Adana'nın Kozan ilçesine bağlı Güneri Caddesi'nde 10 metrekarelik mütevazı bir dükkanda çekiç ve mekik sesleri yükselmeye devam ediyor. İlkokulu bitirdikten sonra ailesinin teşvikiyle dokuma tezgahının başına geçen 52 yaşındaki Feyyaz Atar, çıraklıkla başladığı mesleğinde 30 yıldır aralıksız üretim yapıyor.
Eski kazak söküklerini ve kumaş parçalarını değerlendirerek hem geri dönüşüme katkı sağlayan hem de asırlık dokumacılık geleneğini yaşatan usta, hazır ürünlerin yaygınlaşmasına rağmen gelenekten vazgeçmeyenlerin taleplerine yetişmeye çalışıyor.
"ESKİ KAZAK SÖKÜNTÜLERİ ÇÖPE GİTMEK YERİNE YENİDEN HAYAT BULUYOR"
Dokuma ürünlerinde kullanılan iplerin hikayesini anlatan Feyyaz Atar, eski kazakların liflerinin daha sağlıklı olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Yaklaşık 30 senedir bu işi yapıyoruz. Amcamın vesilesiyle dokuma tezgahına girdim, bir daha da bırakmadım. Genelde eski kazak söküntülerini kullanıyoruz. Vatandaşlar söküp yumak haline getirip bize teslim ediyor; biz de bunlardan yolluk ve savan yapıyoruz. Kullanılmış kazaklar boyasını tamamen akıttığı için kimyasal barındırmıyor, bu yüzden astım ve bronşit hastaları bu dokumaları özellikle tercih ediyor."

GÜNDE 5-6 METRE DOKUYOR, ŞEHİR DIŞINDAN SİPARİŞ ALIYOR
Geleneksel tezgâhta çift mekik tekniğiyle çalıştığını ifade eden Atar, günlük üretim temposunu ve ürün çeşitliliğini aktardı:
"Günde 5-6 metre yolluk dokuyabiliyoruz. Sedirlerin üzerine serilen tek savan modellerimiz ve çift mekik kilimlerimiz var. Bizi bilen eski müşterilerimiz sipariş vermeye devam ediyor, hatta şehir dışından bile talep geliyor."

KOZAN'DA SADECE İKİ USTA KALDI: "ÇIRAK BULAMIYORUZ"
Geçmişte evlerde kadınların sıklıkla dokuma yaptığını ancak tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle eski kıyafetlerin artık doğrudan çöpe atıldığını vurgulayan Atar, çırak yetişmemesinden yakındı:
"Burası 10 metrekarelik bir dükkan; iki kız çocuğumu bu tezgahtan kazandığımla büyüttüm. Ancak ilçede dokumacılık yapan sadece iki kişi kaldık. Diğer meslektaşım da bir iki yıla bırakabilir, tamamen tek kalabilirim. Gençler geleceğini görmediği için bu işe girmek istemiyor, çırak bulamıyoruz. Aslında kadınlar öncelik verse bu zanaat rahatlıkla yürür ama başında işi bilen bir usta olması şart."

