25 Mayıs 2020 Pazartesi
BIST 100
103024
%0,37
DOLAR
6,8158
%0,4
EURO
7,4344
%-0,16
ALTIN
380.418
%0,85
12°/20°
İSTANBUL
Kısmen güneşli
GÖRÜŞLER

Sert tehditten yumuşak tehdide evrim

Onur Okyar yazdı
04.04.2020  04:02 - Son Güncelleme: 04.04.2020  04:39
+
-

‘İran ve Demokrasi’ kitabının yazarı Dr. Onur Okyar, koronavirüsün etkilerinin uzun vadede, özellikle küresel hegemonya ve güç ilişkileri bağlamında yeni sonuçlar ortaya çıkaracağını belirtiyor.

Bu yazı koronavirüs pandemisinin dünyadaki siyasal ve sosyal düzeni hangi ölçüde etkilediği, etkileyeceği ve etmesi gerektiği üzerine. Yazının temel hipotezi uluslararası ilişkilerde günümüze kadar güçlü bir şekilde mevcudiyetini hissettiren sert tehdit algısının artık yumuşak tehdide evrildiği ve bununla mücadelenin de yumuşak güç unsurlarıyla olması gerektiği üzerine bina edilecek. Bu bağlamda yazı 3 ana başlık altında incelenecek. Mevcut bölümünde dünyadaki pandemi merkezli güncel durum incelecek, mevhum başlığı altında ileriye dönük vehimler/öngörüler dillendirilecek, melce kısmında ise sığınılması gereken biricik çözümler tartışılacak. 

MEVCUT 

Berlin Duvarı’nın yıkılması, 11 Eylül olayları, Mortgage krizi gibi koronavirüs pandemisi de çok geniş sonuçlarını bugün hayal etmeye başlayabileceğimiz bir vaka. Salgın dünyayı sonsuza dek değiştirecek; bu çok kesin. Tıpkı bu hastalığın yaşamları parçaladığı, piyasaları bozduğu ve hükümetlerin yetkinliğini (veya eksikliğini) ortaya çıkardığı gibi, siyasi ve ekonomik güçte ancak daha sonra ortaya çıkacak şekilde kalıcı değişimlere yol açacak. Bu bağlamda dünya çapında yüz milyonlarca insanı tecrit eden yeni Koronavirüs pandemisi ciddi bir küresel olay (tehdit olup olmadığı henüz belli değil) haline geldi. Bu vakanın jeopolitik etkileri sağlık ve güvenlik konularında ikincil olarak düşünülmekle birlikte, bu etkiler uzun vadede, özellikle küresel hegemonya ve (sert) güç ilişkileri bağlamında yeni sonuçlar ortaya çıkaracak. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) güç kutbu özelinde ise kademeli olarak değişim yaşanacak. Örneğin 1956’da Süveyş’e yapılan müdahale ile İngiltere sert gücünü yönetemedi veya doğal seleksiyonla elimine oldu. Bu süreç İngiltere’nin küresel saltanatının sona ermesini tespit etti. Bugün de ABD aynı örneğin farklı bir versiyonu ile karşı karşıya: Yumuşak tehditle (pandemi) baş edememe ve yeni bir Süveyş Süreci. 

ABD’nin son yirmi yılda küresel bir lider olarak statüsü, sadece servet ve güç üzerine değil, aynı zamanda iç yönetiminden ve küresel ticaretin sağlanmasından kaynaklanan meşruiyet üzerine de inşa edilmiştir. Buna karşın ABD’nin korona sürecindeki başarısız politikaları dünyada hemen tepki aldı. 2014-15 Ebola krizi sırasında ABD, düzinelerce ülkenin koalisyonunu bir araya getirdi ve hastalığın yayılmasını önledi. Trump yönetimi ise şimdiye kadar COVID-19’a yanıt vermek için benzer bir liderlik çabasından kaçındı. Washington sarsıldığında Pekin, ABD hatalarının yarattığı açıklıktan hızlı ve uygun bir şekilde hareket ederek, pandemik yanıtta kendini küresel lider olarak konumlandırmak için boşluğu doldurdu. Çin’in Çernobil’i olan bu duruma karşı Çin sağlık sistemini revize etti, birkaç günde devasa hastaneler inşa etti, diğer ülkelere maddi yardım sağladı ve hatta diğer hükümetleri örgütlemeye çalıştı. Ayrıca Pekin, dünyadaki en büyük mal tüccarı ve 2018’de başarılı büyüme hamlesinin yanında çeşitli küresel tedarik zincirlerinin merkezinde de yer almakta; dünyadaki hammaddelerin çoğu, imal edilmiş bir ürüne dönüştürülmeden önce Çin’e seyahat etmektedir.

Bu yazıya sığmayacağı için eksik bir argümantasyon olsa da mevcut dünya düzeninde hala bir rekabet ve ötekicilik hakim. Zaten dünyamız sert tehditle ilgili tüm kavram ve süreçlere oldukça alışkın. Savaş, darbe, devrim, terör, ekonomi, gelir eşitsizliği, medeniyetlerin ötekileştirilmesi vs. bin yıllardır süregelen ve gidecek soğuk ve sıcak çatışma konuları. 20. yüzyıl ise bu alışkanlığın karakter haline geldiği bir dönem oldu. Son yüzyıl içinde iki dünya savaşı yaşandı, savaşları önlemek için kurulan örgütler savaşın binlerce parçaya bölünmüş hali olan terörün yolunu açtılar veya önleyemediler. Oysa terör, anlamı ve içeriğinin ne olduğu belli olmayan bir heyula. IŞİD, ETA, IRA, FETÖ, Müslüman Kardeşler, Besiç, İran Devrim Muhafızları Ordusu, PKK, Cundullah, Kah-Kahane Hai, Hizbullah, Hamas, Boko Haram vb. aynı torbanın içinde. Birisinin teröristi ötekinin özgürlük, adalet ve kalkınma kahramanı. Dünyanın en zengin birkaç kişisisin serveti dünyanın yarısına eşit. Örnekler çoğaltılabilir. Dolayısıyla mevcut dünya düzeni yumuşak tehditlerin marjinal etkileri ve çıktıları ile ortak mücadele edemeyecek kadar adaletsiz, karmakarışık ve lokal.

MEVHUM

Bu karmaşık tabloya karşın gelecekte pandemi bağlamında yaşanabilecek değişiklikler de var. Evham derecesinde olmayan, hayli gerçekçi bu öngörülere karşı devletler hazırlıklı olmalıdır:

Pandemi, devleti ve milliyetçiliği güçlendirecek. Her tür hükümet, krizi yönetmek için acil durum önlemleri alacak ve birçoğu kriz bittiğinde bu yeni güçlerden vazgeçmeye razı olmayacak.

Yerelleşme artacak, küreselleşmenin hızı azalacak. Daha az açık, daha az refah içinde ve daha az özgür bir dünya ortaya çıkacak. Bu şekilde olmak zorunda değildi, ancak ölümcül bir virüs, yetersiz planlama ve yetersiz liderliğin kombinasyonu insanlığı yeni ve endişe verici bir yola soktu.

Hükümetler, şirketler ve toplumlar uzun süreli ekonomik öz-izolasyon dönemleriyle başa çıkma kapasitelerini güçlendirmeye başlayacak.

 Küresel ekonomik yön doğuya kayacak. ABD merkezli küreselleşmeden daha çok Çin merkezli bir küreselleşmeye geçiş yaşanacak. 

Kısa vadede kriz, milliyetçiler ve anti-küreselcilerin fikirlerini öne çıkaracak; uzun vadede ise demokrasiler yeni bir tür pragmatik ve koruyucu enternasyonalizmi önemseyecek. 

Enternasyonalizm ile önemsenen siyasal sistemde kozmopolitik ve hümanist bir evrim daha yaşanacak.

Pandemi, iklim değişikliği gibi uluslar üstü yumuşak tehditler üzerine yeni bir uluslararası kurumsallaşmaya gidilecek veya mevcutlar revize edilecek. 

Küresel halk sağlığı yönetişimi güçlenecek. 

Koronavirüs krizinin en azından birkaç yılı boyunca çoğu hükümet kendi sınırları içinde gerçekleşen gündemlere odaklanarak içine dönecek.

Tedarik zinciri kırılganlığı göz önüne alındığında, seçici kendi kendine yeterlilik (otarşi denilebilir) yönünde daha büyük hamleler olacak.

Büyük ölçekli göçe karşı daha büyük muhalefet yaşanacak.

Ev merkezli hayat tarzı yeniden inşa edilecek.

Bu süreçle başa çıkamayacak olan birçok yeni başarısız devlet ortaya çıkacak.

Devlet zayıflığı ve başarısız devletlerin dünyanın daha yaygın bir özelliği haline gelmesiyle, birçok ülkenin krizden kurtulması zorlaşacak. 

Çin-Amerika ilişkileri bozulacak, Avrupa entegrasyonu zayıflayacak, Avrasya coğrafyasındaki birliklerin ise gücü artacak.

MELCE

İdealist bir perspektiften bakılınca Koronavirüs tipi felaketlerin uluslararası alanda siyasi işbirliğini teşvik etmesi ve uluslararası politikanın kaldığı noktadan devam etmesi gerekir. Realist perspektifte ise her ülke ve toplum kendini kurtarmanın peşinde. Kim hegemon olacak, zenginleşecek, büyüyecek veya kendi düşmanlarını yenecek merkezli bir oyun devam ediyor. Lakin bu süreçte uluslararası toplum düşük siyasetin yüksek siyasetten daha etkin olmasını kolaylaştırmak için herhangi bir adım atmıyor. Dolayısıyla aslında günümüzde uluslararası toplum kendi içindeki etkileşimlerden olabildiğince az istifade ediyor. Tarihten günümüze var olagelen sert tehdit unsurları yüksek politika ile çözümsüz bir şekilde devam edegitmektedir. Devletler kendi savaşlarını, teröristlerini ve düşmanlarını seçerek var olmaya çalışıyor ve bu paradigma değişmeden devam ediyor. 

Oysa yumuşak tehdit unsurları tüm insanlığı tehdit eden konular. Her ülkenin ve toplumun Koronavirüsü, deprem gibi doğal afetleri ve insan hakları aynı. Bunlarla mücadele etmek için uluslararası sistem içerisinde yer açılmalı. Yeni uluslararası örgütlenmeler yapılmalı veya revize edilmeli. Önümüzdeki süreçte insan faktörü devletler için daha önemli hale gelecek. Bu, enformokrasi rejimi için bir avantaj. Her birey kendi eğitim düzeyi, topluma katkıları vd. kriterlere göre belirlenecek oranlarda iktidarı etkileyebilmeli. Kozmopolitanizmin tek dünya devleti olması gerekmediği, tek dünya barışı ve refahı olması gerektiğini içerecek yeni bir medeniyet ancak eğitim ve adalet ve özgürlük ile mümkün olacak. ABD veya Çin, Süveyş süreci veya Yeni Dünya Düzeni kim ve ne dersek diyelim önemsenen tek gerçek insan hakları, toplumsal refah ve özgülükler olmalı. Bundan sonra önümüze hangi tehditlerin çıkacağını kestiremediğimiz bu dönemde alınacak tedbirler Dünyanın insanoğlundan artık vazgeçmesinin önüne geçecek yegâne çare olabilir.
 

BUNLARDA İLGİLİNİZİ ÇEKEBİLİR
Salgın döneminde kira sözleşmeleri
Blanchot’da cemaat ve ölüm
Mossad’ın büyükelçi Wei’nin ölümünde rolü var mı?
YUKARI