Aralarında kim vurguncu kim mağdur çıksın

Muhalefet, doğrusunu yapmaya dahi çağırsa iktidar, saldırı olarak algılayıp savunma refleksiyle hemen defansa geçiyor. Haklı mı değil mi, bakmadan.

Fon vurgununda da öyle...

Fakat aynı çağrı AK Parti saflarından gelmeye başladı. Yeter, elde ne bilgi varsa açıklansın, hiçbir isim gizli kalmasın, mağdur da vurguncu da çıksın ki içimizdeki günahsızlar zan altında kalmaktan kurtulsun, başka türlü bu kir temizlenmez diye.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, doğrusu tüm açıklığıyla ortaya serilmezse meydan haksız, yanlış suçlamalara kalır endişesiyle uyarmıştı.

İktidar cenahından benzer başka sesler zaten yükseliyordu.

Son olarak AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin'den de sağduyulu bir çıkış duyuldu.

Zengin; saadet fonlarına karışan kim varsa tam listesi açıklansın, hepsi sergilensin, vurguncuyla mağduru görelim istiyor.

İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan ise içlerindeki kirlileri kapıdan dışarıya buyur etti. "Bizi aldatan bizden değildir" ihtarıyla. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yormadan kendileri kenara ayrılsın bekliyor. Ama 'biz kirlendik, etrafı kirletmeyelim' diyecek haysiyetteler mi?

Hadi, Yeni Parti'nin 'bize bırakmadan çıkın, kendiniz ifşa edin' davetine kulak asılmadı. Bari kendi dar halkasından gelen talebe kulak versin iktidar.

Madem listeler ellerinde, kimden alıp kime vereceklerini hesaplayabiliyorlar, en ince detaylarına hakimler, ne duruyorlar?

Bir AK Parti yöneticisi vurgunculuktan soruşturulurken diğerleri mağdurlardan olduğunu söylüyor. Biri saadet fonlarından yararlandığını inkâr edemezken diğerleri para kaptırdıkları iddiasıyla yakınıyor.

Millet kime inanacak? Gerçeği olduğu gibi göstermeden ikna edebilir misiniz?

AK Parti'lilerin hangisi vurguncu hangisi mağdur; herkes gözleriyle görsün ki Nihat Zeybekçi'nin vurguncularla, Sayangillerle karıştırılmama isteği yerini bulsun.

Parti yöneticileri Hayati Yazıcı'yla Ömer Çelik'ten bakanlar Ömer Bolat'la Mahinur Göktaş'a... Kimi ima kimi öfkeyle ama hepsi haksız şüphe ve suçlamalara hedef olduklarını anlatıyor.

Sonradan tepki yerine, baştan açıklansa önü alınabilirdi. Aslı astarı gösterilse böyle rahatsız edici soru ve iddialara hiç muhatap edilmeyebilirlerdi.

Üstelik bazıları hâlâ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz gibi hesaba çekilmeye yanaşmıyor. Yılmaz, özel kalemiyle ilgili sorularla yüzleşti. Aynı açık sözlülüğü takınmaktan kaçınıyorlar.

Hakkındaki şayialar ayyuka çıkmış bir eski bakan yardımcısı bürokrat, erişim engellemeleriyle anılıyor meselâ. Çünkü atandığı kurum, erişim yasaklarında yetkili.

Belki onunla hiç alâkası yok, başka bir telâşe müdürünün yüze göze sıvamalarıdır. Fakat sosyal medya hesaplarını susturarak iz, uzantı karartabileceğini sananın o olduğu her yerde konuşuluyor.

Kapatmaya uğraşmak ters sonuç üretiyor yani, ne işe yaraması, daha fena kötüleştiriyor.

Etekteki taşlar uzatmadan dökülse, uzandığı yere kadar ayrımsız üstüne gidilse siyasi güç ve nüfuzlarını kullanarak haksız zenginleşenlerın korunduğu algısı çökmez mi?

Saman altından milletin parasını yürütenler teşhir edilip akla kara gösterilmezse akların arasında karalar saklanmaya devam edecek. Ak kalmayı başaranlara haksızlık, millete yazık değil mi?

Her gün bir bakanın, genel başkan yardımcısının, üst düzey bürokratın adı çıkacağına akla kara bir kerede çıksın. Bitsin bu Çin işkencesi. Millet de hakkının haramilere yedirilmediğine şeksiz kanaat getirsin.

-----

TOKATLADIKLARI CIA İLE MOSSAD'IN PARASI DEĞİL Kİ

Bakmayın siz; kendi borsamızda tokatladıkları sanki CIA ile MOSSAD'ın parasıymış, ABD'yle İsrail'i çarpmışlar, küresel baronları dolandırmışlar gibi kılıf uyduranlara.

Yeni Parti lideri Özgür Özel tümden haksız sayılmaz. Saadet fonları çarkında "soyan da soyulan da, vurguncu da mağdur da AK Parti'li" dediği kadar var. Çoğunlukla öyle görünüyor.

Foncular o yüzden dolmalarını artık kimseye yutturamıyor.

'Tam yerli ve milli bir finans gücü kuracak, millete ekonomik bağımsızlık kazandıracaktık ki bu ülkenin öz evlatları ekonomimiz üstünde söz sahibi olamasın diye iç, dış şer güçleri bize operasyon çekti' mavallarına fonzedelerin karnı tok. Çünkü hepsi yerli, milli.

Eskiden çok satan o safsataların alıcısı kalmadı.

Necip Fazıl'ın "oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir" dizesine rağbet yok şimdilerde.

Anlaşıldı ki oluklar, nurlu ve kirli diye ikiye ayrılmıyormuş. Katışıksız, sâfi nurlu zannedilenden de oluk oluk kir akabiliyormuş.

Dünyaya siyah-beyaz bakmaya şartlandırılmışların bile gözü açıldı. Kötünün içinde iyilik, iyinin içinde kötülük olabileceğini görebiliyorlar.

Doğrusunu yapmaktan başka çıkış ne mümkün. Zaman aleyhe işliyor, yatışır diye beklemek faydasız.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.