İktidar yanlış yapıyor
[Sağlıklı haber ve yorum için başvuru kaynaklarından T24 sitesine erişim yasağı getirildiği bir ortamda yazılıyor bu yazı. Maalesef öyle.]
AK Parti’nin iktidardaki yanlışlarına hayli zamandır alışkınız ancak
yanlışlar son zamanlarda bayağı yoğunlaştı.
Son iki haftadır geçmişin yanlışlarını unutturacak vahamette bir yanlışa tanıklık ediyoruz.
Yatırım fonları yöneticilerinin, 455 bin 758 kişinin paralarını kendilerinin ve yakın bildiklerinin akıl almaz boyutlarda zenginleşmesine açık tutmalarına karşı iktidar sözcülerinin verdikleri tepkiler ile çözüm olarak sunulan tedbirler zihinleri zorluyor.
Muhalefet, fon yöneticilerinin AK Parti ile irtibat ve iltisaklarını sergilemekle meşgul; bir de parti yönetiminde, hükümette, yüksek bürokratlar arasında fonları veya borsayı kullanarak milyarları cebine indirenlerin peşinde muhalefet.
Her iki grupta da örnekler mevcut.
AK Parti yönetimi ise, fenersiz yakalananlar hakkında olumsuz sözler sarf ederek, onları dışlayarak, çok zorlanılırsa cezalandırılmalarını da -belki-sağlayarak, skandalın meydana getirdiği olumsuz havanın yatışacağını düşündüğü görüntüsü veriyor.
Oysa herhalde kolayca ulaşabilecekleri 455 bin küsur sıradan yatırımcı listesindeki isimlere o gözle baksalar, içlerinde hiç de azımsanmayacak sayıda, gittikleri yerlerde karşılarına çıkmış, ellerini sıktıkları, bazısı teşkilatta da görevli AK Partilileri, seçmenlerini görecekler.
455 bin kişinin yakın çevreleriyle birlikte birkaç milyon seçmene tekabül ettiği galiba düşünülmüyor.
Yalnız bu kadar da değil.
Karar’ın ekonomi yazarları, günlerdir, fon skandalının Borsa İstanbul’a nasıl yansıdığını rakamlar vererek yazıyorlar; ekranlarda uzmanlar kara tahta üzerinde bunun sonuçlarını hatırlatıyorlar.
Milyarlarca dolarlık kayıplara uğradı, borsaya yatırım yapanlar.
Bu arada, hisse senetlerinde yaşanan çöküş şirketleri de vuruyor ve fabrikaların kapanmasına, iş yerlerinin kepenk kapatmalarına kapı aralanmış bulunuyor.
Fabrikaların ve iş yerlerinin kapanması, işsizler kervanına yenilerinin katılması demek.
İsmet Berkan, dün yazısında, ABD’de yaşanmış 1929 ekonomik kriziyle benzerlik kurdu ki, doğrudur. O kriz sırasında da bizdeki fon ve borsa skandalının sebep olduğu sorunların aynısı yaşanmıştı. ABD’nin 1929 krizinin etkilerini ekonominin üzerinden atması hayli zaman aldı.
Şu sıralarda ekonomi alanında yaşananlar yara bandıyla kapatılacak türden değil.
AK Partili yorumcular, “Bunların üstesinden gelinir, siz esas CHP’li -veya YENİ Partili- belediyelerde deşifre edilen yolsuzluklara bakın” tavsiyesinde bulunuyorlar.
Gülünecek ve bir yönüyle de bir telafi mekanizması olarak -herhalde bilmeden- bunu kullananları, AK Parti’yi gözden düşürmeye yarayacağı için sonunda pişman edecek bir gerekçe bu.
Belediyelerde yargının ilgi alanına girmiş yolsuzluklar ile fon skandalı arasında kurulacak her paralellik, geniş kitlelerde suçlanan belediyecilere sempati olarak dönebilecektir.
İki olayın suçlananlarına atfedilen parasal çıkarlar eşit değil bir kere.
Fonlarda milyarlarca doların buharlaşmasından söz ediliyor.
İktidar ortaya çıkan tabloyu üstü kolayca kapatılabilecek geçici bir sorun olarak görmek yerine, olayın vahametini kabul edip iki haftadır izlediği lafla geçiştirme yolunu terk etmelidir.
Hem lafla halletmek yoluna gidiliyor hem çözümü sorunun çözümünü doğrudan sorumluları arasında sayılan kurumlara ve yöneticilere havale etmek istiyorlar.
Konuya ilişkin ilk yazımda özellikle belirttim: Sorunun ellerine tevdi edileceği komisyonda yer alacaklar, skandalla irtibatsız ve mümkün olduğunca tarafsız uzmanlardan oluşturulmalı ve içinde mesai harcayacakları komisyon da etkilerden uzak bağımsız bir ortamda çalışmalıdır.
Dilimizde herkesin okuyacağı bir mecraya fazla uygun olmayan deyimler vardır, ama ben kendimi tutup “Kuzu kurda teslim etmemeli” demekle yetiniyorum.
Skandalın seçim takviminin hızlanacağı bir ortamda patlaması, iktidarın konuya daha dikkatli yaklaşmasını zorunlu kılıyor.
Devlet Bahçeli’nin işin esasına inmek yerine, skandalı dillerine dolayanların suçlayıcı üsluplarını eleştirme yolunu seçmesini anlamak da zor. Oysa, AK Parti ile pek çok alanda paylaştığı iktidar ortaklığını, milyonlarca insanı doğrudan ilgilendiren bu konuda, ortağını yanlıştan vazgeçirmek için kullanmalıydı MHP.
Hemen her fırsatta gözlere sokulan dışımızdaki gelişmelerde ülkenin -daha doğrusu iktidarın- oynadığı olumlu rolleri propaganda vesilesi olarak kullanma yaklaşımı, bundan böyle beklenenin tersine sonuçlar verebilir. İnsanlar maaşlarını, geçimlerini, ailelerinin maişetini, kısacası kendilerini olumsuz etkileyecek her gelişmeyi, dışarıda ülkeye yönelmiş alkışlardan daha önemli görür çünkü.
Meclis dün açıldı. Diğer partileri de sürecin içinde bulundurarak, tarafsız isimlerden bir komisyon oluşturulmasını da kapsayan ve yatırımcıların kayıplarının nasıl telafi edileceğini anlaşılır ifadelerle metninde bulunduran bir yasa hemen çıkarılmalı.
[T24 hiç vakit kaybetmeden okurlarına kavuşturulmalı.]
