Kaygıyı bitireceği sanılan ama sorunu derinleştiren yöntemler

Kaygıyı bitireceği sanılan ama sorunu derinleştiren yöntemler

Klinik psikologlar Lauren Cook ve Alicia Hodge, günlük hayatta kaygıyı azaltmak amacıyla başvurulan ancak aslında sorunu daha da karmaşık hale getiren 5 sinsi alışkanlığa dikkat çekti. Vice tarafından paylaşılan verilerde, uzmanlar özellikle plan iptal etme ve sürekli internetten yanıt arama gibi davranışların beyne yanlış sinyaller gönderdiğini vurguladı. Uzun vadeli çözüm için bu döngülerin kırılması gerektiği belirtildi.

Günlük yaşamın koşturmacası içinde birçok insan panik bozukluk belirtileri ile mücadele ederken, farkında olmadan bu durumu tetikleyen eylemlerde bulunuyor.

Zihinsel sağlığı korumak adına geliştirilen bazı savunma mekanizmaları, ilk etapta işlevsel görünse de kaygı yönetimi teknikleri açısından uzun vadede yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor.

Psikoloji dünyasında 'güvenlik davranışları' olarak adlandırılan bu alışkanlıklar, bireyin endişe sarmalından çıkmasını engelliyor ve zihinsel yükü artırıyor.

ANKSİYETE NASIL GEÇER?

Vice'ın paylaştığı verilere göre; klinik psikologlar Lauren Cook ve Alicia Hodge, SELF dergisine verdikleri demeçte kaygıyı besleyen gizli alışkanlıkları detaylandırdı.

Uzmanlar, kaygıyla başa çıkmada tek tip bir yaklaşımın bulunmadığını, ancak kullanılan yöntemlerin anlık bir ferahlama yerine kalıcı ve sürdürülebilir bir fayda sağlaması gerektiğini ifade etti.

Ruh sağlığı profesyonelleri, modern yaşamın getirdiği dijital bağımlılıkların ve mükemmeliyetçilik arayışının kaygı seviyelerini rekor düzeye çıkardığını bildirdi.

KAYGI HİSSEDİLDİĞİNDE NE YAPILMALI?

Listenin ilk sırasında, kaygı hissedildiği anda yapılan planların aniden iptal edilmesi yer alıyor.

Bazı durumlarda evde kalmak doğru bir tercih gibi görünse de, plan iptalinin alışkanlık haline gelmesi beynin kaçınmayı 'güvenli' bir yol olarak öğrenmesine yol açıyor.

Uzmanlar, bu durumun çoğu zaman bir öz bakım yöntemi olarak maskelendiğini ancak aslında klasik bir kaçınma davranışı olduğunu dile getirdi.

Rahatsızlık veren her durumdan uzaklaşmak, kaygının etkisini zamanla daha da artırıyor.

İnternetten sürekli yanıt arama çabası ikinci büyük hata olarak öne çıkıyor.

Gece geç saatlerde sağlık belirtilerini araştırmak veya gelen mesajları defalarca analiz etmek, üretken bir çaba gibi algılanabiliyor.

Ancak bu davranış, belirsizliği ortadan kaldırmak yerine kişiyi daha hassas ve tetikte bir ruh haline sürüklüyor.

Kesinlik arayışı, çoğu zaman beraberinde daha fazla şüphe ve korku getiriyor.

SÜREKLİ ONAYLANMA İHTİYACI NASIL YENİLİR?

Sürekli güven arayışı ve alınan yanıtları kabul etmemek, sosyal ilişkileri ve bireyin iç huzurunu bozan bir diğer etken.

Arkadaşlar veya aile üyeleriyle konuşmak faydalı olsa da, sadece istenilen tek bir yanıtı alana kadar soru sormak, sağlıklı iletişimi engelliyor.

Uzmanlara göre bu döngü, hem kişiyi hem de çevresini ciddi şekilde yıpratıyor.

Alınan güvencenin etkisi ise genellikle çok kısa bir süre sonra ortadan kalkıyor ve döngü en baştan başlıyor.

ANKSİYETE TAMAMEN BİTER Mİ?

Bir diğer yanılgı ise tek bir başarının veya gelişmenin her şeyi düzelteceğine inanmak.

Terfi almanın, bir mesajın yanıtlanmasının veya belirli bir hedefe ulaşmanın tüm kaygıyı bitireceği düşüncesi toplumda oldukça yaygın.

Ancak bu yaklaşım, kaygıyı ulaşılması gereken bir 'bitiş çizgisi' olan yarışa dönüştürüyor.

Uzmanlar, hayatın bu şekilde işlemediğini ve zihinsel süreçlerin tek bir dış olayla tamamen değişmeyeceğini vurguladı.

KAYGIYLA YAŞAMAK MÜMKÜN MÜ?

Son olarak, kaygının tamamen ortadan kalkmasını bekleme hatasına dikkat çekiliyor.

Meditasyon yapmak, terapiye gitmek veya kişisel gelişim çalışmaları yürütmek oldukça değerli.

Buna rağmen kaygının sıfıra inmemesi, kişilerde derin bir hayal kırıklığı yaratabiliyor.

Uzmanlar, kaygının tamamen yok edilmesinin gerçekçi bir hedef olmadığını, asıl başarının kaygıyla birlikte anlamlı bir yaşam sürdürebilmek olduğunu belirtti.

Sağlık Bakanlığı da son dönemde yayımladığı kamu spotlarında, ruh sağlığı direncinin önemine ve belirsizlikle başa çıkma becerilerine odaklanılması gerektiğine işaret etti.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN