'Süper güç'ün zayıf noktası ortaya çıktı: İran'ın, "üçgen stratejisi" ABD ve İsrail'i dize getirdi

'Süper güç'ün zayıf noktası ortaya çıktı: İran'ın, "üçgen stratejisi" ABD ve İsrail'i dize getirdi

ABD basınında yer alan analizde, İran’ın askeri olarak ABD ve İsrail’den zayıf olmasına rağmen Hürmüz Boğazı’nı kapatarak ve Körfez ülkelerinin enerji altyapısını hedef alarak savaşta önemli bir baskı alanı oluşturduğu belirtildi. Makalede, Tahran’ın “üçgen baskı” stratejisiyle Washington ve Tel Aviv’in hızlı zafer beklentisini boşa çıkardığı değerlendirmesi yapıldı.

İran ile ABD-İsrail hattında yaklaşık üç aydır süren savaş, yalnızca askeri güç dengesiyle değil, enerji yolları ve Körfez ülkeleri üzerinden yürütülen baskı stratejileriyle de yeni bir aşamaya taşındı. New York Times'ta yer alan analizde, İran’ın doğrudan askeri üstünlük kuramasa da Hürmüz Boğazı’nı kapatma kapasitesi ve Körfez ülkelerinin enerji altyapısını hedef alma tehdidiyle savaşın seyrini değiştirdiği belirtildi.

Makaleye göre İran yönetimi, savaşın başındaki hedefli suikastlara ve ağır saldırılara rağmen ayakta kaldı. Ardından, kendisinden çok daha güçlü rakipleri karşısında doğrudan askeri üstünlük kurmak yerine, bölgedeki daha kırılgan aktörler üzerinden baskı kurarak çatışmada bir tür denge oluşturdu.

HÜRMÜZ BOĞAZI SAVAŞIN KİLİT NOKTASI OLDU

Analizde, İran’ın mart ortasından bu yana Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü koruduğu vurgulandı. Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bu stratejik su yolunun kapanması, savaşın yalnızca askeri değil, küresel ekonomik sonuçları olduğunu da gösterdi.

İran’ın bu hamlesi, ABD ve İsrail’in İran enerji altyapısına yönelik saldırılarını sınırlayan başlıca faktörlerden biri olarak değerlendirildi. Makalede, Tahran’ın Hürmüz üzerindeki baskısının Washington açısından uzun vadeli bir güvenlik açığına işaret ettiği belirtildi.

“ÜÇGEN BASKI” STRATEJİSİ

Makalede İran’ın savaşta kullandığı yöntem, oyun teorisinde “üçgen baskı” olarak adlandırılan stratejiyle açıklandı. Bu strateji, daha güçlü bir rakiple doğrudan baş edemeyen aktörün, o rakip üzerinde etkisi olan daha savunmasız üçüncü tarafları hedef alması anlamına geliyor.

Bu çerçevede İran’ın baskı kurduğu üçüncü tarafların başında Körfez ülkeleri geldi. Katar, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin hem askeri olarak kırılgan hem de ABD açısından ekonomik ve stratejik öneme sahip olduğu belirtildi.

ENERJİ TESİSLERİNE SALDIRI DENKLEMİ DEĞİŞTİRDİ

Analizde savaşın dönüm noktası olarak 18 Mart gösterildi. İsrail’in İran’daki Güney Pars doğalgaz sahasını bombalamasının ardından İran’ın Katar’daki Ras Laffan LNG tesisini vurduğu, Suudi Arabistan ve Kuveyt’teki rafinerilere de İHA saldırıları düzenlediği aktarıldı.

Bu saldırıların ardından İran’ın yeni bir denklem kurduğu belirtildi: ABD veya İsrail İran’ın enerji tesislerini hedef alırsa, İran da Körfez ülkelerinin enerji altyapısını vuracaktı.

Makalede, bu hamlenin savaşta tırmanışa bir sınır koyduğu ve ABD ile İsrail’in daha kapsamlı saldırılar konusunda geri durmasına neden olduğu değerlendirmesine yer verildi.

TRUMP İSRAİL’İ SINIRLAMAK ZORUNDA KALDI

Analize göre İran’ın Katar’a yönelik saldırısından kısa süre sonra ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in Güney Pars’a saldırısının Washington’la koordine edilmediğini açıkladı. Trump ayrıca İran’ın Katar’a saldırılarını durdurması halinde İsrail’in Güney Pars’a yeni saldırılar düzenlemeyeceğini duyurdu.

Bu gelişme, savaşta önemli bir eşik olarak yorumlandı. Taraflar saldırılarını sürdürse de, enerji altyapısına yönelik topyekûn tırmanışın önüne geçildiği belirtildi.

PETROL FİYATLARI BASKIYI ARTIRDI

İran’ın enerji tesislerini hedef alan misillemeleri, petrol fiyatlarında savaşın başlangıcından bu yana görülen en yüksek seviyelere yol açtı. Bu durum, İran’ın yalnızca askeri değil, ekonomik baskı oluşturma kapasitesini de ortaya koydu.

Makalede, petrol fiyatlarındaki yükselişin ABD için de doğrudan siyasi ve ekonomik maliyet yarattığına dikkat çekildi. Bu tablo, İran’ın savaş sırasında caydırıcılık üretmesini sağlayan unsurlardan biri olarak değerlendirildi.

ATEŞKES HÜRMÜZ KAPALIYKEN GELDİ

Analize göre İran’ın oluşturduğu baskı, Washington’u müzakere masasına yönelten faktörlerden biri oldu. Trump yönetimi, kısa süre sonra İran’la görüşmeler yürütüldüğünü duyurdu. 8 Nisan’da iki taraf ateşkese vardı ancak Hürmüz Boğazı kapalı kalmayı sürdürdü.

Bu durum, savaşın bundan sonraki aşamasında en kritik başlığın Hürmüz Boğazı’nın nasıl açılacağı ve İran’ın bu geçiş yolu üzerindeki etkisinin nasıl sınırlandırılacağı olduğunu gösterdi.

ABD’NİN BASKISI SONUÇ VERMEDİ

Makalede, ABD’nin İran’ı Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya zorlamak için çeşitli adımlar attığı ancak bunların şu ana kadar sonuç vermediği belirtildi.

Nisan ayında ABD’nin de boğazda kendi ablukasını ilan ettiği, bu hamlenin İran üzerinde baskı yarattığı ancak geçiş yolunun yine de açılmadığı aktarıldı. Trump’ın daha sonra “Project Freedom” adını verdiği operasyonla boğazda mahsur kalan gemileri yönlendirmeye çalıştığı, ancak kısa süre içinde geri adım attığı belirtildi.

İRAN SAVAŞTAN YENİ BİR KOZLA ÇIKABİLİR

Analizde, Hürmüz krizinin uzaması halinde İran’ın boğazın yeniden açılmasında meşru bir paydaş ve kazanç sağlayan aktör olarak kabul edilme ihtimalinin artacağı ifade edildi.

Bu senaryoda İran, savaşta büyük zarar görmüş olsa bile elinde önemli bir jeopolitik kozla masadan kalkabilir. Hürmüz üzerindeki kısmi kontrol, Tahran için hem gelir kaynağı hem de gelecekteki saldırılara karşı bir tür “sigorta poliçesi” olarak değerlendiriliyor.

ABD GÜCÜNÜN SINIRLARI TARTIŞILIYOR

Makalede İran’ın stratejisinin yalnızca mevcut savaş açısından değil, ABD’nin küresel gücünün sınırları bakımından da sonuçlar doğurabileceği belirtildi.

Değerlendirmeye göre ABD dünyanın en güçlü ordusuna sahip olsa da, rakipleri doğrudan Washington’u yenmeye çalışmak yerine ABD’nin müttefikleri, enerji piyasaları ve kritik ticaret yolları üzerinden baskı kurarak Amerikan karar alma mekanizmasını zorlayabilir.

İran’ın Hürmüz ve Körfez ülkeleri üzerinden geliştirdiği stratejinin, başka ülkeler tarafından da örnek alınabileceği ifade edildi.

Analizin temel mesajı, İran’ın savaşı askeri üstünlükle değil; enerji yolları, Körfez ülkeleri ve küresel ekonomi üzerindeki baskı kapasitesiyle dengelediği yönünde oldu.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN