Türk halk kültüründe birisine kızıldığında sıkça dile getirilen zıkkımın kökünü ye deyiminin hikayesi, antik dönemde Büyük İskender komutasındaki Makedon ordusunun Antalya'nın Kemer ilçesinde kışladığı sırada başına gelen ölümcül bir kazaya uzanıyor.
Askerlerin av etlerini pişirmek üzere topladığı odunların ölümcül etkileri, asırlardır kullanılan bir azarlama ifadesini literatüre kazandırırken akıllara da zakkum ağacı zehirli mi sorusunu getiriyor.

ZIKKIM KÖKÜNÜ YE HİKAYESİ NEDİR?
Tarihsel kayıtlara ve halk anlatılarına göre, ordunun büyük bir kısmının aniden hastalanması üzerine paniğe kapılan yöre sakinleri duruma müdahale etti.
Askerlere ne yiyerek bu hale geldiklerini soran yerel halk, avlanan yaban hayvanlarının dallara geçirilerek ateş üstünde kızartıldığı cevabını aldı.
Yapılan incelemeler sonucunda, etlerin dizildiği şişlerin aslında Akdeniz bitki örtüsünün baskın türlerinden olan zakkum ağacından kesildiği ortaya çıktı.

ZIKKIM KELİMESİNİN GERÇEK ANLAMI NEDİR?
Akdeniz ve ılıman iklim kuşaklarında geniş yayılım gösteren zakkum ağacı, haziran ve eylül ayları arasında beyaz, pembe, kırmızı, sarı ya da krem tonlarında göz alıcı çiçekler açıyor.
Ancak bu büyüleyici maki türü, bünyesinde ölümcül toksinler barındırıyor.
Halk dilinde zamanla 'zıkkım' biçimine evrilen kelimenin aslı Arapçadan dilimize geçti.
İnanç literatüründe 'tamu' yani 'cehennem ağacı' anlamına gelen zakkum, Türkçede 'ağarcık', botanik dünyasında ve Latince kayıtlarda ise 'nerium' ismiyle biliniyor.
Coğrafya öğretmeni Necati Yenmez tarafından Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde yer alan Sarımsaklı sahili şeridinde çekilen fotoğraflar, bu maki türünün deniz kıyısındaki doğal ve aldatıcı güzelliğini gözler önüne serdi.

