200 papel uçtu gitti…

''Türkiye’nin en önemli sorunu sizce nedir?” sorusuna ASAL anketine katılanların yüzde 58.4’ü ekonomi demiş.

“Adaletsizlik” ikinci sırada.

Gündemin kilitlenmek istendiği “terör” sorunu ise “işsizlik/istihdam” ve “eğitim”den sonra “ahlak sorunu” ile birlikte beşinci sırada geliyor.

Aslında ikinci sıradaki “adaletsizlik” devlete ve topluma egemen olunca ekonomi çöküşe geçiyor. Bu açık.

Delici bir örnek vereyim:

Tedavüle girdiği yıl olan 2009’da, 200 lira 131 dolar ediyordu… Şimdi ise sadece 4.6 dolar ediyor.

Ne olmuş, 200 papel erimiş yok olmuş.

Kâğıt paranın ne alım gücü kalmış ne de itibarı.

Adaletin, yarına güvenin kalmadığı bu ortamda kanatlanan yeni değer aracı altın ve gümüş…Altının bir gramı tüketmekte olduğumuz ocak ayında binlerce lira arttı… Gümüş de hemen ardından gelmekte.

Kurumların çürüdüğü dönemlerde merkez bankalarının kağıtları değil, topraktan çıkan madenlerin hükmü icra olunuyor.

Adaletsizliğin açtığı gedik ekonomiyi çürütüyor ama uyuşturucu belasını da parlatıyor.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Göreve geldiğimiz günden bu yana uyuşturucu suç örgütü elebaşları, üyelerinden fişekçisi, torbacısına varıncaya kadar tüm zincirin tüm unsularıyla ilgili yapmış olduğumuz tutuklamanın sayısı dün itibarıyla bu kabine döneminde 101 bini geçti” dedi.

Ancak kırmızı bültenle aranan küresel baronlara vatandaşlık verilmesi de hafızalarımızda… Hangi iradenin koruması altına girdiler ise Türkiye ikinci adreslerine dönüştü.

101 bin kişinin uyuşturucudan tutuklanması buranın artık transit değil pazar ülke konumuna geçtiğinin de dolaylı kabulü gibi…

Keşke, Asal Anketine göre beşinci sırada olan “Terör, Suriye, Kürtler, SDG” kadar ülkenin kromozomlarına işleyen uyuşturucu belasından nasıl kurtulabileceğimizi de konuşsak.

“Ekonomi, adaletsizlik, işsizlik, istihdam, terör, ahlak…” bunlar halkın temel sorunları.

Ama halkın bu temel sorunları en çok konuştuğumuz konular mı, emin değilim.

Tabii ki gündemde yer tutan ABD’nin İran’a saldırıp saldırmaması da çok önemli… Irak’daki İran-ABD bilek güreşi, Barzani’nin devreye her zamankinden fazla girmesi de…

Bir de değişmez toplumsal gıda maddemiz var: ırk, din, mezhep… Orta-Doğu’da içine balıklama daldığımız ürkütücü kaosun özünde de bu ayrışma yaşanıyor zaten.

Şunu da anımsatmak isterim, yaşama AB’nin Kopenhag Kriterleri ile bakıldığı 2008’de Ankara, Suriye ile İsrail arasında arabulucuydu…

Şimdi durum ne?

Çok yakın olduğumuz Şara, İsrail ile istihbarat anlaşması imzaladı. Hatta yakında Şara’nın İbrahim Anlaşmasına imza atacağı, İsrail’in Şam’da Büyükelçilik açacağı da iddia ediliyor. Şara Trump ile sık sık telefon kankalığı yapıyor.

Ankara ise Kürtleri İsrail ile görüşmekle suçlarken Şara’nın İsrail ile yakınlaşmasını sadece izliyor.

Şam yönetiminin Suriyeli Kürtlere operasyonlarına ise destek veriliyor.

Hatta ülkede Kürtlere yönelik alerjide bir ittifak var sanki…

Suriye’de Alevilere ya da Dürzilere yapılan saldırılarda saldıranları “cihadist, geldileri HTŞ, bunlar zaten terörist” diyerek niteleyenler, hedefte Kürtler olduğunda bu kez Kürtleri “terörist” olarak nitelemekten çekinmiyorlar.

Kestirmeden söylersek, istenen Şara’dan yana, Kürtlere çok uzak bir kamuoyu oluşturmak.

Bir yandan “Kürtler kardeşimiz” derken diğer yandan “Şam’ın zaferi” göklere çıkarıldığında, kardeşlik duygusunun ağır hırpalandığına dahi aldırılmıyor.

Halbuki ülkemizde kaybolan adalet, evrensel hukuk, özetle temel hak ve özgürlükler pusula olsa böyle mi olurdu?

Demokratik değerler yerleşir, içselleşir, ırk, din ve mezhep gider, insan geri gelirdi.

İnsan denince de insanın temel hak ve özgürlükleri esas olurdu.

Bakalım son anda sağduyu egemen olacak mı?

Olsa, adalet, evrensel hukuk, vicdan geri gelse inanın ki ne ekonomi bu halde olur ne de halkın şikayetlerinde adaletsizlik ikinci sırayı alır.

Ancak hukukun gelmesini istemeyen, hukuku kendi çıkarlarına düşman gören güçlü, hatta halktan da daha güçlü bir irade var.

Böyle olunca da birçok şey gibi 200 papel de buharlaştı… 2009 yılında 131 dolar iken bugün 4 dolar.

Nereden nereye geldiğimizin, bütün değerlerin nasıl kaybolup gittiğinin can acıtıcı, somut bir göstergesi.

YORUMLAR (1)
1 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.