Putin, Ukrayna sınırlarında NATO’yu test ediyor
Rusya’nın jet motorlu insansız hava araçları kısa süre önce Ukrayna’da, Polonya sınırına yalnızca yaklaşık 1,6 kilometre mesafede bir treni vurdu. İHA’ları kullanan Rus pilotlar ve Kremlin’deki yöneticileri, Avrupa’dan, Birleşik Krallık’tan, ABD’den ve başka ülkelerden yetkililerin daha önce Ukrayna’nın Davos’u sayılabilecek Yalta Avrupa Stratejisi (YES) Yıllık Toplantısı’na katıldıktan sonra trenle Kiev’den ayrıldığını biliyor olmalıydı. Ancak eski Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, eski İsveç Başbakanı Carl Bildt, eski CIA Direktörü David Petraeus ve eski Polonya Cumhurbaşkanı Aleksander Kwaśniewski’nin de aralarında bulunduğu bu isimleri taşıyan trenlere saldırılmadı. Ruslar onları bilerek mi es geçti, yoksa beceriksizlikleri nedeniyle mi hedeflerini ıskaladı?
Cevap ne olursa olsun, Batılı yetkililerin YES Yıllık Toplantısı’nda bir kez daha sergilediği Ukrayna’ya desteğin Kremlin’i rahatsız ettiği konusunda şüphe yok. Panellerden birinin sonunda Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, NATO’nun saldırıya uğraması halinde Rusya’yı oldukça hızlı bir şekilde yenebileceğini açıkça söyledi: “Ukraynalılar altı ayda Rusya’nın rafineri kapasitesinin yarısını devre dışı bıraktıysa, biz bunu altı haftada yapabilir ve diğer yarısını da ortadan kaldırabiliriz.” Sikorski daha sonra burada NATO’nun Avrupalı üyelerini kastettiğini doğruladı.
Kremlin bu açık sözlü açıklama karşısında şaşkına döndü ve hızla karşı saldırıya geçti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, sözleri “Rusofobi” olarak nitelendirdi. Belki de Kremlin yetkilileri, Financial Times yazarı Edward Luce’un ifadesiyle, jeopolitik ayrıntılarla “yükü olmayan kör amatörler” olan ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde müzakerecileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile kurdukları dostane ilişkilere fazla alıştı.
Rusya Devlet Duması Savunma Komitesi üyesi Viktor Sobolev ise bu iddianın temelini reddetti: “Kimseye saldırmayı planlamıyoruz; devlet başkanı bunu defalarca söyledi.” Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgal etme niyetinde olduğunu defalarca ve sert biçimde reddettiğini, daha önce de Gürcistan konusunda benzer açıklamalar yaptığını görmezden gelmek mümkün elbette. Sobolev, Rusya’nın ne kadar zararsız olduğunu daha açık göstermek istercesine Polonyalıları “nükleer silahlara sahip bir ülkeyle” kavga çıkarmamaları konusunda uyardı.
En acınası açıklama ise Putin’in yardımcısı Nikolai Patrushev’den geldi. Patrushev, Sikorski’yi “Rusofobik bir çılgınlık” içinde olmakla suçladı ve Rusya’nın Avrupa’ya karşı herhangi bir askeri operasyon yürütmek için hiçbir nedeni olmadığından kimse için tehdit oluşturmadığını ileri sürdü. Ancak Rusya’nın Polonya’ya saldırması halinde ülkenin 2-3 gün içinde ortadan kalkacağını da söyledi. Sikorski ise daha sonra verdiği bir televizyon röportajında bu tehdidi küçümseyerek, “2-3 gün”, 2022’de Rusya’nın Kiev’i işgal etmesinin alacağı söylenen süre kadardı, dedi.
Kremlin, Ukrayna’yı tecrit etmeye kararlı. Bu yalnızca ülkenin destekçilerinin iradesini kırmak anlamına gelmiyor; aynı zamanda Karadeniz’de ticari gemileri vurmak ve Odesa’nın üç ana limanını bombalamak suretiyle Ukrayna’nın fiziksel olarak dış dünyadan koparılmasını da hedefliyor. Bu saldırılar, olağanüstü bir hasadın yaşandığı dönemde tahıl ihracatını felce uğrattı. Ayrıca Romanya ve Bulgaristan kıyıları boyunca yük taşımacılığının temkinli biçimde sürdürülmesini dahi engelledi. Bunun Ukrayna ekonomisinin ayakta kalması ve dünya gıda fiyatları üzerinde sonuçları olacak.
Durumu daha da kötüleştiren bir başka gelişme ise Tuna Nehri’nin bu yıl su seviyesinin çok düşük olması nedeniyle nehir limanlarının neredeyse kullanılamaz hale gelmesi. Nehre girebilecek kadar küçük gemiler ise ateş altında kalma riski taşıyor. Romanya’nın Galați kentine doğru ilerleyen sivil bir yük gemisi, kısa süre önce Tuna’nın ağzında Rusya’ya ait bir İHA’nın saldırısına uğradı; kaptan ve mürettebattan birkaç kişi hayatını kaybetti.
Karadan ulaşım güzergâhları da Rusya’nın Ukrayna sınır noktalarına yönelik saldırıları nedeniyle sekteye uğruyor. Moldova’ya açılan Starokozache sınır kapısı kısa süre önce vuruldu. Aynı güzergâh üzerindeki Mayaki Köprüsü de saldırıya uğradı. Sınır kapılarının, ne kadar kısa süreli olursa olsun, kapanması bekleyen trenleri ve araçları en deneyimsiz İHA operatörleri için bile kolay hedeflere dönüştürebiliyor. Karayolları, güzergâhların kısa sürede değiştirilebilmesi nedeniyle demiryollarına kıyasla biraz daha az tehlikeli olabilir. Rus İHA’sının Kiev’den trenle ayrılırken neredeyse vurduğu yetkililerden biri olan Petraeus, bir dahaki sefere otomobille gitmeyi düşünebileceğini söyledi.
Bu saldırılar karşılıksız bırakılamaz. Çünkü Ukrayna’yı tecrit ediyor ve Putin’i Batı’nın sınırlarını test etmeye devam etmesi konusunda cesaretlendiriyor. Son tren saldırısının ardından NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye, Rusya’nın ittifakın karşılık vermesini gerektirecek bir saldırı düzenleme ihtimali soruldu. Rutte şu uyarıyı yaptı: “Kendi halkınızdan 1,2 milyon kişiyi bu çılgın ve nedensiz savaşta feda etmeye hazırsanız, Putin’in ne yapabileceği konusunda saf olmayalım.”
Kış yaklaşırken Ukrayna’nın acilen yardıma ihtiyacı var: jeneratörler, ısıtıcılar, sıcak tutacak giysiler ve enerji santralleri. Sınır kapatıldığında yardım ulaştırmak, hapishane kapısında mahkûmlara eşya teslim etmeye biraz benziyor.
Ancak Putin’in tam olarak ulaşmaya çalıştığı sonuç da bu. Ukrayna’yı dış dünyayla bağlarını kopararak bütünüyle yok etmeye çalışıyor. Ukraynalılar, Putin başarılı olursa kendilerini neyin beklediğini biliyor. Peki, geri kalanımız, harekete geçmeyerek neye yol açtığımızın farkında mıyız?
Rutte’nin sözleriyle ifade edersek, saf olmayalım.
Anna Husarska
Uluslararası Kurtarma Komitesi’nde eski kıdemli politika danışmanı, gazeteci ve siyasi analisttir.
