Hikmet Temel Akarsu'dan 'Bir buruk İstanbul' kitabı: Bâb-ı Ali’nin son demleri

Hikmet Temel Akarsu'dan 'Bir buruk İstanbul' kitabı: Bâb-ı Ali’nin son demleri

Hikmet Temel Akarsu, ‘Duygusal Kentler’ dizisinin ilk kitabı ‘Bir Buruk İstanbul’ ile okuru Bâb-ı Âli’nin tozlu hanlarından Cihangir’in eski sokaklarına uzanan hüzünlü bir yolculuğa çıkarıyor. Matbuatın terk ettiği semtlere bir ‘ağıt’ niteliğindeki eser; 80’li yılların edebi dostluklarını ve şehrin saklı ruhunu odağına alıyor. ‘Pazarlamacı edebiyatın’ gürültüsüne karşı has edebiyatın safiyetini savunan Akarsu, Bursa’dan Kayseri’ye uzanan hikâyeleriyle zamana zarif bir şerh düşüyor.

80 ile ‘90 arasındaki Bâb-ı Âli’de bir Hikmet Temel Akarsu’nun edebiyat sevgisi hepimizden farklıydı. Mimarlık okumuştu ama edebiyatı mimarlıktan daha fazla sevdiğinden hiç mimarlık yapmadı, yaşamı boyunca sadece edebiyatla uğraştı. Ben bir türlü sevemediğim hukuk tahsil etmiştim ama asla Hikmet Temel gibi dik duramadım, bu yüzden de medâr-ı mâişet derdiyle içimde otuz yıldan fazla bir ‘cehennem’ yaşadım.

26kr2-bir-buruk-istdanbul.jpg

Hikmet Temel’in ‘Duygusal Kentler’ dizisinin ilk kitabı olan ‘Bir Buruk İstanbul’u okurken, aklım hep ‘80’lerin Bâb-ı Âli’sine kaydı. Yıkıldı yıkılacak hanlardan çıkan Adnan Özer, Metin Celal, Enver Ercan, Hikmet Temel, Cengiz Öndersever, Hüseyin Köse, Mehmet Müfit, Kubilay Ünsal ve Oktay Taftalı bir kandilli selâm verip, ‘Bir Buruk İstanbul’un sayfalarını benimle birlikte çevirdiler. Kitapta benim kuşağıma temas eden harika hikâyeler var. Örneğin, ‘Barba Niko’daki kahramanın bezm-i mey huysuzluğunu kendimden bildiğimden çok eğlendim. ‘Bab-ı Âli’nin Son Demleri’ aslında edebiyatın ve matbûâtın terk ettiği Bâb-ı Âli’ye bir ‘ağıt’, dönüp dönüp okudum. Kulis’teki tiyatro efrâdını, Papirüs ve Çiçek’teki sinema entelijansiyasını ben de bilirim ama hiç ‘gecelerin adamı’ olmadım. ‘Karlı Gecelerde Şafak Sökmüyor’, benim bildiğim Cihangir’den sonrası, ben Ahmet Zeki Pamuk orada oturduğundan fakülte yıllarımdan ‘köy hâli’ni bilirim, Hikmet Temel’in yazdığı ‘işgal edilmiş’ Cihangir. ‘Kayseri Evleri’ hikâyesinde daha eskilere gittim, Mehmet Ulukan arkadaşımız Kayseri’de üsteğmendi, Sefa Kazan da astsubaydı. Bir iki hafta sonunda Erciyes’e tırmanmak bahânesiyle onlara gitmiş, Hikmet Temel’in anlattığı evleri gezmiştim. Orada yaşayan emekli emniyet müdürlerimizden Orhan Gazi Canbulat ağabeyime o evlere ne olduğunu soracağım da, nedense unutuyorum. ‘Şiirsel Otel’deki şehri iyi bilirim, on bir sayfalık hikâyede bir zamanda yolculuğa çıktım. ‘Sislitepe’ çok acıklı, bir ara hikâyenin alt katmanını Hikmet Temel’den dinlediğimi anımsıyorum. Hikmet Temel’in ‘Bursa, Bir Edebî Mahfile Giden Yol’ hikâyesindeki Bursa için ‘Edebiyatın en saf, en savunmasız, en adanmış figürleri orada’ tesbitine katılıyorum. Bursa’da Adnan İslamoğulları, Halil Ziya Doğruöz, Nevzat Çalıkuşu, M. Sedat Sert ve Ekrem Hayri Peker var.

Hikmet Temel’in kitabı Metinlerarası’nın ‘Edebiyat Mutfağı’ dizisinden çıktı, biliyorum kapitalist edebiyat pazarının simsarları ve kifâyetsiz muhteris takımı ‘Bir Buruk İstanbul’u yok sayacak, Allah’tan da öyle yapıyorlar, onlar sayesinde ‘Has Edebiyat’ ile ‘Pazarlamacı Edebiyat’ ayrımı artık büyümeye başladı. Hikmet, aman ha, orada, doğru yolunda kal!

HANEDANIN EN AYKIRI ŞEHZÂDESİ

26kr2-abdulkadir.jpg

Timaş Yayınları’nın ‘Tarih Kitaplığı’ dizisinden Ali Akyıldız’ın ‘Abdülkadir’ kitabı çıktı. II’nci Abdülhamid’in oğlu olan Şehzâde Abdülkadir Efendi, politik hırsları olmayan biri olarak tanınmıştı. Politikayı değil, kadınları ve şen şakrak bir yaşam tarzını sevmişti, bu yüzden hanedan mensûblarının anılarında yaşamı ve kişiliği biraz sislenmiştir. Vâlidesi, Kabartey-Gürcü asıllı Bidar Kadınefendi’ydi, vaktiyle onu Ziya Şakir’den okumuştum. Pederinin tahttan indirilmesinden sonra Abdülhamid ile hiç görüşmeyen Şehzâde, ne vâlidesinin ve ne de pederinin cenâzesinde bulunmamıştır. Pederinin yerine tahta oturtulan amcasını da tebrik etmemiştir. Onun yaşamına giren kadınların sayısını sıhhatli bir biçimde tesbit etmek maalesef artık pek mümkün görünmüyor. Nikâhlandıkları tamam da, Beyoğlu ve Fenerbahçe âlemlerindeki metresleri mesele. Arkiro, Naciye, Mari, Adel, Lili, Olga, Hıristine, say say bitmez. Abdülkadir, muhtemelen hanedanın en farklı karakteriydi, sevmeyeni çoktu, ama bir o kadar da seveni vardı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında sürgündeyken Sofya’nın bombalanması sırasında çıkan panik esnâsında kalp krizinden beş parasız hâlde vefât etti. Alın size, Ali Akyıldız’dan çok etkileyici ama farklı bir hanedan hikâyesi. Çok sevdim, onunla aynı günlerde okuduğum Turan Akıncı’nın ‘Saltanatın Sonu’ kitabınıysa önümüzdeki haftaya bırakıyorum.

ÇANAKKALE’NİN KAYIP CERİDESİ GÜN YÜZÜNE ÇIKTI

26kr2-33-alay.jpg

Erdal Kabatepe ağabeyimizin ‘33’üncü Alay Çanakkale’de’ kitabı benim için büyük sürpriz oldu. Erdal Kabatepe, Çanakkale şehidlerimizden 33’üncü Alay komutanı Binbaşı Ali Faik Bey’in torunudur. Kitapta Binbaşı Ali Faik Bey’in Çanakkale ceridesi, 33’üncü Alay’ın ceridesi ve 33’üncü Alay’ın harp takrirleri tam metin olarak yer alıyor, onlardan 33’üncü Alay’ın ceridesini ise ilk defa okuyoruz. Milli Savunma Bakanlığı’ndaki toplam zâyiâtımızın eksik olduğunu yazıp duruyoruz, biliyorsunuz 56 bin 756 şehit deniyor. Oysa, 251 bin 359 çıkıyor. Biliyorsunuz, 33’üncü Alay ile ilgili de bir yığın mesnedsiz iddialar da var, ilk defa yayınlanan 33’üncü Alay ceridesi işte bu iddiaları çürütüyor, muharebelerin hakikatını ortaya çıkarıyor. 33’üncü Alay Çanakkale’ye 26 Nisan’da üç bin mevcûtla katılmış, 4 Mayıs’a kadar 1.498 kayıp vermiştir. 10 Mayıs’ta alaya bin kişilik yeni katılım olmuşsa da, 28 Haziran’da mevcudu 939 kişiye düşmüştür. Bu tarih itibâriyle kayıp sayısı 3 bin 698’dir. Kitap Vizyon Basımevi’nden. Ancak, ‘para ile satılmaz’ ibâresini gördüm, bu ise ben de böylesine önemli bir kitabın kitlelere ulaşmayacağı için ‘görülmeyeceği’ endişesini yarattı. Öyle de olacağından emînim. Oysa, bu kitap herkesin kitaplığına girmelidir, bilhâssa da atalarından Çanakkale’de, Galiçya’da, Filistin’de, Kafkasya’da ve Millî Mücâdele’de şehidi bulunanlardan herkesin. İş Bankası, VakıfBank, Yapı Kredi, Ötüken, Timaş, Kırmızı Kedi ve Remzi gibi yayınevlerine bu eşsiz kitabın yeni ve herkese ulaşacak baskısını öneriyorum.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN