Köpekbalıkları üzerine yapılan araştırmalar, bu canlıların sayı farklarını algılayabildiğini, öğrendiklerini aylarca hatırladığını ve bazı türlerin uzun süreli sosyal bağlar kurabildiğini gösteriyor. Üstelik köpekbalıkları yaklaşık 450 milyon yıllık geçmişleri ve gelişmiş duyusal yetenekleriyle hayvanlar dünyasının en dikkat çekici türleri arasında yer alıyor.
BBC Future'da yayımlanan bilimsel araştırma derlemelerinde köpekbalıklarının bilişsel yeteneklerinden üreme biçimlerine, milyonlarca yıllık evrimsel geçmişlerinden avlarını bulmalarını sağlayan duyularına kadar pek çok dikkat çekici özellik ele alınıyor.
1. Beş kitlesel yok oluşu geride bıraktılar
Köpekbalığı soyunun geçmişi yaklaşık 450 milyon yıl öncesine uzanıyor. Bu süre boyunca Dünya'nın yaşadığı beş büyük kitlesel yok oluşun tamamına tanıklık eden bu canlıların ataları, değişen çevre koşullarına uyum sağlayarak varlıklarını sürdürdü.
Özellikle yaklaşık 252 milyon yıl önce meydana gelen Permiyen-Triyas yok oluşu, deniz yaşamı açısından son derece yıkıcıydı. Buna rağmen köpekbalığı soyunun bazı üyeleri hayatta kaldı ve zaman içinde yeni türlerin ortaya çıkmasına zemin hazırladı.
2. Miktarları birbirinden ayırabiliyorlar
Köpekbalıklarının sayısal farklılıkları algılayabildiğini gösteren deneyler de bulunuyor.
Gri bambu köpekbalıkları üzerinde yapılan çalışmalarda hayvanlara farklı sayıda geometrik şekil içeren görüntüler gösterildi. Doğru seçimi yaptıklarında yiyecekle ödüllendirilen köpekbalıkları, beş ile üç ya da yedi ile dört arasındaki farkı ayırt edebildi.
Ancak sayılar birbirine yaklaştığında başarı oranları düştü. Örneğin beş ve dört nesne arasındaki farkı aynı ölçüde kolaylıkla ayırt edemediler.
3. Öğrendiklerini 50 haftaya kadar koruyabiliyorlar
Köpekbalıklarının hafızasının sanılandan güçlü olduğu da deneylerle ortaya kondu.
Genç gri bambu köpekbalıkları; kare, üçgen ve çizgi gibi farklı şekilleri ayırt etmeleri için eğitildi. Bonn Üniversitesinde gerçekleştirilen çalışmada hayvanlara bazı optik yanılsamalar da gösterildi.
Ödüllendirme sona erdikten sonra yapılan testlerde köpekbalıkları öğrendikleri bilgileri 50 hafta boyunca hatırlamaya devam etti. Araştırma bu noktada sona erdiği için hafızalarının daha uzun süre devam edip etmediği ise bilinmiyor.
4. Caz müziğini yiyecekle ilişkilendirebiliyorlar
Köpekbalıkları üzerinde yapılan bir başka deneyde müzik kullanıldı.
Macquarie Üniversitesindeki araştırmacılar, genç Port Jackson köpekbalıklarını caz müziği duyduklarında akvaryumun belirli bir bölümüne gitmeleri için eğitti. Bu davranışın ardından hayvanlara yiyecek verildi.
Bir süre sonra köpekbalıkları caz müziğini beslenmeyle ilişkilendirerek doğru noktaya yönelmeye başladı. Ancak caz ve klasik müzik farklı bölgelerle eşleştirildiğinde iki müzik türünü birbirinden güvenilir biçimde ayırmakta zorlandılar.
5. Bazı yavrular dünyaya gelirken göbek bağı izi taşıyor
Köpekbalıklarının üreme yöntemleri türden türe önemli ölçüde değişiyor. Bazı türler yumurta bırakırken bazıları yavrularını anne karnında geliştiriyor.
Boğa köpekbalıkları ve bazı çekiç başlı türlerde embriyolar, yumurta sarısı kesesinden gelişen plasenta benzeri bir yapı ve göbek bağı aracılığıyla anneden besin alabiliyor. Doğum sonrasında bu bağın bulunduğu yerde bir süre iz kalabiliyor.
Bazı türlerde gebelik süresi de oldukça uzun. Örneğin dikenli camgözlerde yumurtalar anne vücudunda açılıyor ve yavrular canlı olarak dünyaya geliyor; gebelik yaklaşık iki yıl sürebiliyor.
6. Bazı köpekbalığı yavruları daha doğmadan kardeşlerini yiyor
Kum kaplanı köpekbalıklarının üreme süreci, doğadaki en sıra dışı yaşam mücadelelerinden biri olarak biliniyor.
Dişinin iki rahminde çok sayıda embriyo gelişmeye başlıyor. Ancak embriyolardan biri diğerlerinden daha hızlı büyüyerek küçük kardeşlerini yemeye başlıyor. "Embriyonik yamyamlık" olarak adlandırılan bu süreç sonunda her rahimde yalnızca bir yavru kalıyor.
Böylece dişi genellikle iki büyük ve gelişmiş yavru dünyaya getiriyor.
7. Yıllarca aynı bireylerle bir arada kalabiliyorlar
Köpekbalıklarının yalnız yaşayan avcılar olduğu düşüncesi, bazı araştırmalarla sorgulanıyor.
Pasifik Okyanusu'ndaki Palmyra Atolü'nde gri resif köpekbalıkları dört yıl boyunca takip edildi. Araştırmacılar, bazı bireylerin aynı köpekbalıklarıyla tekrar tekrar bir araya geldiğini ve bu ilişkilerin yıllar boyunca devam ettiğini gözlemledi.
Hayvanlar gün içinde belirli bölgelerde toplanırken geceleri daha küçük gruplara ayrılıyor veya tek başlarına avlanıyor, daha sonra yeniden bir araya geliyordu.
Bilim insanları bu davranışa doğrudan "arkadaşlık" demekte temkinli olsa da bulgular, köpekbalıklarının sosyal açıdan seçici olabildiğine işaret ediyor.
8. Derileri milyonlarca minik diş benzeri yapıyla kaplı
Köpekbalığı derisinin pürüzlü olmasının nedeni, klasik balık pullarına sahip olmamaları.
Derileri, "dermal dentikül" adı verilen ve küçük dişleri andıran yapılarla kaplı. Dentin içeren bu oluşumlar geriye doğru uzandığı için derinin bir yönde daha düzgün, ters yönde ise zımpara gibi hissedilmesine neden oluyor.
Dentiküller aynı zamanda suyun vücut boyunca daha verimli akmasına yardımcı olarak sürtünmeyi azaltabiliyor. Bu özellik, köpekbalıklarının hareket biçimini inceleyen bilim insanlarının yanı sıra biyomimetik teknoloji geliştiren araştırmacıların da ilgisini çekiyor.
9. Yakındaki canlıların elektrik sinyallerini hissedebiliyorlar
Köpekbalıklarının av bulmasını sağlayan en dikkat çekici özelliklerinden biri de elektrik algılama yetenekleri.
Başlarının çevresinde bulunan ve Lorenzini ampulleri olarak adlandırılan özel duyu organları, canlıların kas hareketleri ve kalp atışları sırasında ortaya çıkan çok zayıf elektrik alanlarını algılayabiliyor.
Bu sistem sayesinde kumun altında ya da karanlıkta bulunan bir avı kısa mesafeden tespit edebiliyorlar. Ancak bu özellik, köpekbalıklarının uzaktaki insanların kalp atışlarını duyabildiği anlamına gelmiyor; söz konusu elektrik sinyalleri yalnızca yakın mesafeden algılanabiliyor.
Köpekbalıklarının yan çizgi sistemi de sudaki hareketleri ve basınç değişikliklerini algılamalarına yardımcı oluyor. Lorenzini ampullerinin Dünya'nın manyetik alanından yararlanarak yön bulmada da rol oynayabileceği düşünülüyor.
AĞAÇLARDAN DA DİNOZORLARDAN DA DAHA ESKİLER
Köpekbalıklarıyla ilgili en dikkat çekici bilgilerden biri ise tarihleriyle ilgili.
Köpekbalıkları ve yakın akrabalarının en eski izleri yaklaşık 450 milyon yıl öncesine uzanıyor. Bu nedenle köpekbalığı soyu ilk ağaçlardan yaklaşık 60 milyon yıl, dinozorlardan ise 200 milyon yıldan daha eski.
Bugün 500'ün üzerinde köpekbalığı türünün yaşadığı biliniyor. Ancak yüz milyonlarca yıllık geçmişleri, onları günümüzde tehditlerden korumuyor.
Yavaş büyümeleri, geç yaşta üremeye başlamaları ve az sayıda yavru dünyaya getirmeleri, birçok köpekbalığı türünü aşırı avlanma karşısında savunmasız bırakıyor. Bu nedenle milyonlarca yıllık evrimsel dayanıklılıklarına rağmen günümüzde pek çok türün korunmaya ihtiyacı bulunuyor.
