Yargıtay, boşanma davasında dikkat çeken bir karara imza attı. Eşini sürekli canlı konum paylaşmaya zorlayan kadın ile eşine çocuk sahibi olamadığı gerekçesiyle hakaret eden erkek, evliliğin sona ermesinde eşit kusurlu bulundu.
Yargıtay, karşılıklı açılan bir boşanma davasında eşini düzenli olarak canlı konum paylaşmaya zorlayan kadın ile eşine çocuk sahibi olamadığı yönünde aşağılayıcı ifadeler kullanan erkeği eşit kusurlu buldu. Kararla birlikte, evlilikte aşırı denetim de boşanmada kusur değerlendirmesine dahil edildi.
Ankara'da görülen boşanma davasında tarafların birbirlerine yönelttiği iddialar yargıya taşındı. Davacı erkek, eşinin kendisini sürekli kontrol altında tuttuğunu ve her akşam belirli saatlerde canlı konum göndermesini istediğini öne sürdü.
TARAFLAR BİRBİRİNİ SUÇLADI
Kadın ise evlilik sürecinde asıl mağdurun kendisi olduğunu savundu. Geçirdiği ameliyatın ardından eşi ve ailesinin kendisine çocuk sahibi olamadığı gerekçesiyle baskı yaptığını, "kısır", "boş kutu" ve benzeri aşağılayıcı ifadelerle hakarete uğradığını iddia etti.
Dosyada ayrıca erkeğin kredi kartlarını iptal ederek ekonomik baskı uyguladığı, aile bireylerinin de evliliğin sona ermesi yönünde baskı yaptığı ve hakaret içerikli mesajlar gönderdiği yönündeki iddialar da yer aldı.
YEREL MAHKEME TARAFLARI EŞİT KUSURLU BULDU
Ankara Batı 7. Aile Mahkemesi, dosyadaki delilleri değerlendirerek tarafların evliliğin sona ermesinde eşit derecede kusurlu olduğuna karar verdi.
Mahkeme, manevi ve maddi tazminat taleplerini reddederken, kadın lehine 20 bin lira tutarında toplu yoksulluk nafakasına hükmetti.
YARGITAY KARARI ONADI
Kararın istinafa taşınmasının ardından dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin önüne geldi. Yüksek Mahkeme, Bölge Adliye Mahkemesi'nin değerlendirmesini uygun bularak yerel mahkemenin kararını onadı.
Böylece eşini sürekli canlı konum paylaşmaya zorlamanın ve eşe çocuk sahibi olamaması üzerinden hakaret etmenin boşanma davalarında kusur değerlendirmesinde dikkate alınacağı bir kez daha vurgulanmış oldu.
