Elyesa Koytak’ın VakıfBank Kültür Yayınları’ndan çıkan kitabını bir çırpıda okudum. Cemal Süreya’nın şiirlerinden sonra dönüp tekrar… İkinci Yeni’nin doğuşunu Demokrat Parti iktidarına bağlayanlara hak vermeyen Elyesa Koytak’a bütün yüklemlerle katılıyorum: “Yeni bir şiir tarzının gelişmesi 1950 seçimlerindeki sandık güvenliğine bağlanamaz.” Pierre Bourdieu’dan “Habitus” kavramını ödünç alan Elyesa Koytak, Cemal Süreya özelinde İkinci Yeni şiirinin oluşum nedenlerini politik zeminde değil, şiiri yazan öznenin/şairin yetiştiği şartlarda ve edebiyat alanında… Düzeltiyorum: …sosyal/politik ‘zeminin de belirlediği’ şairin yetiştiği şartlarda ve edebiyat alanında arıyor: “Yenilik [yeni bir şiir dili, Ömer Faruk] habitusunda köklenir, habitusun alanla [edebiyat alanıyla, Ö.F] buluşmasında kuvveden fiile geçer.”
İkinci Yeni arifesindeki edebiyat alanının sınırlarını saptarken üç bayrak dikiyor Elyesa Koytak. Bir, sıradan insanın gündelik yaşamını konu edinen kuralsız, kafiyesiz Garip Şiiri. İki, Attila İlhan’ın imgeleme dayalı ideolojik romantizmi. Üç, Cahit Külebi gibi şairlerin yaygınlaştırdığı basit folklorcu pastoral temalar. İkinci Yeni işte bu edebiyat alanına bomba gibi düşecek, önce yadırganacak, sonra kabullenilecektir. Koytak’ın iddiası, Sezai Karakoç ile Cemal Süreya arasındaki “toplumsal kökenli poetik dostluğun” ‘Şiir Sanatı’ adlı dergide buluşarak aynı kuşaktan birçok şairi, edebiyat alanındaki hâkim etkilerden vazgeçirmesidir.
Cemal Süreya ve Sezai Karakoç’un “kendi öznelliklerini şiirde icat etmeye” başlayarak yeni bir dil geliştirdiklerini söylüyor Elyesa Koytak: “Süreya ve Karakoç örneğinde ezilen, bastırılan ve yersiz yurtsuzlaştırılan toplumsal köken, imge ve soyutlamadan oluşan yeni bir şiir biçimiyle geri dönmüştür.” Her iki şairin biyografilerini üst üste koyuyor. Ona göre Cemal Süreya’nın “habitus yankısıdır” Sezai Karakoç. Cemal Süreya 1931’te Erzincan’da doğmuştur, Sezai Karakoç 1933’te Diyarbakır/Ergani’de. Sezai Karakoç Cumhuriyet’in kültür devrimine muhalefet ettiği için itibarını kaybetmiş dindar Sünni bir ailede yetişmiştir. Cemal Süreya 1937/38’den sonra ‘yersiz yurtsuzlaştırılmış’ Kürt ve Alevi bir ailede. Gelenekle modernite, aileyle devlet, sözlü kültürle resmi eğitim arasında sıkışmış ‘makbul vatandaş’ olmayan bu iki isim periferiden merkeze gelerek onu dönüştürecektir. Dönüştürmüştür.
İkinci Yeni şiirini doğuran şey ne 1950’lerdir Koytak’a göre ne kentleşme ne Ankara ne Mülkiye ne de Garip Şiiri’nin tıkanmasıdır: “Habitusun kendi öznelliğinde ısrar etmesi, mevcut poetik ve politik şekillenmelere razı olmaması sayesinde yeni olan yoklanmıştır.” İkinci Yeni’ye yakıştırılan ‘yeni insan’ mefhumunu da tashih ediyor: “…Ankara’ya ve Cumhuriyetin kamusuna geldikçe rejimin şekillendirici tahakkümüyle karşılaşan ancak geldiği yeni yerde sıradanlaşmaya direnen insan…”
Kasım 2025’te, Enis Akın’ın kitabı vesilesiyle bu köşede şöyle yazmıştım: “1923’ten sonra muhalefetsiz aşırılığın inşa ettiği ‘yeni vatan/yeni sosyete/yeni devlet’ bir boşluk yaratıyor ya Türk insanının ruhunda: ‘Ankaralı/Mülkiyeli’ İkinci Yeni şairleri işte ‘bu boşluğu’ doldurmaya çalışıyorlar. Sivil alanda özgürce. Dilin imkânlarını zorlayarak.” Sonra da kendisiyle, toplumla, devletle ilişkisi farklı olan bu ‘yeni insanı/modern kişiyi’ edebiyatın içinden gören ilk romancımız olarak Yusuf Atılgan’ı işaret etmiş, K24’te yayınlanan ‘Cumhuriyet ve At’ başlıklı yazımda, Turgut Uyar’ın ‘Terziler Geldiler’ şiirine, tam bu noktadan hareketle yeni bir okuma biçimi önermiştim. Aynı yerdeyim.
Bu nedenle Elyesa Koytak’a ‘bütün yüklemlerle’ hak vermekle birlikte, yine de düşünmeden edemiyorum: Diğer İkinci Yeni şairlerinin ‘habituslarını’ yoklarsak aynı sonuçla karşılaşır mıyız acaba? 1927 Ankara doğumlu Turgut Uyar bir binbaşının oğludur. 28’li Edip Cansever Kapalıçarşı’da dükkân işleten bir tüccarın… Hem ‘makbul vatandaş’ tanımına aykırı değiller, hem de öyle periferiden falan gelmiyorlar. Bu iki şairi İkinci Yeni’ye ikna eden şey neydi peki? Turgut Uyar’ın Garip etkisindeki iki kitaptan sonra [1950’de ‘Arz-ı Hal’, 1952’de ‘Türkiyem’] ‘Dünyanın En Güzel Arabistanı’ ile İkinci Yeni’ye katıldığı çok açık. ‘Habituslarındaki’ hangi yatkınlıklar ‘Garip Şiiri’nden vazgeçirdi onları?
Elyesa Koytak buralara da bir açıklama getirseydi iyi olurdu, diyorum. Buluştuğumuzda kendisinden dinlemek isterim. Üzerine düşünmeli. İkinci Yeni eleştirilerine yeni bir bakış açısı kazandırdığı için sevdim yine de kitabı. Anlaşılan İkinci Yeni okumaktan da konuşmaktan da vazgeçemeyeceğiz daha bir süre. Ben memnunum. Ceplerim dolu şiirle.
