Anadolu’nun binlerce yıllık tarihî mirası, savunma sanayii teknolojileriyle buluştu. 2023 yılında başlatılan "Tarihî Eserlerin Güvenliği İçin Kimliklendirme Projesi" kapsamında, müze teşhir ve depolarında bulunan tam 526 bin 246 eserin dijital envantere kaydı ve fiziksel işaretleme işlemi başarıyla tamamlandı.
GÖRÜNMEZ DNA İZLERİ: KİMYASAL İŞARETLEME TEKNOLOJİSİ
Projenin en dikkat çekici ayağını, eserlerin üzerine uygulanan ve çıplak gözle görülmesi imkânsız olan inorganik maddeler oluşturuyor. Savunma sanayii standartlarında, laboratuvar ortamında geliştirilen bu madde, her eser için özel olarak üretilen ve yapay zekâ algoritmalarıyla kurgulanan bir tür "DNA izi" taşıyor.
Bu yöntem sayesinde bir eserin orijinal olup olmadığı, üzerindeki mikroskobik kimyasal imza sayesinde saniyeler içinde tespit edilebilecek.
İşaretleme maddesinin eserin dokusuna zarar vermeyen ancak dış müdahalelerle silinmeyen yapısı, yasa dışı ticaretin önüne geçilmesinde devrim niteliğinde bir adım olarak görülüyor.
MÜZECİLİKTE DİJİTAL DÖNÜŞÜM: YENİ MODÜLLER DEVREYE ALINDI
Bakanlık, eserlerin sadece fiziksel güvenliğini değil, idari takibini de dijitalleştirdi. "Müzecilik Ulusal Envanter Sistemi" bünyesinde geliştirilen yeni nesil dijital modüllerde test süreci sona erdi:
Komisyon Modülü: Kültür varlıklarının müzelere kazandırılma aşamasından, kıymet takdir işlemlerine kadar tüm bürokratik süreç artık kağıtsız, dijital bir ağ üzerinden yürütülecek.
Özel Müzeler ve Koleksiyonerler Modülü: Bu modül ile devlet müzelerinin dışındaki özel koleksiyonlar da merkezi dijital envantere entegre edilerek, Türkiye’deki tüm tarihî eser varlığı tek bir merkezden izlenebilir hale gelecek.
