Raşit Ulaş'ın dördüncü şiir kitabı Ötüken Neşriyat etiketiyle raflarda: Şairleri neden öldürmeliyiz?

Raşit Ulaş'ın dördüncü şiir kitabı Ötüken Neşriyat etiketiyle raflarda: Şairleri neden öldürmeliyiz?

Şâirleri neden öldürmeliyiz? Raşit Ulaş, Ötüken Neşriyât’tan çıkan yeni kitabı ‘Daha Ne Anlatayım’da bu kışkırtıcı sorunun peşine düşerken, modern zamanların ikiyüzlü şâir figürüyle hesaplaşıyor. Aşkın, ihânetin ve geçim derdinin Türkçedeki saf karşılığını arayan Ulaş, okuru ‘ozan’ın gevezeliğinden ‘şâir’in derin yalnızlığına, sahici bir yolculuğa çıkarıyor.

'Öz Türkçeci’lerin şâir yerine ozan kelimesini koymaları beni hep rahatsız etmiştir. Çünkü, ikisi farklıdır, ozan muhtemelen Oğuz Türkçesine Moğolcadan geçen bir kelime, Oğuz Türkçesinde anlam değişikliğine uğramışsa da, ozan şehirleşmenin öncesindeki kırsalın çoğul gevezesidir, bütünüyle halk kültüründeki sözlü gelenekten beslenir; şâir ise şehrin veya şehir kültürünün adamıdır, yazılı edebiyatın tutunamayan yalnızıdır, kalabalıklarda yaşayamaz, kalabalıklarda birine tutunamaz.

10kr02manset.jpg
Giorgio Vasari’nin 1544 tarihli bu ikonik eserinde, İtalyan edebiyatının devleri Landino, Ficino, Petrarca, Boccaccio, Dante ve Cavalcanti’yi tasvir ediyor. Minneapolis Sanat Enstitüsü’ndeki tablo, Rönesans şair tipolojisinin ve entelektüel otoritenin en güçlü tasvirlerinden biri.

Raşit Ulaş’ın Ötüken Neşriyât’tan çıkan ‘Daha Ne Anlatayım’ isimli dördüncü şiir kitabını okurken bu ayrımı bir defa daha düşündüm. Raşit de haklı olarak ikisini ayırıyor, ancak şâiri kötülük metaforuyla başka bir dünyaya çekerken, şâirleri öldürmenin gerekliliğinden bahsediyor. Öldürmek, elbette ceza kanunlarında tanımlanandan farklı bir öldürmek, yaşam tarzlarını öldürmekten bahsediyor Raşit: ‘konferanslarda solcu ajanslarda kapitalist /sohbet ederken derviş yalnız kalınca iblis / işte bunlar yüzünden öldürmeliyiz onları’. Bu şâir figürü size de yabancı değil, büyük kısmı 12 Eylül sonrasının ‘yapısal münevver’i, reklam ajanslarından büyük paralar kazanırken bir ‘hâin’, holding dergilerine şiir yetiştirmeye çalışırken bir ‘işbirlikçi’, sistemin dayattıklarının yaşar kalıcılığını sağlarken ise bir ‘simsar’. 12 Eylül sonrasındaki kuşakların şâirleri sistemden bir kopuş arıyor ama tutundukları dalların veya örnek aldıkları isimlerin sağlamlıklarıysa şüpheli, işte onların cehennemi de bu. Bu sıkıntı bir parça Raşit’te de var, örneğin iki şiirine niçin ‘Self Domestication’ ve ‘Nerium Oleander’ gibi isimler koydun ki? İkisinin de dilimizde karşılıkları var, bana bu isimler ve kelimeler gümüzün ‘Darjanton’ şâirlerinden birini anımsattı, pek derin görünmek için sık sık diğer dillerden kelimeleri yazar o arkadaşımız, ibliscesine ne kadar anlaşılmaz olursa o kadar derin olduğunu yutturur salak cemaatlere, yahu ‘Zakkum’ demek varken niçin ‘Nerium Oleander’? Raşit, sen Türkçeyi iyi bilen ve iyi kullanan bir şâirsin, hiç gerek yoktu ‘Darjanton’ şiirinin bizden olmayan yapraklarına.

10kr02rasit.jpg
1987 Ankara doğumlu olan şair Raşit Ulaş; ‘İsimsiz Oğullar ve Tanrı Kuşları’, ‘Birçok Yolculuğun Tamamlanmamış Hikayesi’ve‘Kavga Başlıyor’ kitaplarının ardından, dördüncü şiir kitabı‘Daha Ne Anlatayım’ ile okuru selamlıyor.

‘BİZİM BÜTÜN AŞKLARIMIZ MEMLEKET GİBİ BİR ŞEY’

10kr02cerkes.jpg

Bana edebiyatta Soğuk Savaş terminolojisiyle düşmân kamplar icât etmeyin, edebiyatçının ‘sağcısı’ veya ‘solcusu’ olmaz, ‘on iki saat çalışıp on yedi bin iki lira alan insanlar varken / aşktan delirmek alçaklık değil de nedir / söyleyeyim / on yedi bin iki lira alıp delirmemek alçaklıktır’, işte bugün kapitalist edebiyat pazarında ‘sağcı’ veya ‘solcu’ diye bir kutup tarafından yok sayılan edebiyatçının asıl meselesi, ‘şimdi aşk şiiri mi yazarım memleket şiiri mi / hassiktir be oğlum ne fark eder / bizim bütün aşklarımız memleket gibi bir şey / bahtımıza düşen taşralı kızlar metropolde âşık olmayı beceremiyor’. Belli ki kadınların yaraladığı bir şâirdir Raşit Ulaş, ‘her adımda kadınlardan bir sargılı yara / acısız bir iz ihânetten arta kalan’ bir şâir, fotoğraflardan defalarca kovulmuş, peki böyle bir şâir yaşamaya devâm edebilir mi? Etmesine eder de, kendisine ihânet eden kadınları kireçle gömdüğü ölülerden sayması acı vericidir. Kelimelerle ustaca oynuyor Raşit, çünkü sönmemiş kireç bir yandan çürümeyi yavaşlatırken, diğer yandan da hastalıkların yayılmasını önler, hâini kalbinde büsbütün çürütemediğinden mi yoksa epidemik aşk hastalığının şâirler arasında yayılmasına itirazını mı dillendiriyor, artık yanıtını siz bulun.

Size bu hafta önereceğim ilk kitap Raşit Ulaş’ın ‘Daha Ne Anlatayım’ı, iyi bir şâir okuyacaksınız, alın ve mutlaka yanınızda taşıyın, asla pişmân olmayacaksınız.

‘BEN ÇERKESİM’ DEMEDEN ÖNCE OKUYUN

Bu haftaki ikinci kitabım VakıfBank Kültür Yayınları’ndan. Editörlüğünü Okan Yeşilot’un ve Serdar Oğuzhan Çaycıoğlu’nun yaptığı ‘Kuzey Kafkasya Halkları’, içinde birbirinden değerli on sekiz metin var, kitap 575 sayfa, büyük boy. Henüz bitiremedim, 363’üncü sayfadayım, ama mutlaka okurlara önermek istiyorum, çünkü Abhazlar, Avarlar, Çeçenler, Çerkesler, Azeriler, İnguşlar, Kalmuklar, Karaçaylılar, Kumuklar, Lezgiler, Nogaylar ve Osetler aramızda pek fazla. Kitapta Sadık Müfit Bilge’nin ‘Kuzey Kafkasya’nın Coğrafyası’ ve Hayri Çapraz’ın ‘Rusya’nın Kuzey Kafkasya’da Askerî Hakimiyet Kurması’ başlıklı yazıları çok değerli, ‘Ben Çerkesim’ veya ‘Ben Osetim’ deyip hemen ilgili bölüme geçmeyin, önce bu iki metni okuyun. Şâyet ‘Kuzey Kafkasya Halkları’nı alacaksanız, yine VakıfBank Kültür Yayınları’ndan Kaha Şengelia’nın ‘Gürcistan, İmparatorluklar Arasında Bir Tarih’ kitabını da alıp okuyun. Harika bir tarih ve kültür tarihi kitabı, Harun Çimke’nin çevirisi de nefis. VafıkBank umarım Kuzey Kafkasya halklarının müstakil kitaplarını da yayımlar, örneğin ben bugüne kadar Lâzlara âit iyi bir kültür tarihi kitabına rastlamadım, merâk da ediyorum. İlerdeki haftalarda Vakıfbank’ın bu iki kitabına daha ayrıntılı olarak dönmek istediğimi belirteyim. Bu arada çok değerli ve çok önemli üç kitap adresime geldi: Turan Tok’un ‘Kumanus Tarihi’, Gümenüz veya Yakakent olarak bildiğiniz anne memleketim, Ekrem Hayri Peker’in ‘Bursa’nın Sinemaları’ ve ‘Heykel’e Çıkmak’. Üçünü de büyük keyifle okuyorum, müthiş çalışmalar, onları mutlaka yazacağım.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN