Müzik dünyasında bazı isimler vardır ki, sadece nota basmazlar; bir dönemin ruhunu, öfkesini ve itirazını sırtlanırlar. Kanye West —ya da yeni adıyla Ye— tam da böyle bir figürdü. Prodüksiyon dehasıyla hip-hop’u sanat galerilerinin sofistike havasına taşıyan, protest, aykırı ve en önemlisi ‘sahici’ bildiğimiz bir adam.
Ancak sanatçı bu hafta Wall Street Journal’da ‘To those I’ve hurt’ (İncittiğim Kişilere) başlığıyla yayımlattığı tam sayfa ilanla gündemde. Bu ilan ne bir iddia, ne bir sanatçı manifestosu; bildiğimiz bir teslim bayrağı...
VİCDANIN SESİNDEN ‘BEYAZ SAYFA’YA
Hatırlayın, İsrail daha bir yıl önce Gazze’de taş üstünde taş bırakmadığı sırada Ye’nin o koca puntolarla paylaştığı ‘FREE GAZA’ yazısı, Filistin halkının çığlığına verilmiş en güçlü omuzlardan biriydi. Mazlumun yanında duran bu sert çocuk, milyonların kalbinde vicdanın sesi olarak taçlanmıştı. Nihayet bir dev, her şeyi göze alıp hakkı haykırıyordu.
Ancak sanat dünyasının görünmez ama çelikten sert duvarları vardır. Finansal akışı ve para musluklarını elinde tutan kirli lobi, Ye’nin bu dikbaşlılığını cevapsız bırakmadı. Önce markaları, sonra banka hesapları, en sonunda da endüstriyel varlığı elinden alındı. Sistemin bu operasyonu yaparken kullandığı en büyük koz ise Ye’nin Nazizm’e savrulan talihsiz söylemleri oldu. Endüstri, Ye’nin bu çıkışlarını bir cerrah titizliğiyle kullandı; onun haklı Gazze haykırışını antisemitizm sosuna buladı. Böylece sanatçıyı hem ekonomik hem de ahlaki bir ablukayla kuşattı.
MAZERET Mİ, MANİPÜLASYON MU?
Bugün geldiğimiz noktada, sanatçının dün piyasaya sürülen yeni albümü Bully öncesinde işte gazetede karşımıza çıkan ve o bir ‘teslim bayrağı’ gibi duran metne bakıyoruz. Ye, ilanında şu sarsıcı cümleyi kuruyor: “Geçmişteki manik ataklarım ve teşhis edilememiş beyin hasarım, gerçeklikle bağımı koparan bir yıkıma neden oldu.” Bir müzik dehasının, kendi geçmişini ve
Gazze haykırışını bir ‘arıza’ olarak niteleyecek hale gelmesi ne acı...
Aslında bu sahne bize hiç yabancı değil. Mel Gibson da yıllar önce benzer bir cendereden geçmiş, kariyerini kurtarmak için uzun süre özür seanslarına katılmıştı. Oysa aynı gökyüzünün altında başka türlü direnişler de var. Pink Floyd’un efsanesi Roger Waters, tüm ambargolara rağmen Gazze davasında bir milim geri adım atmadı; onurlu bir yalnızlığı seçti.
Tam da burada Ye’nin ilanına bakıp sormak gerekiyor: Modern dünya son birkaç yılda insanlığın aldığı hasarı neyle ölçüyor? Gerçek hasar, Ye’nin kariyerini kurtarmak için sığındığı o ‘psikolojik dengesizlik’ mi yoksa Gazze’de toprağa düşen binlerce çocuğun, kadının telafisi imkansız katli mi? Sistem, bir sanatçının aykırı sözlerini ‘beyin hasarı’ diye yaftalayıp onu bir ilan yayımlatmaya zorluyor; ancak dünyanın gözü önünde canlı yayında soykırım yapanların zihnindeki hasarı hala kimse sorgulamıyor. Zamanında mazlumun yanında duran bir sanatçıya lobi masalarında işte böyle diz çöktürülüyor.
ANLAŞILAN O Kİ PARASINI HENÜZ DENKLEŞTİREMEDİ
Bu tabloya bakınca aklıma Ye’nin o kendi meşhur ‘Can’t Tell Me Nothing’ şarkısındaki kafa tutuşu geliyor: “Paramı alana kadar bekle, o zaman bana hiçbir şey söyleyemezsiniz!”
Ne acı bir tecelli ki; parası ‘elinden alınan’ Ye, bugün başkalarının ona ne söylemesi gerektiğini çoktan kabullenmiş görünüyor. Gazze’deki gerçek hasarı ölçecek bir terazi henüz icat edilmedi belki ama küresel sistemin kurtlar sofrasına yeniden buyur edilen sanatçıya bizim Nasreddin Hoca’nın söyleyeceği söz belli: “Ye kirli lobi ye...”
