Türkiye’de her yıl binlerce kişiyi etkileyen kanser hastalığına karşı verilen mücadelede kritik bir eşik aşılıyor. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından düzenlenen basın toplantısında, modern tıp dünyasındaki gelişmeler ve Türkiye’deki vaka sayılarına dair çarpıcı veriler paylaşıldı. Dernek Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, kanser tedavisinde 5 yıllık sağ kalım oranlarının geçmiş yıllara oranla ciddi bir artış göstererek yüzde 70 seviyelerine ulaştığını müjdeledi.
TÜRKİYE’DE HER YIL 240 BİN YENİ VAKA TEŞHİS EDİLİYOR
Dünya genelinde yılda 20 milyon kişiye kanser tanısı konulurken, Türkiye’de bu rakam yaklaşık 240 bin seviyelerinde seyrediyor. Kanser, günümüzde her 5 ölümden birinin sorumlusu olarak halk sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, 1950’li yıllarda yüzde 59 olan sağ kalım oranının, 2026 yılı itibarıyla yüzde 70’e çıkmasının tesadüf olmadığını, bunun arkasında yatan nedenin erken tanı ve gelişen tedavi yöntemleri olduğunu belirtti. "Kanserde artık çaresiz değiliz, tedbirimiz ve çözüm yollarımız var" diyen Karadurmuş, pozitif bilimin gücüne vurgu yaptı.
AKILLI İLAÇLAR VE İMMÜNOTERAPİ
Geleneksel kemoterapinin yanına eklenen yeni nesil ajanlar, hastaların yaşam kalitesini koruyarak tedavi olmalarına imkan tanıyor. Özellikle 22 farklı kanser türünde kullanılan "akıllı ilaçlar", hastaların ev ortamında, günlük rutinlerini bozmadan tedavi almalarını sağlıyor. Bu ilaçların en büyük avantajı ise saç dökülmesi ve aşırı yorgunluk gibi ağır yan etkilerin görülmemesi.
İmmünoterapi yöntemine de değinen Karadurmuş, vücudun kendi savunma mekanizması olan lenfositleri devreye sokan bu ajanların 7 kanser türünde Türkiye’de geri ödeme kapsamında olduğunu hatırlattı. Bu yöntemler, kanserin sadece öldürülmesini değil, vücudun kanserle savaşma yeteneğinin artırılmasını da hedefliyor.
MUCİZE OLARAK SUNULAN YÖNTEMLERE DİKKAT
Son yıllarda artış gösteren "bitkisel çözüm" veya "alternatif tıp" adı altındaki yöntemlere karşı uzmanlardan sert uyarılar geldi. Tıbbi onkoloji uzmanı olmayan kişilerin kenevir, yüksek doz C vitamini veya fitoterapi gibi yöntemleri "tedavi edici" olarak pazarlamasının hayati risk taşıdığı ifade edildi. Bu tür desteklerin ancak doktor kontrolünde "yardımcı" olabileceğini belirten uzmanlar, "Kemoterapiye gerek yok, bitkilerle iyileşirsiniz" söyleminin hastanın yaşam şansını elinden aldığını vurguladı. Bilimsel dayanağı olmayan yöntemler, hastaların tam tedavi edilebilecekleri erken evrede vakit kaybetmelerine neden oluyor.
MRNA AŞILARI VE 2030 HEDEFİ: KANSERDE ÇIĞIR AÇILACAK
Pandemi dönemiyle hayatımıza giren mRNA teknolojisi, kanser tedavisinde yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Prof. Dr. Nuri Karadurmuş ve Prof. Dr. Şendur, mRNA aşılarının önümüzdeki 2 yıl içinde onay süreçlerinin tamamlanabileceğini öngörüyor. Özellikle 2030’lu yıllardan sonra bu aşıların kanser tedavisinin standart bir parçası haline gelmesi bekleniyor. Kişiye özel olarak tasarlanacak bu aşılar, kanserle mücadelede "çığır açacak" bir gelişme olarak nitelendiriliyor.
SİGARA VE OBEZİTE KANSERİN EN BÜYÜK TETİKLEYİCİSİ
Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur, kanser vakalarının yüzde 30 ile 50’sinin aslında önlenebilir nedenlerden kaynaklandığını ifade etti. Sigara kullanımının tek başına tüm kanserlerin yüzde 30’undan sorumlu olduğunu belirten Şendur, obezite ve hareketsiz yaşamın da benzer bir risk tablosu oluşturduğuna dikkat çekti. Kadınlarda ise her dört kanser vakasından birinin meme kanseri olduğunu hatırlatarak, düzenli tarama testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
