Bergen affetse de devlet affetmesin

Bergen affetse de  devlet affetmesin

Eski eşi tarafından kurşunlanarak öldürülen, Türkiye’nin sayısız ‘kadın kurban’lardan biri olan ‘Acıların Kadını’ Bergen’in yaşamı beyazperdede. Filmde sanatçı ve eski eşi rollerinde Farah Zeynep Abdullah ve Erdal Beşikçioğlu izleyiciyi koltuğuna mıhlayan oyunculuklara imza atıyor. Kadına yönelik şiddetin beyazperdeye başarılı bir şekilde aktarıldığı film, son sahnede eski eşin sadece 7 ay hapis yattığını aktardığında ise salonda izleyiciler hep bir ağızdan aynı soruyu soruyor: Adalet bu mu?

SALİHA SULTAN

Bugün 8 Mart, Dünya Kadınlar Günü. Televizyonlarda, gazetelerde, sosyal medyada binlerce kadın hikayesi önümüze gelecek. Kocasının, sevgilisinin, babasının, ağabeyinin şiddetine maruz kalan, iş ve sosyal yaşamda birçok mağduriyet yaşayan bütün kadınlar için üzüleceğiz. Şimdi şöyle bir kadın düşünün: Terk ettiği ve barışmayı kabul etmediği eski kocası tarafından bir gece vakti yüzüne kezzap atan bir kadın. O kadın şarkıcı Bergen. Yaşadığı bu trajedinin ardından bir gözünü kaybeden Bergen, iki yıl sonra sahnelere dönmeye cesaret edebildi. Kocası tarafından kör edilen gözünü ışıltılı bantlarla kamufle eden Bergen’in hayranlarına ilk sözü ise şu oldu: “Beni dinleyin ama benim için üzülmeyin!” Ardından, şu an sinemalarda vizyonda olan Bergen filminde sanatçıyı sahnede ‘Benim İçin Üzülme’ şarkısını söylerken görüyoruz. Kumral saçları artık sarıdır ve üzerine kar gibi beyaz bir elbise giymiştir. Yaşadığı acılar onu değiştirmiştir. Bugünlerde izleyen herkesin dilinde olan Bergen filmi, az önce bahsettiğim bu performansın kulis görüntüleriyle başlıyor. Kuliste, küllerinden yeniden doğan bir kadın görüyoruz. Yani Bergen’in artık ‘Acıların Kadını’ olduğu o anı. Sahneye çıktığında ise o artık güçlü bir kadın. Bu sahneden önceki her sahne ise keşke hiçbir kadın acılarla güçlenmese dedirtiyor insana.

Bergen, arabesk müziğin 80’li yıllarına damga vuran, 1989’da eski kocası tarafından kurşunlanarak öldürülen bir sanatçı. Film, sanatçının ölümünden 33 yıl sonra hayatını beyazperdeye taşıyor. Türk sinemasında biyografik yapımlar her zaman birçok tartışmaya neden olsa da, Bergen filmi için bu tartışmaları yapmak manasız. Film, kalbe tam anlamıyla dokunuyor. Geri her şey anlamsız kalıyor. Çünkü, beyazperdede izlediğimiz hikaye kendisi bir şiddete maruz kalmasa bile, annesinin, ablasının, arkadaşının yaşadıklarına tanık olan izleyici için ne eksik, ne fazla. Öte yandan arabeskin kraliçesi Bergen’in yaşamı, Türkiye’de ‘arabesk’ bulunan, otoritelerce dinlenmeyen, birçok kurumda baştan savılan bütün kadınların anlatmak istediğini tek kalemde herkese anlatıyor.

Mersin’den Ankara’ya, Ankara’dan Adana’ya uzanan sanatçının yaşamı, geçmişte de günümüzde de var olan kadına yönelik şiddetin Türk sinemasında bugüne kadar çekilmiş belki en net ve etkileyici resmi. Senaryoda ne bir ajitasyon var, ne bir edebiyat parçalama. Filmde Bergen’i canlandırmanın ötesinde adeta yaşayan Farah Zeynep Abdullah’ın göz dolduran performansı bir yana, ‘eski koca ‘Halis’ karakterine hayat veren Erdal Beşikçioğlu’nun performansı bir yana. Bu karaktere ‘psikopat’ veya ‘sadist’ olarak tanımlayıp, geçmek ise hafif kalır. Çünkü Halis, kadına yalan söylemeyi, aldatmayı, dövmeyi, sövmeyi, aşağılamayı, insan yerine koymamayı normal kabul eden ve ne yazık ki bu davranışları ile toplumda ‘erkek’ kabul edilen buz dağının sadece görünen yüzü. Beşikçioğlu bu rolü öyle başarılı canlandırıyor ki, her mimiği, her bakışı hayatında en az bir kez böyle bir ‘erkekle’ karşılaşan herkese tanıdık geliyor. Eline bir masa örtüsünü sararak yatak odasına kaçan Bergen’i dövmeye gidişi, ertesi gün elinde bir demet gülle gelerek ‘Bir daha sana elimi sürersem’ dedikten sonra kadın kendisini affettikçe dayağın dozunu günden güne artırışı… Hepsi çok tanıdık.

a26.jpg

ERKEK CİNSİ İÇİN MUHTEŞEM BİR ‘AYNA’

Filmdeki en can alıcı sahnenin kocası Halis’in Bergen’i yatak odasında dövdüğü sahne olduğunu söyleyebilirim. Filmi ortaklaşa yöneten Caner Alper ve Mehmet Binay’ın şiddetin pornografisinden kaçınma tercihleriyle takdiri hak ettiği bu sahne, filmi izleyen erkek cinsi için tam bir ayna. Bergen’in buzlu camla kaplı o kapının ardında kocasından hunharca dayak yediği bu sahneyi izleyen bir erkeğin hayatında bir kadına şiddet uygulamamışsa, o an asla uygulamamaya and içtiğine, uygulamış ise oturduğu koltukta yer yarılsa da dibine girsem duygusuyla oturduğuna eminim. Filmin en önemli mesajı ise Halis’in bir hemcinsiyle sohbetinde gizli. Halis’in, peşinden koştuğu halde artık kendisini istemeyen Bergen’in ardından bir hemcinsine atıp tuttuğu, ‘kuyruğu hala dik tuttuğu’ o sahne. ‘O bana yalvardı. Acıdım buna ben, ondan evlendim’ diyor arkadaşına burada, sonra milyonlarca kadını mağdur eden bir zihniyetin özeti olan şu öğüdü veriyor: ‘Kadın dediğin ceylandır, yani avdır. Avlayacaksın ama gözünün içine bakmayacaksın, bakarsan av olursun’.

Özetle, meşhur ya da sıradan, eğitimli ya da eğitimsiz, pavyonda ya da evinde, ışıltılı kıyafetler ya da basmalar içinde, meziyeti olan ya da olmayan fark etmiyor. Bergen’in filmi bize, Türkiye’nin kanayan yarası kadına yönelik şiddetin resmini bütün detaylarıyla çiziyor. Öte yandan, hafta sonu filmi izlediğim sinema salonunda bütün koltuklar doluydu. İzleyicilerin çoğunluğu ise çiftlerden oluşuyordu. Nefesleri kesen filmin sonunda, ekrana gelen bilgiler ise kan dondurucu. Son sahnede, Bergen’in sesinden ‘Sen Affetsen Ben Affetmem’ şarkısı eşliğinde koltuğuna mıhlanmış, kimi salondan ayrılmak için yerinden doğrulan izleyicinin Bergen’i öldüren katilin sadece 7 ay hapis yattığını öğrendiğinde salonda yankılanan cümleler şuydu: ‘Adalet bu mu ya! Adalete bak!” Evet, ne diyordu Bergen, ‘Beni dinleyin ama benim için üzülmeyin!’ Bergen filmine gidin, yaşamını izleyin. Bu arabesk hikayeyi dinleyin, ama üzülmekle kalmayın. Bergen’i dinleyin ve sonra dönüp kadına yönelik şiddete karşı bugünkü adalet sistemi ne ceza kesiyor, onu sorgulayın.

ber.jpg

BERGEN FİLMİ HAKKINDA: 30 YAŞINDA 6 KURŞUNLA SON BULAN BİR HAYAT

Caner Alper ve Mehmet Binay’ın yönettiği Bergen filminin senaryosunda Yıldız Bayazıt ve Sema Kaygusuz’un imzası bulunuyor. Görüntü yönetmenliğini Boşnak Mirsad Herovic’in üstlendiği filmin müziklerinde ise Mazlum ve Saki Çimen yaptı.

Farah Zeynep Abdullah’ın Bergen’i, Erdal Beşikçioğlu’nun eski koca Halis’i canlandırdığı filmde, Nergis Öztürk, Tilbe Saran, Şebnem Sönmez, Ali Seçkiner Alıcı, Ahmet Kayakesen gibi usta oyuncular da rol alıyor. Orkestra

Content yapımı filmde, annesiyle birlikte bir hayat mücadelesi veren, 23 yaşındayken evlendiği Halis Serbest tarafından önce dövülen, ardından yüzüne kezzap atılarak bir gözünü kaybeden Belgin Sarılmışel’in 30 yaşındayken eşi tarafından 6 kurşunla öldürülmesine kadar olan yaşam hikayesi beyazperdeye taşınıyor.

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar
YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
2 Yorum
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN