İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) toplu taşıma hizmeti veren kurumu İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT), Asya Yakası ile Adalar arasında yüksek kapasiteli veri transferi sağlayan iletişim ağını baştan aşağı yeniledi.
Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada lokasyonlarını kapsayan çalışmalarda, 800 MHz frekans bandında çalışan ve 8 ile 10 kilometre menzile sahip sistemler kullanıldı.
Ağ uzmanı Sefa Yılmaz tarafından paylaşılan saha verilerine göre, Cisco marka çekirdek anahtar (core switch) ve güvenlik duvarı (firewall) barındıran merkezi ağ üzerinden dağıtılan sinyaller, adalara saniyede yaklaşık 600 Mbps kapasiteyle ulaşıyor.
Veri iletişimi, kamera sistemleri, operasyonel uygulamalar ile ses ve veri hizmetleri bu güçlü bağlantı sayesinde kesintisiz çalışıyor.
KULLANICILARIN HİSSETTİĞİ GİZLİ PERFORMANS DÜŞÜŞÜ
Sistemde tam bir kopma yaşanmamasına rağmen, adalardaki kullanıcılar zaman zaman erişim problemleriyle karşılaşıyordu.
Gecikme sürelerindeki artış ve paket kayıpları, günlük işlemleri aksatan boyutlara ulaştı.
Yapılan ilk incelemelerde bağlantıların aktif, cihazların erişilebilir olduğu ve kritik sistem alarmlarının çalmadığı görüldü.
Ağı sessizce yavaşlatan bu durum, sorunun yüzeysel bir kontrolden çok daha fazlasını gerektirdiğini ortaya koydu.

KÖTÜ HAVA KOŞULLARININ SİNYAL KALİTESİNE VURDUĞU DARBE
Uzman ekiplerin gerçekleştirdiği detaylı analizler, sorunun kaynağını gözler önüne serdi.
Radyolink hattında RSSI (Alınan Sinyal Gücü Göstergesi) değerlerinde ciddi dalgalanmalar yaşandığı tespit edildi.
Özellikle rüzgar ve yağmur gibi olumsuz hava koşulları, sinyal kalitesini doğrudan aşağı çekerek ağın performansını düşürüyordu.
Günün belirli saatlerinde sinyal seviyesinin zayıf eşik olan -70 dBm sınırının altına inmesi, veri akışını adeta bir darboğaz içine hapsediyordu.
ANTEN HİZALAMASIYLA GELEN KUSURSUZ STABİLİZASYON
Tespit edilen kök nedenin ardından sahada hızlıca iyileştirme adımları atıldı.
Ekipler, öncelikle anten hizalama değerlerini milimetrik hesaplarla optimize etti.
Ana ve bağımlı (Master/Slave) cihaz parametreleri, değişen hava koşullarına uyum sağlayacak şekilde yeniden düzenlendi.
Kanal planlaması ve modülasyon ayarları kontrol edilerek sinyal seviyeleri stabil hale getirildi.
Bu müdahaleler, fiziksel katmanın (Layer 1) doğru yapılandırılmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtladı.
İETT filosu yenileniyor: Yeni nesil 662 otobüs ve midibüs geliyor
GECİKME SÜRESİ 12 MİLİSANİYEYE KADAR GERİLEDİ
Uygulanan çözümlerin ardından ağ performansında gözle görülür iyileşme kaydedildi.
Daha önce -72 dBm seviyesinde olan ortalama sinyal gücü, -50 dBm seviyesine yükseltilerek güçlü ve kararlı bir yapıya kavuştu.
Yüzde 7,8 civarında seyreden paket kaybı oranı, yüzde 0,6 gibi kusursuz bir orana çekildi.
Kullanıcı deneyimini en çok etkileyen gecikme süresi ise 38 milisaniyeden 12 milisaniyeye düştü.
Eskiden saniyede 300 megabit civarında kalan veri aktarım hızı, tam kapasiteye ulaşarak saniyede 600 megabite sabitlendi.
DOĞRU TEŞHİS ÇÖZÜMDEN ÇOK DAHA KRİTİK
Sahada elde edilen bu tecrübe, ağ yönetiminde proaktif izlemenin önemini vurguluyor.
Ağ uzmanı Sefa Yılmaz, sahadaki tespitlerini şu sözlerle aktardı:
"Network her zaman 'down' olmaz. Bazen çalışır... ama doğru çalışmaz. Bu yüzden Layer 1 her zaman kontrol edilmeli.
Monitoring sadece alarm değil, analiz aracıdır. Doğru teşhis, çözümden daha kritiktir."

