Yerçekimi sabiti, evrendeki kütleler arasındaki çekim kuvvetini tanımlayan en temel fiziksel değerlerden biri olarak kabul ediliyor. Ancak Isaac Newton’un çalışmalarından ve 1798’de Henry Cavendish’in ilk ölçümünden bu yana, bilim insanları hâlâ tek ve kesin bir değerde uzlaşabilmiş değil.
Işık hızı ve Planck sabiti gibi diğer temel sabitler yüksek hassasiyetle ölçülebilirken, “Big G” hâlâ en büyük hata payına sahip sabitlerden biri olarak öne çıkıyor.
10 YILLIK DENEY BEKLENMEYEN SONUÇ VERDİ
Gazete Oksijen’de yer alan habere göre, ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’nde (NIST) yürütülen çalışmada araştırmacılar, “torsiyon dengesi” adı verilen son derece hassas bir ölçüm sistemi kullandı. Yıllar süren kalibrasyonlarla çevresel etkiler en aza indirilmeye çalışıldı.
Buna rağmen elde edilen sonuçlar, önceki deneylerle uyuşmadı. Ölçülen değer, daha önceki sonuçlardan yaklaşık yüzde 0,0235 daha düşük çıktı ve uluslararası referans verileriyle de örtüşmedi.
“KÖR DENEY” YÖNTEMİ UYGULANDI
Araştırmada, olası önyargıları engellemek için “kör deney” yöntemi kullanıldı. Sonuçlara geçici olarak rastgele bir sayı eklendi ve gerçek değer araştırmacılardan gizlendi. Nihai sonuç, çalışma tamamlandıktan sonra ortaya çıktı.
“KARANLIK BİR VADİDE YÜRÜMEK GİBİ”
Çalışmanın başındaki fizikçi Stephan Schlamminger, süreci “insanın enerjisini emen bir deneyim” olarak tanımlarken, deney boyunca kendisini “karanlık bir vadide ilerliyormuş gibi” hissettiğini ifade etti.
HATA MI, YENİ FİZİK Mİ?
Bilim insanları, ortaya çıkan farkın yeni fizik kurallarına işaret etme ihtimalini tamamen dışlamıyor. Ancak çoğunluk, bunun daha çok deneysel hatalar ya da henüz fark edilmemiş küçük etkilerden kaynaklandığı görüşünde.
Almanya Ulusal Metroloji Enstitüsü’nden Christian Rothleitner ise yerçekiminin ölçülmesinin zorluğuna dikkat çekerek, zayıf bir kuvvet olmasının hassas ölçümleri zorlaştırdığını vurguluyor.
ARAŞTIRMA DEVAM EDİYOR
Ekip, sonuçların beklenenden farklı çıkmasına rağmen çalışmanın başarısız olmadığını, aksine yeni sorular ortaya çıkardığını belirtiyor. Bilim insanları, “Big G” üzerindeki çalışmaların devam edeceğini ve bu alanın hâlâ keşfe açık olduğunu ifade ediyor.
