Nevşehir’de ezan sesiyle birlikte evlerin ışıkları yanıyor ama mutfaklardan tencere sesi gelmiyor. Sıradışı bir karara imza atan köy muhtarı, Ramazan ayı boyunca evlerde iftar yapılmasını "yasakladı". Köy halkı, 5 yıldır devam eden bu tatlı sert talimat sayesinde her akşam dev bir sofrada buluşuyor.

PANDEMİ MİRASI GELENEK OLDU
Her şey pandemi döneminde ihtiyaç sahiplerine yemek servisi yapılmasıyla başladı. Dayanışmanın gücünü gören köy halkı, bu uygulamayı zamanla bir köy geleneğine dönüştürdü. Bugün gelinen noktada, köyde her akşam tam 700 kişilik devasa bir imece sofrası kuruluyor.

"BİR TANE EVDE YEMEK PİŞTİĞİNİ GÖREMEZSİNİZ"
Köyün İmam Hatibi İbrahim Aktaş, uygulamanın manevi havasını şu sözlerle özetliyor:
"Muhtarımızın kesin talimatıdır; evlerde iftar olmaz! Gelin dolaşın, bir tane evde yemek pişmediğini görürsünüz. Burada sadece köylüler değil; yoldan geçen yolcular, kolluk kuvvetleri ve öğrenciler de aynı sofraya oturuyor."

KİMSE AÇ VE YALNIZ KALMIYOR
Uygulama sadece toplu yemekle sınırlı değil. Sosyal yardımlaşmanın zirve yaptığı köyde sistem tıkır tıkır işliyor:
Görev başındakiler unutulmuyor: Havalimanı personeli, polis, asker ve sağlık çalışanları iftarlıklarını buradan alıp nöbetlerine gidiyor.
Yaşlılara adrese teslim: Sofraya gelecek durumu olmayan yaşlı ve hastaların yemekleri kapılarına kadar götürülüyor.
Gönüllü imece: Köy sakinlerinden Naciye Ateş ve diğer gönüllüler, her gün erkenden kalkıp dev kazanların başına geçerek yardımlaşmanın tadını çıkarıyor.

"MAKSAT BİRLİK, BERABERLİK"
"Yasak" kararının mimarı Muhtar Nihat Ateş, amacının baskı değil, bütünlük olduğunu vurguluyor:
"Önceden herkes kendi evinde küçük gruplarla iftar yapıyordu. Biz bunu birleştirdik. Ramazan gelince evlerde yemek pişirilmesine razı olmuyoruz. İstiyoruz ki herkes aynı çatı altında, aynı manevi atmosferi solusun."
Nevşehir'in bu küçük köyü, "komşusu açken tok yatan bizden değildir" sözünü bir adım öteye taşıyarak, "komşusuyla aynı sofraya oturmayan kalmasın" felsefesini tüm Türkiye'ye örnek olacak şekilde yaşatıyor.
