İbrahim Kaboğlu: 2017 kurgusu olmasaydı, böyle bir tartışmayı yapmıyor olacaktık.

Elif Çakır ve Yıldıray Oğur’un sunumuyla ekranlara gelen Bi’ Karar Ver, KARAR TV’deki yayın hayatına devam ediyor. Programın 27 Kasım Pazartesi günkü konuğu, Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu oldu. Türkiye’de yaşanan yargı krizine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Kaboğlu, ‘2017 kurgusu olmasaydı, böyle bir tartışmayı yapmıyor olacaktık.’ ifadelerini kullandı.

MUSTAFA SİVİŞ

KARAR TV ekranlarında Elif Çakır ve Yıldıray Oğur’un sunduğu Bi’ Karar Ver, Türkiye ve dünya gündeminin nabzını tutmaya devam ediyor. Programın 27 Kasım 2023 Pazartesi günkü konuğu, Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu oldu. Türkiye’de yaşanan yargı krizine ilişkin kritik değerlendirmelerde bulunan Kaboğlu, ‘2017 kurgusu olmasaydı, böyle bir tartışmayı yapmıyor olacaktık.’ şeklinde konuşarak mevcut sorunun temeline işaret etti.

İşte, Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun konuya dair birbirinden önemli yorumları…

ELİF ÇAKIR VE YILDIRAY OĞUR: TÜRKİYE’DEKİ YARGI KRİZİ NE OLACAK?

‘Karışı karşıya olduğumuz durum hukuk diliyle cevaplanacak bir şey değil. Karşılaştığımız sorun büyüktür. Anayasa hukukun omuriliğidir. Siz anayasaya uymazsanız hukuku da tanımıyorsunuz demektir. Devlet anayasa ile doğar, anayasa ile yaşar. Bugün anayasayı koruyacağız ve devleti yaşatacağız derken anayasaya karşı bir kalkışma çıktı. Bu dağdaki çetelerin yaptığı bir şey değil, bu en üst yargı organlarından birinin Anayasaya meydan okumasıdır.

Kanun, AYM kararları bağlayıcıdır ve kaynağını Anayasa’dan almayan hiçbir yetki kullanılmaz diyor. Bu ihlal karşısında Cumhurbaşkanı’nın ve diğer yargı organlarının yapması gereken, AYM kararlarını tanımak ve uymaktır. Eğer Yargıtay 3.Ceza Dairesi AYM’nin kararlarını tanımazsa kendi kararlarını da meşruluk açısından tartışmaya açmıyor mu? Açıkça ‘Ben Anayasayı tanımıyorum’ diyor.

Eğer “Savcı görevlendirilmiş ve ne yapacak” diye bir tartışmaya girersek, o zaman sanki savcının görevlendirilmesi anayasal çerçevedeymiş ve yoluna devam etmesi anayasal bir görevmiş gibi meşrulaştırıcı bir tutum içerisine girmiş oluruz. Bence savcının görevlendirilmesi iyi bir durumdur, hiçbir şey olmayacaktır. İyi ki elinde polis yok. Ellerinde bunlar olsaydı bu süreç korkutucu bir yere giderdi ama neyse ki bunlar yok.

Esasen 2017 kurgusu olmasaydı, böyle bir tartışmayı yapmıyor olacaktık.’

1-7.jpg

ÇAKIR: AYM, CAN ATALAY DAVASINDA AKTİVİZM Mİ YAPTI?

'Ya Yargıtay 3.Ceza Dairesi aktivizmin ne olduğunu bilmiyor ya da aktivizm sözcüğünü kullanarak bunun suç teşkil eden bir karar olduğu tarzında bir algı yaratmak istiyor. Ama AYM’nin bu kararında aktivizm yoktur, burada 14.maddeyi uyguluyor. Fakat AYM’nin yapmadığını Yargıtay yapıyor. Kendini kanun koyucu yerine koyuyor. Yargıtay açıkça AYM’yi tanımıyor.'

OĞUR: AYM NE YAPABİLİR?

'Adalet Bakanlığı "Yetki uyuşmazlığı var" diyor. Ama böyle bir şey yok ortada. Anayasa’nın ihlali var açıkça. Bu açıdan 4.Ceza Dairesi’ne başvuru yapılmasını çok doğru bulmadım. Ama orada 2 yargıcın hukuku dile getirmesi çok önemli oldu. Demek ki hukuku dile getiren üyeler hala Yargıtay’da var, bu da bizim için sevindirici bir şey. Geçen hafta avukatı ile görüştüğümde AYM’ye başvuracağını dile getirmişti. Şunu da önerdim, “AYM’den kararın uygulanmasını tahliye açısından infaz hakimliğine göndermesini de talep edin” demiştim. Şimdi AYM, bir kez Yargıtay kararının açıkça Anayasa’nın ihlali olduğunu saptamak zorunda. Yargıtay 3.Ceza Mahkemesi’nin verdiği karar Anayasa açısından yok hükmündedir.

AYM bunları yeniden toparlayacaktır. Benim önerim tahliye verdiği kararı infaz hakimliğine göndermesidir. AYM’nin bu yeni kararı sonrasında artık Yargıtay’ın, yürütmenin yani Cumhurbaşkanlığı’nın ve diğer yetkili kurumların yapacağı ya konuşmamak ya da konuşuyorlarsa da Anayasa kurallarının uygulanması için konuşmaları gerekiyor. Krizi ancak bu şekilde aşabiliriz.'