Londra'da 1950'li yıllarda müze depolarında yapılan rutin bir inceleme, tarihin en büyük teknolojik gizemlerinden birini gün yüzüne çıkardı. Roma İmparatorluğu döneminden kalan ve Kral Likurgos'un mitolojik hikayesini tasvir eden bir kadeh, fizik kurallarını altüst eden bir özellik sergiliyordu. Önden bakıldığında donuk bir yeşil renkte görünen kadeh, içinden ışık geçirildiğinde aniden parlak bir kan kırmızısına dönüşüyordu. Arkeologların önce "sihir" diyerek tanımladığı bu fenomenin arkasındaki gerçek, ancak 1990'larda elektron mikroskoplarının kullanılmasıyla anlaşılabildi.
ANTİK ÇAĞDA ATOMİK MÜHENDİSLİK
1990 yılında bilim insanları kadehin cam yapısını atomik düzeyde incelediklerinde gözlerine inanamadılar. Romalı cam ustaları, camın içerisine altın ve gümüşü bugün "nanoteknoloji" dediğimiz yöntemle hapsetmişti. Metaller, bir tuz tanesinin binde biri kadar küçük, yani tam 50 nanometre boyutuna kadar öğütülmüştü. Daha da çarpıcı olanı ise bu parçacıkların rastgele değil, belirli bir oran ve kusursuz bir hassasiyetle camın içine dağıtılmış olmasıydı. Bu durum, işlemin tesadüfi bir karışım değil, bilinçli bir yüksek mühendislik ürünü olduğunu kanıtladı.

IŞIĞIN FİZİĞİYLE OYNAYAN ANTİK USTA
Kadehin renk değiştirme sırrı, günümüzde tıbbi teşhis cihazlarında kullanılan "Yüzey Plazmon Rezonansı" ilkesine dayanıyor. Işık kadehe vurduğunda, camın içindeki gümüş ve altın nanoparçacıklarının elektronları belirli bir frekansta titreşiyor. Işığın geliş yönüne bağlı olarak bu titreşimler farklı dalga boylarını yansıtıyor; böylece cam yeşilden kırmızıya dönüyor. Henüz elektriğin, mikroskobun ve hatta atom teorisinin bile bilinmediği M.S. 4. yüzyılda bu seviyede bir optik fizik bilgisinin nasıl kullanıldığı hala gizemini koruyor.

BİR KADEH OLMAKTAN ÇOK DAHA FAZLASI
Son yapılan araştırmalar, Likurgos Kadehi'nin sadece görsel bir şov olmadığını, aslında bir "biyo-sensör" gibi çalıştığını ortaya koydu. Kadehin içine konulan sıvının yoğunluğuna ve türüne göre (su, yağ, alkol) renk tonlarında değişimler meydana geldiği fark edildi. Bu bulgu, Romalıların bu kadehi belki de içine konulan sıvının saflığını veya niteliğini test etmek amacıyla, son derece gelişmiş bir dedektör olarak tasarlamış olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
