İnsan bedeni, dış dünyadan gelen etkilere karşı kusursuz bir koruma kalkanı görevi görüyor.
Temel insan anatomisi incelendiğinde, derimiz üzerindeki sinir uçlarının hafif temaslarla uyarıldığı anlarda sinir sistemi anında devreye girerek ani tepkiler üretiyor.
Kahkaha veya irkilme gibi sonuçlar doğuran bu refleks kontrolü sadece beklenmedik bir dış uyarıcı ile çalışıyor.
İngiltere'deki University College London araştırmacılarının yürüttüğü güncel bilimsel araştırmalar ışığında, kişilerin kendi kaslarından gelen komutları anlık analiz eden beynin, dokunuşun yerini ve zamanını önceden bildiği için gıdıklanma hissini tamamen baskıladığı anlaşılıyor.
BEYNİN ÖNGÖRÜ MEKANİZMASI NASIL ÇALIŞIR?
İnsanın kendi kendine yaptığı dokunuşlarda gıdıklanmamasının asıl nedeni beynin hareketleri önceden tahmin etme kapasitesine dayanıyor.
Beyin korteksi, bedenin yapacağı eylemleri milisaniyeler öncesinden hesaplayarak duyusal merkezlere sinyal gönderiyor.
Bu bildirim sayesinde, yaşanacak fiziksel temas sürpriz olmaktan çıkıyor.
Kendi kendinize dokunduğunuzda beyin bu hissi tehlikesiz veya sıradan olarak sınıflandırarak duyusal tepkiyi minimum seviyeye indiriyor.
Böylece dışarıdan gelen bir temasta ortaya çıkan şiddetli his, kendi hareketlerinizde asla yaşanmıyor.
Demans riskini yarı yarıya düşüren yöntem: Bilgisayar ve akıllı telefon
BEKLENMEYEN DOKUNUŞLAR NEDEN DAHA ETKİLİ OLUR?
Gıdıklanmanın temel gücü tamamen sürpriz faktöründen besleniyor.
Başka bir kişi tarafından yapılan dokunuşun zamanlaması ve şiddeti önceden bilinemediği için beyin doğrudan savunma moduna geçiş yapıyor.
Bu ani uyarılma durumu bedende gülme refleksini ve ortamdan kaçma isteğini tetikliyor.
Evrimsel biyoloji uzmanları, bu ani tepki sisteminin eski çağlarda böcek ısırması veya zehirli hayvan teması gibi potansiyel tehlikelere karşı bedeni uyanık tutma amacı taşıdığını ifade ediyor.
Başkasının dokunuşunda ortaya çıkan belirsizlik, bedenin alarm durumuna geçmesini zorunlu kılıyor.
ŞİZOFRENİ HASTALARI KENDİNİ GIDIKLAYABİLİR Mİ?
Nöroloji alanında çalışan bilim insanları, bu ilginç refleks eksikliğini incelerken çeşitli beyin hastalıklarına dair önemli bulgular elde ediyor.
Yapılan detaylı klinik çalışmalarda, özellikle şizofreni teşhisi alan hastalarda beynin kendi hareketlerini öngörme sürecinde ciddi aksaklıklar yaşandığı tespit ediliyor.
Öngörü mekanizmasındaki bu hasar nedeniyle, bazı hastalar kendi gerçekleştirdikleri dokunuşları dahi yabancı bir kişiden geliyor gibi algılayabiliyor.
Bu farklılık, gıdıklanma olayının sadece basit bir fiziksel temas olmadığını, aynı zamanda derin ve karmaşık bir zihinsel süreç barındırdığını açıkça gösteriyor.
Çocuklukta bitmeyen günlerin yaşlılıkta kısalmasının meğer bilimsel gerekçesi varmış
