Türkiye'de faaliyet gösteren küresel teknoloji şirketlerinin, hükümetin talepleri karşısında nasıl bir tutum sergilediğine dair sosyal medya düzenlemesi, internet sansürü ve kişisel veri güvenliği konularındaki çarpıcı veriler kamuoyu ile paylaşıldı.
İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) tarafından hazırlanan ve 'Dijital İtaat Rejimi' adı verilen kapsamlı rapor, ağ sağlayıcılarının ticari çıkarlarını korumak adına AK Parti hükümetinin isteklerine boyun eğdiğini ve şeffaflıktan uzak bir politika izlediğini belgeleriyle ortaya koydu.
Çalışma, şirketlerin sadece sansür taleplerini yerine getirmekle kalmayıp, bu süreçleri gizleyerek kullanıcıları savunmasız bıraktığına işaret ediyor.
Türkiye, internet özgürlüğünde Avrupa sonuncusu!
TİCARİ KAYGILAR KULLANICI HAKLARININ ÖNÜNE GEÇİYOR
Raporun detayları incelendiğinde, ifade özgürlüğü noktasında en zayıf performansı sergileyen teknoloji devinin, bünyesinde Facebook, Instagram ve Whatsapp uygulamalarını barındıran Meta olduğu görülüyor.
Meta, Türk makamlarından gelen kullanıcı verisi taleplerine verdiği olumlu yanıt oranını son dönemde yüzde 80 seviyesinin üzerine taşıdı.
Şirket, 2024 yılının ikinci yarısında kendisine ulaşan 4 bin 121 bilgi talebinin 3 bin 360 adedine, yani yüzde 82 oranında olumlu dönüş yaptı.
Bu durum, kullanıcıların hesap dökümleri, kimlik bilgileri ve bağlantı detaylarının resmi makamlara iletildiği anlamına geliyor.
META İÇERİK KALDIRMA TALEPLERİNE DİRENMİYOR
Veri paylaşımının yanı sıra erişim engelleme ve içerik silme konularında da Meta'nın hükümet ile tam bir uyum içerisinde hareket ettiği gözlemleniyor.
2024 yılı verilerine göre Instagram platformunun, Türkiye kaynaklı içerik kaldırma bildirimlerinin yüzde 80 oranındaki kısmını işleme koyarak talepleri karşıladığı raporda yer alan önemli bulgular arasında bulunuyor.
Gündüz kuşağı mı, dijital yayınlar mı daha tehlikeli? RTÜK'ten tartışmalı sansür kararı
ÇİN MERKEZLİ TİKTOK EN İTAATKAR PLATFORM SEÇİLDİ
Kısa video paylaşım platformu Tiktok, ticari sürekliliğini koruma adına hükümet direktiflerine en yüksek oranda riayet eden sağlayıcı olarak öne çıkıyor.
İFÖD'ün incelediği zaman diliminde şirket, erişim engelleme ve içerik silme isteklerinin yüzde 92 oranındaki kısmını yerine getirdi.
Raporda Tiktok için yapılan değerlendirmede, küresel ölçekteki şirketler arasında otoriter yönetimlerin taleplerine en fazla boyun eğen platform olduğu vurgulanıyor.
ELON MUSK YÖNETİMİNDEKİ X ŞEFFAFLIKTAN UZAKLAŞTI
Elon Musk tarafından satın alınan X platformu ise özellikle şeffaflık raporlamalarındaki yetersizliği ile eleştiriliyor.
Elon Musk, Twitter dönemindeki kapalı yapıyı değiştireceğini vadetmesine rağmen, mevcut yönetim algoritma süreçleri ve hükümetlerle olan ilişkiler konusunda son derece kısıtlı bilgi akışı sağlıyor.
Raporda, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı süreçte başlayan protestolar sırasında, X yönetiminin 700'den fazla hesaba erişimi hızla engellediği hatırlatılıyor.
Ayrıca Ekrem İmamoğlu'nun hesabı da dahil olmak üzere yüzlerce profilin 'coğrafi engelleme' yöntemiyle Türkiye'den görülemez hale getirildiği belirtiliyor.
Her 10 gazeteciden biri asgari ücret veya altında çalışıyor!
GOOGLE YARGI KARARI OLMADAN TRAFİĞİ KESİYOR
Bilgi akışını kontrol etme gücüyle bilinen Google, farklı bir sansür stratejisi ile raporda kendine yer buluyor.
Hayati tehlike içeren acil durumlar dışında hükümetin veri taleplerine 'sıfır' oranında yanıt veren şirket, algoritma gücünü kullanarak 'gölge sansür' uyguluyor.
İçerikleri tamamen kaldırmak yerine arama sonuçlarında görünmez kılan Google, muhalif haber sitelerinin trafiğini yargı kararı olmaksızın düşürüyor.
HalkTV, Gazete Duvar ve Diken gibi mecraların haberlerinin, resmi bir yasaklama kararı olmamasına rağmen geniş kitlelere ulaşmasının teknik müdahalelerle engellendiği ifade ediliyor.
BAĞIMSIZ MEDYA EKONOMİK OLARAK ÇÖKERTİLİYOR
Google'ın uyguladığı bu görünmezlik politikasının sonuçlarına değinilen raporda, hangi içeriğin neden öne çıkarıldığı veya gizlendiği konusundaki kriterlerin gizli tutulmasının haksız rekabete yol açtığı belirtiliyor.
Bağımsız medya kuruluşlarının görünürlüğünün azaltılması, bu kurumların ekonomik sürdürülebilirliğini tehdit ederek basın özgürlüğüne kalıcı hasarlar veriyor.
Gerçek hikayelerden ilham alan gazetecilik filmleri!
YÜRÜRLÜKTE OLMAYAN YASALAR GEREKÇE GÖSTERİLİYOR
Sosyal medya devlerinin, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edilen yasa maddelerine dayanarak içerik kaldırmaya devam etmesi raporun en kritik tespitlerinden birini oluşturuyor.
Hukuken geçerliliği kalmamış bir sansür aracının, idari makamlar ve şirketler arasındaki fiili anlaşmalarla sürdürülmesi, anayasal güvencelerin devre dışı bırakıldığına işaret ediyor.
Raporda bu durumun ifade özgürlüğü üzerinde ağır bir baskı unsuru oluşturduğu savunuluyor.
DEVLET OTORİTESİ BANT DARALTMA SİLAHINI KULLANIYOR
Son yıllarda hayata geçirilen yasal düzenlemelerin, sosyal ağ sağlayıcılarını Türk hukuk sistemine entegre ettiği ancak bu sürecin temel haklar yerine ağır yaptırımlar ekseninde geliştiği kaydediliyor.
Raporun sonuç bölümünde, devletin artık sadece içerik engelleyen bir düzenleyici olmaktan çıktığı, içerik üreticisinin kimliğini talep eden ve bu bilgiyi vermeyen platformları bant daraltma cezasıyla işlevsiz hale getirebilen bir otoriteye dönüştüğü tespiti yapılıyor.

