Araştırma şirketi Ipsos tarafından açıklanan güncel araştırma verilerine göre, 2026 yılında Türkiye'de mutluluk hissedenlerin oranında dikkat çekici bir yükseliş gözlemlendi.
Geçtiğimiz yıl yüzde 51 olan bu oran, 10 puanlık bir sıçrama ile yüzde 61 seviyesine ulaştı.
Toplumun yüzde 20'si kendini 'çok mutlu', yüzde 41'i ise 'mutlu' olarak tanımlıyor.
Ipsos Marka Grupları Lideri Özlem Bulut, bu artışın Türkiye'nin içinde bulunduğu karmaşık ekonomik ve sosyo-politik şartlara rağmen gerçekleşmesinin önemine değindi.
Türkiye, bu skorla 32 ülkenin yer aldığı küresel listede 29. sırada yer alarak dünya genelindeki yüzde 71'lik mutluluk ortalamasının gerisinde kalıyor.

TÜRKİYE KÜRESEL SIRALAMADA ALT BASAMAKLARDA YER ALIYOR
Araştırma kapsamında 24 Aralık 2025 ile 9 Ocak 2026 tarihleri arasında 32 ülkede toplam 23 bin 269 kişiyle görüşmeler yapıldı.
Mutluluk oranının en yüksek olduğu ülkeler yüzde 85 ile Hollanda ve Meksika olurken, bu ülkeleri yüzde 84 ile Endonezya ve yüzde 83 ile Hindistan takip ediyor.
Listenin sonunda ise yüzde 50 ile Japonya, yüzde 44 ile Güney Kore ve yüzde 33 ile Macaristan yer alıyor.
Türkiye, yüzde 61'lik oranıyla gelişmekte olan ülkeler kategorisinde bulunmasına rağmen, küresel ligde sadece üç ülkeyi geride bırakabildi.
YAŞLI KUŞAK GENÇLERE KIYASLA DAHA FAZLA MUTLULUK HİSSEDİYOR
Yaş gruplarına göre yapılan detaylı analizlerde, 45 ile 74 yaş aralığındaki bireylerin genç kuşaklara göre daha mutlu olduğu saptandı.
Bu yaş grubundaki mutluluk oranı yüzde 63 iken, 35 yaş altındaki bireylerde bu oran yüzde 57 seviyesinde kaldı.
Kadınlar ve erkekler arasındaki mutluluk seviyesi ise birbirine oldukça yakın seyrediyor; her iki grupta da oran yüzde 61 olarak ölçüldü.
Gençlerin gelecek kaygısı ve beklentileri, mutluluk skorlarının ülke ortalamasının altında kalmasında ana faktörlerden biri olarak görülüyor.

AİLE BAĞLARI VE TAKDİR EDİLMEK EN BÜYÜK MOTİVASYON KAYNAĞI
İnsanları neyin mutlu ettiğine dair yapılan sorgulamada, aile ve kişisel ilişkiler ilk sırada geliyor.
Araştırmaya katılanların yüzde 82'si çocuklarını, yüzde 77'si ise eşi veya partneriyle olan ilişkisini en büyük mutluluk kaynağı olarak belirtiyor.
Ayrıca bireylerin yüzde 71'is 'hayatının anlamlı olması' ve yine yüzde 71'i 'takdir edilmek, değer görmek' unsurlarını mutluluk sebebi olarak tanımlıyor.
Türkiye özelinde 'takdir edilme' ihtiyacının küresel ortalamadan daha yüksek olması, toplumsal motivasyonun büyük oranda duygusal bağlara ve sosyal onaylara dayandığını gösteriyor.
EKONOMİK SIKINTILAR VE FİNANSAL DURUM, MUTSUZLUĞUN TEMEL NEDENİ
Bireylerin mutsuzluk nedenleri incelendiğinde, ekonomi ve kişisel finansal durumun baskın etkisi görülüyor.
Türkiye'deki katılımcıların yüzde 45'i genel ekonomik durumu, yüzde 43'ü ise kendi kişisel finansal şartlarını mutlulukları üzerindeki en olumsuz etken olarak puanlıyor.
Küresel ortalamada finansal duruma bağlı mutsuzluk oranı yüzde 30 seviyesindeyken, Türkiye'de bu oranın belirgin şekilde yüksek olması dikkat çekiyor.
Ekonomik zorluklar, bireylerin genel esenlik hali üzerinde doğrudan bir engel teşkil ediyor.

SOSYAL VE EKONOMİK KOŞULLAR MUTLULUK SEVİYESİNİ ŞEKİLLENDİRİYOR
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Ipsos Türkiye CEO'su Sidar Gedik, ülkelerin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal atmosferin bireysel mutluluğu doğrudan etkilediğini vurguluyor.
Özellikle Türkiye'nin içinde bulunduğu darboğaz ve enflasyonist ortamın, insanların gelecek planlarını ve günlük yaşam kalitelerini kısıtladığını ifade etti.
Buna rağmen aile içi dayanışmanın ve toplumsal bağların koruyucu bir kalkan görevi görerek mutluluk oranının tamamen çökmesini engellediğini ve halkın hâlâ yaşama tutunduğunu belirtti.
ARAŞTIRMA METODOLOJİSİ VE KAPSAMI
Ipsos Global Advisor platformu üzerinden gerçekleştirilen çalışma, 32 ülkeden 23 bin 269 yetişkini kapsıyor.
Araştırma; ABD, Kanada, Malezya, Güney Afrika ve Türkiye'de 18 ile 74 yaş arası; Tayland'da 20 ile 74 yaş arası; Endonezya ve Singapur'da 21 ile 74 yaş arası; diğer ülkelerde ise 16 ile 74 yaş arası bireylerle yapıldı.
Örneklem büyüklüğü birçok ülkede 1000 kişi civarında tutulurken, Türkiye dahil bazı ülkelerde yaklaşık 500 kişiyle görüşüldü.
Veriler, her ülkenin nüfus yapısına uygun olarak ağırlıklandırılarak analiz edildi.

