelleflerden oluşuyor.
Ücretliler kural gereği beyanname vermediği için bu hakkı kullanamıyor ve yüksek gelirli beyanname sahipleri avantajlı konumunu koruyor.
Taksilerde ödeme sistemi tamamen değişiyor: Kayıt dışı kazanç bitecek
DİSK GENEL BAŞKANI: BUGÜN TÜRKİYE BİR ASGARİ ÜCRET ÜLKESİ HALİNE GELDİ
Bugün gelinen noktada Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) gibi sivil toplum kuruluşları, vergi sistemindeki bu eşitsizliği 2026 yılı itibarıyla sık sık gündeme taşıyor.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve Hazine ve Maliye Bakanlığı koridorlarında, kaldırılan eski sistemin güncellenerek yeniden uygulanıp uygulanamayacağı tartışılıyor.
Gelirde adalet için İstanbul'dan Ankara'ya yürüyen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu konu hakkında şunları söyledi:
"Bugün Türkiye'yi bir asgari ücret ülkesi haline getirdiler.
Asgari ücret 22.104 TL; açlık sınırı 30.000 TL'ye dayandı, yoksulluk sınırı 90.000 TL'yi çoktan geçti.
Böylesi bir süreçte alım gücü 16 yıl gerilemiş bir asgari ücretin olduğu bu ülkede insanca yaşayacak ücret için yürüdük.
Bizi görmezden gelenlere karşı kapalı kapılar arkasında milyonlarca işçinin yaşamını belirleyecek olanlara karşı yürüdük."
BEYANNAME VERMEYEN İŞÇİ SABİT BİR İSTİSNA İLE CEZALANDIRILIYOR
Modern maliye sistemleri, vatandaşların gerçek gelirleri üzerinden vergilendirilmesini şart koşuyor ve anayasal eşitlik ilkelerini benimsiyor.
Fakat Türkiye'deki mevcut yapı, harcamasını belgeleyenleri ödüllendirirken beyanname vermeyen işçiyi sadece sabit bir istisnaya mahkum ediyor.
Ortaya çıkan bu tablo sıradan bir tesadüf değil, tamamen siyasi bir politikanın sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
Devlet en garantili vergiyi işçinin maaşından kaynağında keserken, aynı işçiye harcamasını gider gösterme hakkı tanımıyor.
Yükü tamamen alt ve orta sınıfın omuzlarına bindiren bu yapı, vergiyi tabana yaymak yerine dar bir kesimde yoğunlaştırıyor.
Bu sistematik adaletsizliği gidermek için çalışanların gerçek gelir kaybını telafi edecek, e-Devlet sistemine entegre edilecek yeni bir iade yasasının acilen meclis gündemine gelmesi bekleniyor.
Vergi borcu yüzünden havalimanında geri çevrilme korkusu boşa çıktı
