Yaz aylarının yaklaşmasıyla beraber doğada vakit geçirenlerin en büyük çekincesi olan kene vakaları, beklenen hareketlilik dönemine girdi. TOGÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, hem kenelerin biyolojik döngüsü hem de insanların açık havada daha fazla vakit geçirmesi nedeniyle temas riskinin zirve noktaya ulaştığına dikkat çekti.
TÜRKİYE'NİN KENE HARİTASI: 56 TÜRDEN 20'Sİ TEHDİT
Prof. Dr. Keskin’in paylaştığı verilere göre, Türkiye biyoçeşitlilik açısından zengin ancak dikkat edilmesi gereken bir kene florasına sahip:
Dünya genelindeki bin 30 kene türüne karşılık Türkiye’de 56 tür bulunuyor. Bunların 20’si insanlar üzerinde tespit edilmiş durumda.
İnsanlar üzerinden toplanan kenelerin yüzde 70-80 gibi büyük bir çoğunluğunu bu tür oluşturuyor. KKKA virüsünü bulaştırma yeteneğine sahip olan bu tür, Türkiye'deki en öncelikli biyolojik risk grubunda yer alıyor.
KİŞİSEL KORUNMA: "AÇIK RENK VE BARİYER" YÖNTEMİ
Uzmanlar, sahada alınacak basit önlemlerin hayat kurtarıcı olduğunu vurguluyor:
Kenelerin koyu renkli vücut yapısı nedeniyle, dış ortamda açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi kenenin fark edilme süresini kısaltıyor.
Mera, çayır ve ormanlık alanlara girilirken pantolon paçalarının çorap içine sokulması, kenenin vücuda sızmasını engelleyen en etkili yöntemlerden biri olarak kabul ediliyor.
Açık alandan dönüldüğünde mutlaka duş alınması ve tüm vücudun kene açısından titizlikle kontrol edilmesi gerekiyor.
HER KENE "HASTALIK" DEMEK DEĞİL
Toplumdaki "her kene öldürür" algısının yanlışlığına değinen Prof. Dr. Keskin, her kenenin hastalık taşımadığını ancak tedbirin elden bırakılmaması gerektiğini hatırlattı. KKKA hastalığının doğrudan bulaşma potansiyeli olan türlerin tespit edilmesi, tıp dünyası için öncelikli takip alanını oluşturuyor.
