Astroloji dünyası genellikle şanslı günlerden ve parlayan yıldızlardan bahsederken, madalyonun öteki yüzü her zaman o kadar ışıltılı değildir. Bazı burçlar, doğuştan gelen mizaçları gereği bardağın dolu tarafını görmek yerine, boş tarafındaki çatlağa odaklanmaya daha meyillidirler. Bu bir "kötülük" hali değil, evrenin enerjisini daha ağır, daha analitik ve bazen de daha savunmacı bir süzgeçten geçirme biçimidir.
İşte zodyağın "negatif" ya da daha doğru bir tabirle, melankoliye ve karamsarlığa en yatkın üç ismi:

OĞLAK
Listemizin başında, disiplin ve ciddiyetin temsilcisi oğlak yer alıyor. Satürn’ün sert öğretmenliğinde şekillenen Oğlaklar için hayat, fethedilmesi gereken sarp bir dağ gibidir. Onlar için hayal kurmak vakit kaybıdır. Her zaman "en kötü senaryoya" hazırlıklı olma içgüdüleri, dışarıdan buz gibi bir soğukluk ve karamsarlık olarak yansır.
Bir oğlak için başarıya giden yoldaki engeller, imkanlardan daha görünürdür. Bu da onların etrafındakilere sürekli bir "dikkat et, batabiliriz" uyarısı yapmasına neden olur.

AKREP
Bir akrep burcu için dünya, göründüğü kadar masum bir yer değildir. Yüzeyin altındaki gizli niyetleri okuma yetenekleri, onları doğal bir şüpheci yapar. Güven duygusunun eksikliği, akrepleri sürekli bir savunma mekanizması içinde tutar. "Herkesin bir çıkarı vardır" düşüncesi, onların neşeli anlarda bile bir parça karanlık kalmasına yol açar.
İntikamcı duygular ve geçmişteki kırgınlıkları unutamama huyu, akrebi kendi yarattığı bir negatif enerji döngüsüne hapsedebilir.

BAŞAK
Başak burçları genellikle çalışkanlıklarıyla övülse de, bu çalışkanlığın altında yatan "hiçbir şey tam anlamıyla iyi değil" düşüncesi onları listenin üst sıralarına taşır. Eleştirel gözleri o kadar keskindir ki, bir tablodaki muazzam renklerden ziyade, kenardaki ufak bir fırça hatasına odaklanırlar. Bu bitmek bilmeyen kusur bulma hali, hem kendilerini hem de çevrelerini yorar.
Sürekli bir endişe ve "yetersizlik" hissi, başak burçlarının hayattan keyif almasını zorlaştıran en büyük engeldir.
