09.04.2020  03:15
SON GÜNCELLEME: 
09.04.2020  14:47

Herkes modern şehir hikayesi yazıyor

Yazar Faruk Duman’ın son dönemde yazdığı öyküleri “Kaptan Kanca’nın Bir Macerası ve Öbür Yeni Öyküler” adıyla iki bölüm halinde okuyucuyla buluştu. Öyküleri 1970’li yılların atmosferinde geçen yazar neden günümüzün modern şehirlerinde geçen hikayeler yazmadığı sorusunu “Herkes yazıyor zaten, onu da Faruk Duman’dan okumayıverin…” sözleriyle cevaplıyor.

+
-

SEDAT PALUT/İSTANBUL

Yazar Faruk Duman’ın “Kaptan Kanca’nın Bir Macerası ve Öbür Yeni Öyküler” kitabı Yapı Kredi Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturuldu. Kitapta son dönemde yazdığı öykülerini iki bölüm halinde bir araya getirerek epiğin izini süren yazar, ucu kırık cümlelerle sözün vurgusunu bozuyor, dahası kurmacayı çoksesli yapıyla güçlendiriyor. Ayrıca öyküde görsel imgeler üretmeyi seviyor, sözlü edebiyatın incelikleriyle özgün bir yazı dili yaratmayı başarıyor. Kitabın ilk bölümünde yer alan 1980 öncesinin siyasi atmosferinde geçen hikayeleriyle okuyucuyu bundan 40 yıl önceye götüren yazarla KARAR okuyucuları için konuştuk.

Kitaba adını veren ve önemli bir yer tutan ‘Kaptan Kanca’nın Bir Macerası’ adlı öykünüz 80 öncesi siyasi atmosferi ilk gençlik çağındaki birisinin gözünden anlatıyor. Bu döneme dair çok sayıda eser ortaya çıktı. Sizi tekrar o dönemi anlatmaya iten etken neydi?

Tekrar o dönemi yazmayı amaçlamadım da, hikayelerin kaynağı o dönem olduğu için bu öyküler ortaya çıktı diyebilirim. Bu kitabın ilk bölümünde yer alan dört öykü, ‘Sus Barbatus!’ romanımın ana hikâyesini çevreliyor. Anlatılan parçalar ancak öykü olursa etkili olacağı için bunları Kaptan Kanca’ya almaya karar verdim.

Öyküde önemli bulduğum bir cümle var: “Hepimiz er ya da geç üzülmeyi öğreniriz.” Kapının önüne bavul koyacak kadar hazırlıklı bir neslin çok erken üzüldüğünü söyleyebilir miyiz, ne dersiniz?

Elbette. Büyük bir yaşam kaygısı var, her şeyden önce, bir yerleşiklik duygusu oluşamıyor. Yani siz, o dönem için söylüyorum, üzüntünüzü avutsun diye dönecek bir ana-baba evinden yoksun oluyorsunuz. Böylece iyi okurların bildiği gibi, hikâyeler ve kitaplar insanın asıl evi olmaya başlıyor. Ama bu sonunda düşsel bir evdir. Bu nedenle de insanın elinde yalnızca bunun kalması bir trajedi oluyor. 

Bir edebiyat eserini okura bağlayan iki temel unsur olduğunu düşünüyorum: Kurgunun gücü ve dilin eserle ilişkisi. Bu birçok yazarda belirgin bir şekilde ama tekil olarak ortaya çıkıyor. Sizin roman ve öykülerinizde ise her iki durumun varlığını görebiliyoruz. Eserlerinizi oluştururken kurgu ve dil üzerine düşünceleriniz nasıl seyreder, her eseriniz için özellikle dil üzerine düşünür müsünüz?

Elbette, bir hikâyenin kurgulanması, bir oyun gibi, onu en güçlü kılacak biçimin aranması, yazmanın temel ilkesidir. Ancak ne şartla: Bunun için öncelikle anlatacak bir hikayeniz olmalıdır. Anlatmaya, dinlemeye değer, insanların zamanını almaya değer bir hikâye… Bu yoksa, sizin ‘kurmaca’ oyununuzun hiçbir kıymeti yoktur. Kurgu da, dil de ancak o varsa anlam kazanır. 

Bir okur olarak şunu merak ediyorum. Faruk Duman’dan modern bir şehir hikâyesi ne zaman okuyacağız?

Herkes yazıyor zaten, onu da Faruk Duman’dan okumayıverin. Sevgilerimle...

BİZİM KAHRAMANLAR YENİ NESiLE GÜLÜNÇ GELİYOR

“Babamın hikâye kahramanlarının ancak biri onları okursa yaşadıklarını söylerdi.” cümlesi şimdiki zamanın gençlerini hatırlattı. Geçmişte dede etrafında toplanan ve uzun kış gecelerini aydınlatan kahraman hikâyeleri yok. Bu neslin kahramanları kim olacak ya da illa kahramanların olması gerekiyor mu, ne dersiniz?

İnsan hikâyesiz yaşayamaz. Bu biçim değiştirir kuşkusuz ama hep var olacaktır. Konuşmadığımız, hikâye anlatıp dinlemediğimiz gün bir anlamda mutlak ölüm günüdür. Ama değişir. Bizim kahraman dediğimiz karakterler yeni nesle gülünç gelebilir. Şimdi örneğin çocuklar Drakula’dan korkmuyor. Ama onların da başka kahramanları var. Unutmamak gerekir, hikâyeler açısından bakıldığı zaman anti-kahramanlar da birer kahramandırlar. 

DİĞER HABERLER
Virüs bitecek, çöpü kalacak
Yargıda normalleşme
Bolu Dağı'nda sağanak ve yoğun sis
Eczane çalışma saatlerinde değişiklik
3'üncü kez sokağa çıkacaklar
Dişçilerle ilgili net tarih paylaşılmadı
Boğazına leblebi kaçan bebek yatağa mahkum