Üniversite yine yurt sorunu ile başlıyor

Üniversite yine yurt sorunu ile başlıyor

Son yıllarda binlerce üniversitelinin eğitimlerini yarıda bırakmasına neden olan yurt sorunu bu yıl da devam ediyor. İstanbul’da kayıtlar başlamadan yurt ücretleri cep yakmaya başladı. Aileler bu yıl en az minimum 30 bin liraya gözden çıkartmak zorunda kalacak. Yurt ücretleri kişi başı Beşiktaş’ta 33 binden 90 bine, Beyoğlu’nda 43 binden 70 bine, Kağıthane’de 32 binden 46 bine kadar çıkıyor.

SELİN IŞIK

Türkiye’de son yıllarda olduğu gibi bu sene de üniversiteler kapılarını ‘barınamama’ sorunu ile açıyor. Yerleştirme sonuçları açıklanmadan aileler yurt araştırmalarına başladı. İstanbul’da merkezi konumlardaki yurtlara bakıldığında ise fiyatlar cep yakıyor. Beyoğlu’nda oda fiyatları değil kişi başı 43 bin liradan 70 bin liraya, Eyüp’te 32 bin 500 liradan 46 bin liraya, Fatih’te 30 bin liradan 48 bin liraya, Kadıköy’de 21 bin 300 liradan 34 bin liraya ve Beşiktaş’ta ise 33 bin 500 liradan başlayarak metrekareye bağlı olarak 90 bin liraya kadar çıkıyor. Öğrencilerin yemekhane, yol, kişisel harcama ve eğitim harcamaları ise ortalama 25 bin lirayı buluyor.

Fahiş yurt ücretleri, sağlıksız barınma koşulları ve uzun ulaşım mesafeleri gençleri güvencesiz işlerde çalışmaya ya da eğitimlerini yarıda bırakmaya da mecbur bırakıyor. Yurt ücretlerinin aylık 90 bin liraya kadar yükseldiğini vurgulayan Derin Yoksulluk Ağı Kurucusu Hacer Foggo, krizin boyutlarını ve öğrencilerin karşı karşıya kaldığı derin sosyal eşitsizliği KARAR’a değerlendirdi.

Öğrencilerde barınma sorunu sadece yer bulamamakla değil, fahiş yurt ücretleri, kalabalık-sağlıksız koşullar, okul yolunun uzunluğuyla da kendini gösteriyor. Foggo; öğrencilerin beslenme, sağlık ve eğitim gibi temel haklarından vazgeçmek zorunda kalmasıyla birlikte eğitim hakkına erişimde sorun yaşadığını söyledi. Foggo “Artık öğrencinin hangi üniversiteyi kazandığından çok, ailesinin o kentteki barınma ve yaşam giderlerini karşılayıp karşılayamayacağı belirleyici hale geliyor. Böylece ailenin gelir düzeyi, eğitim hakkından kimin yararlanabileceğini belirleyen temel ölçüte dönüşmüş durumda” dedi.

KURYE OLAN DA VAR DEPODA ÇALIŞAN DA

Üniversite tercih dönemlerinin yüksek ve düşük gelirli ailelerin çocukları için farklı işlediğini belirten Foggo, yüksek gelirli ailelerin sadece hedefe yönelik düşünürken, dar gelirli ailelerin ise barınma sorunu, ekonomik şartlar gibi noktaları göz önünde bulundurduğunu ifade etti. Bu durumun düşük gelirli ailelerin çocuklarını, ‘yük olmamalıyım’ düşüncesiyle iş hayatına atılarak güvencesiz işlerde çalışmasına zorladığını ifade etti. Foggo sahada yaptığı gözlemleri ise şöyle aktarıyor: “Öğrenciler kafe, restoran, depo, kurye hizmetleri, çağrı merkezi ve gündelik işler gibi düşük ücretli, vardiyalı ve çoğu zaman güvencesiz alanlara yöneliyor. Uzun çalışma saatleri derslere devamı, akademik başarıyı, uyku düzenini ve ruh sağlığını etkiliyor. Öğrenci önce derslerinden geri kalıyor, sonra devamsızlığı artıyor ve nihayet kayıt dondurma veya okulu bırakma noktasına gelebiliyor.” Foggo’ya göre bu öğrencinin mesleğini destekleyen bir deneyim değil, geçinebilmesi için zorunlu bir koşula dönüşmüş bir durum.

SOSYAL HAYATTAN DIŞLANIYORLAR

Sadece barınma sorunundan söz edilse de öğrencinin tek masrafı barınma değil. Listeye öğrencinin ulaşım, beslenme, dijital araç, kitap ve diğer yaşam giderlerinin eklendiği senaryoda çıkan tablo üzerine ise Foggo şunu söylüyor: “Öğrenci beslenmeden ödün vererek sosyal yaşantısını, sağlığını ‘acil değil’ diyerek erteliyor. Bununla beraber öğrenciler barınabilmek adına diğer kalemlerden kısmasarak kendini sosyal alanlardan dışlıyor. Bu nedenlerle sorun yalnızca üniversite eğitiminin maliyeti değil, genç nüfusun ülkeyle kurduğu ilişki, sosyal hareketlilik, demografik yapıyı ve Türkiye’nin gelecekteki nitelikli iş gücü kapasitesini de etkiliyor. Eğitim fiilen piyasadan satın alınan bir mala dönüşmüş durumda. Bu nedenle, öğrenci yurdu ve erişilebilir kiralık konut bir sosyal yardım değil, eğitim hakkının altyapısıdır. Kamu yurdu kapasitesi ihtiyaca göre artırılmalı, yurtlar ücretsiz olmalıdır.”

HEM OKUYUP HEM SOSYALLEŞEMEM

Antalya’dan gelip İstanbul’da üniversite okuyacağını söyleyen Defne Ş. “Bu benim hayalimdi. Şu an ekonomik olarak duruma baktığımda aynı şeyleri söylemem mümkün değil. Ailemin durumu itibariyle ben İstanbul’da hem eğitim görüp, hem sosyalleşmem çok zor. Geçimimi sağlamak için ben de her yarı zamanlı işlerde çalışmayı düşünüyorum. Fakat yarı zamanlı ve güvenliksiz işlerde yer edinmek bile şu an çok zor. Lokantaların deneyimli eleman arayışından tutun buralarda yaşanan taciz olaylarını da düşünecek olursak güvenli bir seçenek değil.” Defne’nin annesi Neşe Ş. ise şunları söyledi: “Kızımın hayalini gerçekleştirerek İstanbul’a gidecek oluşu beni mutlu etse de bir yandan da düşündürüyor. Türkiye’de alınan maaşlar belliyken baktığımız yurt fiyatları bizi endişelendiriyor. Ebeveynleri olarak ‘Maddi olarak yetebilecek miyiz?’ diye kaygılanıyoruz. Bu durumda ek bir iş yapmadan geçinmek ve çocuğumuzu da geçindirmek çok zor. Herkesin eşit şartlarda okuyabileceği bir ortam oluşturulmalı çünkü gelecek gençlerde.”

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN