Muğla sınırları içerisinde yer alan Güvercinlik Koyu otel projesi, aradan geçen yıllara rağmen çevre tartışmalarının merkezinde kalmaya devam etti.
2004 yılına ait uydu görüntüleri incelendiğinde, vadilerin derinliklerine kadar uzanan orman vasfını yitiren araziler henüz el değmemiş durumdaydı.
Ancak Muğla orman yangını sonrası yapılaşma süreci, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Bölgenin geçirdiği büyük yangın felaketinden sonra Bodrum lüks otel inşaatları ile kaplanması, koruma statülerinin sorgulanmasına yol açtı.

YEŞİL VADİDEN BETON BLOKLARA GEÇİŞ
Bodrum ilçesinin girişinde yer alan ve doğal güzelliğiyle bilinen Güvercinlik, 2004 yılında sık makilik ve kızılçam ağaçlarıyla kaplı bir Akdeniz ormanıydı.
Vadilerin içindeki gölge alanlar, bölgenin ekolojik dengesi için hayati önem taşıyordu.
Fakat 2007 yılında çıkan ve rüzgarın etkisiyle geniş bir alana yayılan yangın, yaklaşık 250 hektarlık yeşil alanı küle çevirdi.
O dönemde yapılan resmi açıklamalarda, yanan sahaların anayasa koruması altında olduğu ve kesinlikle başka amaçla kullanılmayarak yeniden ağaçlandırılacağı vurgulandı.
İŞ MAKİNELERİ ORMANA GİRDİ
Yangının hemen ardından bölgenin rehabilitasyonu beklenirken, süreç farklı işledi.
2014 yılına gelindiğinde, yanan alanlar üzerinde iş makinelerinin çalışmaya başladığı ve büyük ölçekli hafriyat işlemlerinin yapıldığı görüldü.
Uydu haritaları üzerinden yapılan incelemelerde, arazinin kademeli olarak şantiye sahasına dönüştüğü belgelendi.
Bölgedeki doğal dokunun yerini, zamanla devasa beton yapılar, asfalt yollar ve yapay peyzaj düzenlemeleri aldı.

LÜKS OTEL TARTIŞMALARI VE SAVUNMALAR
Günümüzde bölgeye bakıldığında, 10 yıl öncesine kadar orman olan arazide artık Lujo Hotel Bodrum gibi lüks konaklama tesisleri hizmet veriyor.
Yetkililer, söz konusu alanların turizm tahsisatının yangından çok daha önce, 1980'li ve 90'lı yıllarda yapıldığını ve yangınla bir ilgisinin olmadığını belirtti.
Ancak kamuoyu vicdanında, yanan alanların üzerine otel yapılması, orman kanunları ve çevresel adalet açısından endişe yaratmayı sürdürdü.
YAPAY PEYZAJ DOĞANIN YERİNİ TUTMUYOR
Bölgede faaliyet gösteren turizm tesislerinin bir kısmı, uluslararası çevre sertifikalarına sahip olduklarını ve sürdürülebilirlik ilkelerine sadık kaldıklarını iddia etti.
Buna karşın çevre bilimciler, orijinal orman ekosisteminin yok edilerek yerine yapay peyzaj alanlarının oluşturulmasının, biyolojik çeşitlilik kaybını telafi edemeyeceğini hatırlattı.
Doğal mirasın korunması yerine rant odaklı bir yaklaşımın benimsenmesi, gelecek nesillere bırakılacak çevre emaneti konusunda soru işaretleri oluşturdu.
2040'ta su kıtlığı çeken ülke olacağız! Mevcut su politikaları kuraklığı önleyemez
