300 yıllık çeşme 90 günlük ihmal

300 yıllık çeşme  90 günlük ihmal

300 yıllık İshak Ağa Çeşmesi’nin yok edildiği haberimizin ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü bir açıklama yaparak sorumluluğun kendilerinde olmadığını belirtti. İBB Miras’ın paylaştığı belgeler, ecdat yadigârının bizzat Vakıflar’ın mülkiyetindeki caminin avlusunda; imam ve muhtar eliyle söküldüğünü, bürokrasinin ise bu kıyıma 90 gün boyunca seyirci kaldığını ortaya koydu. Ortaya çıkan bu tablo, kurumlar arası koordinasyonsuzluğun ötesinde, tarihi eserlerdeki denetim felaketini gözler önüne serdi.

Osmanlı medeniyeti, bir yönüyle de bir ‘su medeniyeti’dir. Şehrin her köşe başına bir mühür gibi vurulan çeşmeler, sadece susuzluğu gidermek için değil; taşın sanata, suyun estetiğe dönüştüğü birer vakıf nişanesi olarak inşa edilmişti. Bugün meydanlarda “Ecdat yadigârını ihya ediyoruz” cümlelerini kurmak kolayken, o çeşmelerin ruhunu ve tarihini koruyamayan halimiz işin arka planının hiç de öyle olmadığını gösteriyor.

Önceki gün bu sütunlarda ve KARAR’ın manşetinde, Beykoz Yalıköy’deki 300 yıllık İshak Ağa Çeşmesi’nin başına gelenleri, tabiri caizse bir ‘mermer cinayetini’ gündeme getirmiştim. Haberi hazırlarken konuyla ilgili Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bir mail yollamış, bilgi istemiştim. Tabii her zamanki gibi yanıt alamadım. Restorasyon adı altında yok edilen, kendine has karakterini yitirip yerine yeni yetme bir mermer kütlesi kondurulan çeşme haberimiz ses getirince, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden bir sosyal medya açıklaması geldi.

VAKIFLAR: “SORUMLULUK BİZDE DEĞİL”

Vakıflar Genel Müdürlüğü yaptığı açıklamada; mülkiyeti kendilerinde olan Serbostani Mustafa Ağa Camii duvarına bitişik bu çeşmenin sorumluluğun İBB’de olduğunu savundu. Açıklamada, “İBB tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları neticesinde tescilli eserin özgün yapısının bozulduğu tespit edilmiştir” ve “Konuyla ilgili İBB nezdinde gerekli girişimlerde bulunulacaktır” ifadelerine yer verildi.

Ancak perde arkasından gelen belgeli ve kanıtlı bilgiler, konuyu tam bir ‘restorasyon polisiye’sine dönüştürüyor. Zira, Vakıflar’ın bu açıklamasının ardından İBB Miras tarafından paylaşılan belgeler, olayın anlatılandan çok farklı geliştiğini gösteriyor: Meğer yaklaşık üç ay önce mülkiyeti Vakıflar’da olan caminin imamı ve mahalle muhtarı, hiçbir merciden izin almadan cemaatten para toplayıp “yeni bir çeşme yapacağız” diyerek 300 yıllık yadigârı yerinden söktürmüş. O sırada rutin bir denetim sırasında olay yerine giden İBB Miras ekipleri durumu tespit edip, tarihi çeşmenin orijinal parçalarını da yeni mermer kütleyi yapan ‘ustanın elinden’ son anda kurtarıp tutanakla muhafaza altına almış.

Daha da vahimi; İBB bu skandalı o günlerde, yani ta Ocak ayında tespit edip bildirdiği halde, ‘koruma’ görevini üstlenen kurul üç ay boyunca konuyla hiç ilgilenmemiş. Yani kurumlar arasındaki bu ‘iletişim eksikliği’ ve denetim boşluğu, 300 yıllık bir tarihin sessizce yok edilmesine zemin hazırlamış.

SİSTEMİN BOŞLUĞUNDA KAYBOLAN TARİH

İşte tam burada sormak gerekiyor: Son dönemde Galata Kulesi’nden Yerebatan Sarnıcı’na kadar birçok eserin mülkiyetini üstlenen Vakıflar Genel Müdürlüğü; kendi mülkiyetindeki caminin duvarındaki, burnunun dibindeki 300 yıllık bir Osmanlı yadigârı sökülürken neden haberdar edilemedi? Mesele büyük eserlerin yönetimi olduğunda cevvalleşen bürokrasi, Beykoz’da bir tarih sessizce yok edilirken nasıl bu kadar kör ve sağır kalabildi? Kendi camisinin avlusundaki tescilli eserden haberdar olamayan bir sistemin, olay patlayınca sorumluluğu, üstelik ne olup bittiğine dair hiçbir araştırma yapmadan başka bir adrese yüklemesi, sorunu çözmekten ziyade üzerini örtmek değil midir?

BU SORULARIMIZ DA CEVAP BEKLİYOR

Bu durumda bize de şu soruları da sormak kalıyor: Bir cami imamı ve muhtar, Koruma Kurulu onayı olmadan, Vakıflar’ın mülkündeki tescilli bir eseri nasıl olur da yerinden söküp, atabilir? Vakıflar, her gün yeni bir eserin mülkiyetini devralırken; gerçekten bu devasa envanteri denetleyecek yeterli teknik kadroya ve yerel denetim mekanizmasına sahip mi? Koruma kurulları, bir ‘tarih sökme’ ihbarına cevap vermek için neden üç ay bekliyor? Gerçekler belgeleriyle ortadayken, kurumların birbirini suçlaması yerine, bu ihmaller zincirinde sorumluluğu olanlar hakkında idari bir işlem yapılacak mı?

İBRAHİM HİLMİ TANIŞIK OLSA...

Öte yandan, İstanbul’un özensizlikler yüzünden yok olan çeşmelerinin kayıtlarını bugün merhum İbrahim Hilmi Tanışık’a borçluyuz. Tanışık, o meşhur eserini hazırlarken eminim bugün Beykoz’daki çeşmenin yerine kondurulan sakil mermer yığını görse, “Evladım ben bunları gelecek nesiller tanısın diye yazdım, siz ise tanımamak için elinizden geleni yapmışsınız” derdi.
Özetle, çeşme kültürümüz, Osmanlı’nın o eşsiz hayır geleneğinin en zarif yansıması. Vakıflar Genel Müdürlüğü, bu hayır zincirinin bugüne ulaşmış en önemli halkasıyken, burnunun dibindeki katliamı üç aydır görememiş, koruma kurulu meselenin üzerinde durmamış ise; bu sistemin işleyişini sorgulamak artık bir zorunluluk. Öyle ya, kendine hayrı olmayan bir denetim mekanizmasının, ecdadın hayratına nasıl hayrı dokunsun?

BELGESİYLE SKANDALIN KRONOLOJİSİ: ÜÇ AYLIK ‘KORUMA UYKUSU’

Yaşananların ardından edindiğim, İBB Miras tarafından Koruma Kurulu’na gönderilen resmi yazışmalar ve tutanaklar, 300 yıllık İshak Ağa Çeşmesi’nin nasıl bir vurdumduymazlığa kurban edildiğini adım adım deşifre ediyor. Belgelere yansıyan süreç, 14 Ocak 2026’da İBB ekiplerinin tescilli çeşmenin yerinden izinsiz söküldüğünü ve bir mermer atölyesinde parçalandığını suçüstü tespit etmesiyle başlıyor. Orijinal parçalar, tarihe daha fazla zeval gelmemesi için aynı gün tutanakla muhafaza altına alınıyor. Bir gün sonra, 15 Ocak’ta Koruma Kurulu’na durum tüm detaylarıyla bildirilerek sorumlular hakkında yaptırım isteniyor. Ancak ne yazık ki sistemin hızı, tarihin yok edilme hızıyla yarışamıyor. Kurul, 28 Ocak’ta gönderdiği cevapta konuyu ancak ‘gündeme alınca’ değerlendirebileceğini bildirerek bir nevi zamana yayıyor. İBB’nin 10 Şubat’ta fotoğraflar, yeni kondurulan sakil mermer yığını ve tutanaklarla yaptığı ikinci ‘acil’ uyarısına rağmen, dosya tam üç ay boyunca o tozlu raflarda bekletiliyor. Nihayet 15 Nisan 2026’da toplanan Kurul, suç duyurusu kararını ancak üç ay sonra çıkarabiliyor. Yani 14 Ocak’ta tutanağı tutulan o ‘cinayet’ için devletin ilgili kurumunun karar alması tam 90 gün sürüyor. Bütün bunların ardından gelen güzel haber ise şu: İBB Miras, eski çeşmeyi restore edip yerine geri yerleştirerek bu ayıbı ortadan kaldıracak.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN