Üç muharrir üç kitap

Üç muharrir üç kitap

Bu hafta size üç nefis kitap önereceğim: Utku Varlık ‘Zero Hipotez’de İrfan Alkaya’dan Hayalet Oğuz’a edebiyatın kayıp isimlerini ve sanatımızın matrak hikâyelerini anlatıyor. Selahattin Yıldırım ‘Dünya Kentleri ve Mekânları’nda bizi 27 şehrin barlarından alıp Sev-İç’teki masaya oturtan harika bir rehber sunuyor. Hikmet Temel Akarsu ise ‘Yorgun Flanör’de mimar gözüyle kurguladığı 10 şehir hikâyesiyle müthiş tespitler yapıyor. Başka şehre gitmeye ne gerek var; hepsini bu üç muharrirden okuruz...

Bu hafta size Selahattin Yıldırım’ın ‘Dünya Kentleri ve Mekânları’nı, Hikmet Temel Akarsu’nun ‘Yorgun Flanör’ünü ve Utku Varlık’ın ‘Zero Hipotez’ini önereceğim. Üçü de birbirinden nefis kitaplar. İsterseniz, muharrirlerimizin yaşça en büyüğü olan Utku Varlık’ın ‘Zero Hipotez’inden başlayayım. Utku Varlık müthiş bir ressam ama bana sorarsanız edebiyatçılığının da ressamlığı gibi on numara olduğunu söylerim. Ben onun kitabını okumaya İrfan Alkaya’dan başladım. Çünkü, İrfan Alkaya’nın kitaplığımda ‘Ters Horoz’ diye bir kitabı var, vaktiyle onun şiirlerini çılgın fıtratta bulduğumdan, yıllardır İrfan Alkaya da kimdir diye merâk eder dururdum. Edebiyatımızın bir kaybedenini ve bir unutulanını o nefis üslûbuyla bize yeniden kazandırdığından, Utku Varlık’a minnettarım. Kayıp isimlerin peşlerine maalesef çok az kişi takılıyor, bu yüzden Utku Varlık’ın İrfan Alkaya denemesinin bir ‘hazine sandığı’ olduğunu söyleyebilirim. Peşinden onun Hayalet Oğuz’unu okudum, ben Hayalet Oğuz’un artık bir sömürü malzemesi hâline geldiğine inananlardanım, nedense rahmetliden bir tür ‘marjinal komik’ icât edildi. Ama, Utku Varlık eskilerin ‘entelektüel solucanı’nı yerli yerine oturtuyor, onu başka biri yapan antin kuntin metinlerden sıkıldıysanız, Utku Varlık’ın Hayalet Oğuz’u tam size göre derim.

SABAHA KARŞI PATLAYAN KAHKAHALAR VE TAŞLI KÖY KORKUSU

Cihat Burak’ın çantası, Mazlum’un cellatlığı, Niyazi’nin kuru fasulye pilavı, Necati’nin Kürtlüğü, hepsi şıkır şıkır denemeler de, ben kitaptaki ‘Çağdaş Türk Sanatı Avrupa’da’ bölümünü sabaha karşı okumak gibi bir hata yaptım. Kahkahalar patlatmak istedim, ama bırakın apartmandaki konu komşuyu uyandırmayı, mahalleyi ayağa kaldırmaktan korktuğum için kafamı nefessiz kalana kadar yastığa gömdüm. Utku ağabey, yapma! Yüksek tansiyon hapı kullanıyorum, beni taşlı köye taşımaya niyetlendin galiba. Son yıllarda hiç seninki kadar matrak bir ‘hikâye’ okumamıştım, ressamlarımızın ‘film’ini sen Bunuel’in ‘Viridiana’sına benzetiyorsun da, ‘Viridiana’yı dört beş defa seyretmiş biri olarak söylüyorum, senin karamel lezzetinde anlattığın ‘komedi’ ‘Viridiana’ya nal toplatır.

YİRMİ YEDİ ŞEHRİN BARLARINDAN SEV-İÇ’TEKİ MASAMIZA

Efendim, Utku Varlık’ın nefis kitabına birkaç hafta sonra yeniden döneceğim, yoksa Selahattin Yıldırım’ı kızdırırım. Selahattin ağabeyi ben Besim Dalgıç sayesinde tanıdım. Bu dünyanın birazcık güzelleşmesi için gerekli insanlardan biridir ağabeyimiz. Ondan Gramsci hakkında çok şey öğrendim, Bayram’ın Yeri’ndeki masamızın en yakışıklı ağabeyidir. Onun bugünlerde Vapur Yayınları’ndan çıkan ‘Dünya Kentleri ve Mekânları’nı ise keyifle okudum. Besim’in harika kapak ve sayfa tasarımlarını geçiyorum, Selâhattin ağabey beni dünyadaki yirmi yedi şehrin barlarında, kafelerinde ve kitapçılarında dolaştırıp, sonunda Sev-İç’teki masamıza oturttu ya, önemli olan da bu. Kanıtıysa kitabın yüz altmış sekizinci sayfasındaki fotoğrafımızdır.

İSTANBUL DIŞINA ÇIKMADAN DÜNYA ŞEHİRLERİNİ GEZMEK

Hikmet Temel Akarsu için muharrirlerimizin en küçüğü diyeceğim ama yaşça küçüklüğü Utku Varlık’a ve Selahattin Yıldırım’a nazarandır. Yoksa Hikmet Temel de neredeyse benim gibi yetmişine merdiven dayadı. Hikmet’i her şeyden önce ben değerli bir edebiyatçı olarak size takdim ediyorum. Bakın, önemli demiyorum, değerli diyorum. Değerli olmak önemli olmanın fevkindedir, hatta kapitalist edebiyat pazarı önemli olmayı kendine göre çarpıtabilir de, bir değerli olmayı çarpıtamaz. Hikmet, mimarlık tahsil etti, fakat hep edebiyatçı kaldı. Binâlar dikip cebini doldurmak yerine, şehrin edebiyatını aradı, edebiyatına kendi şehirlerini kondurdu. Metinlerarası Kitap’tan çıkan ‘Yorgun Flanör’ onun ‘Duygusal Kentler’ dizisinin ikinci kitabı. On hikâyede Budapeşte, Prag, Viyana, Paris, Salzburg, Berlin, Londra ve Braşov dolaşıyoruz. Hikmet’in şehirlerinden hiçbirini görmedim, ne yalan söyleyeyim, ben İstanbul dışına adım atmaktan hoşlanmayanlardanım. Ama, Hikmet’in şehir hikâyelerinde müthiş tesbitler de bulacaksınız, örneğin Londra’nın yazarlarının bile sonradan İngiliz olduklarına dâir tesbiti; İngiltere’de ‘kolonyalizmin devşirilmiş çocukları yazıyor artık Londra’yı’ diyor ya, altına ben de imzâmı atarım.

Selahattin Yıldırım’ın ve Hikmet Temel Akarsu’nun kitaplarını okuyunca kendime şu soruyu sordum: ‘Onların yazdığı şehirlerden hangisi senin ilgini çekiyor?’ İnanın, belki dört şehir, başka da yok. Bunların dışındaki şehirlere gitmeyeceğime göre, İstanbul’da yaşarım, diğer şehirleri de Selahattin Yıldırım’dan ve Hikmet Temel’den okurum deyip, haftanın son noktasını koyayım...

DÜNYAYI DOLAŞACAKLARA İYİ BİR REHBER

02kr2-duny-kentleri.jpg

02kr2-selahattin-yildirim.jpg

Selahattin ağabeyin kitabını okurken aklıma geldi, İsmet Sungurbey fakültede benim de hocamdı, ama Aksaray’daki o meyhâneye hiç gitmedim, hocamın sadece Narlıkapı’daki masasını biliyorum. Sirkeci’deki Gar Lokantası’na iki üç defa Tanju Cılızoğlu ile gitmiştim. Çınar’da her öğlen, Cengiz Güngör ve Ahmet Zeki Pamuk ile cermakcur koklardık, Kör Agop’a da Tanju Cılızoğlu ve Rüştü Esin ile çok uğramışlığım vardır. Ahmet Zeki ile ‘80’lerde ara sıra Rejans’a takılırdık, Refik’in ve Yakup 2’nin ise bizim kuşaktaki anlamları farklı. Bir ara Hasır’da Ece ve Ali Aktan ile Cumartesileri masa kurmak alışkanlığımız vardı. Hatay’ı ve Çiçek Bar’ı geçiyorum, son durağımız elbette Sev-İç. Yahu, sözü uzatmayayım, eğlenceli bir kitap işte, alıp okursanız dünyanız renklenir. Ha, yeri gelmişken söyleyeyim, bizde yabancı şehirlerin rehber kitaplarının okuru çok fazla, dünyayı dolaşacaklara ‘Dünya Kentleri ve Mekânları’ndan daha iyi bir rehber kitap ise artık düşünemiyorum.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN