Back To Top
Anadolu’nun ilk resmi mezhebi Mutezile

Anadolu’nun ilk resmi mezhebi Mutezile

 - Son Güncelleme: 25.05.2019 Cumartesi 07:42
- A +

Son olarak, Selçukluların “resmî mezhep” arayışları bağlamında özetle şunu söylemiştik: Başlangıçta camilerde Eşari’ye lanet okutan Selçuklu yönetimi, bilahare hem Şii-Batıni tehdidine karşı hem de yönetilebilir standart bir din anlayışının oluşturulması ihtiyacıyla Eşari ve Maturidi mezheplerini bir “Sünni blok”ta buluşturmaya girişecekti... Ama bu “Sünni blok”u Eşarilik domine etti. Sonuç olarak Hanefi-Maturidilik ancak nominal bir kimlik olarak varlığını sürdürdü. Selçuklu’nun bu tercihi Orta Asya kökenli bir askeri gücün yerel dinamiklerle ve İran devlet bürokrasisi ile işbirliği ihtiyacının sonucuydu…

Keza geçen haftaki yazıda ülkedeki camilerde Cuma namazlarında Eşari’ye lanet okunması talimatını veren Tuğrul Bey’in Mutezile mezhebine mensup olup olmadığına ilişkin tartışmadan da söz etmiştik. Kimi uzmanlar Selçuklu devletinin kurucusunun veya “kudretli vezir” Kündüri’nin Mutezile mezhebine mensup olmasına bağlıyordu bu uygulamayı…

Oysa devletlerin dinî siyasetlerini, yani belirli dinlere veya mezheplere yönelik tutumlarını yöneticilerin kişisel inançlarından ziyade politik ihtiyaçlar ve güç dengeleri açısından değerlendirmek daha doğru olsa gerek.

İran coğrafyasının “Selçuklu-sonrası” devrelerinde de aynı durum görülüyor. Mesela, İran ve Anadolu da dahil olmak üzere Akdeniz’in batısında Mısır’a kadar olan bütün İslam topraklarını işgal etmiş bulunan Moğol İlhanlı devleti için tehdit oluşturan iki büyük güç vardı o tarihlerde: Ortadoğu’da Memlukler, Deşt-i Kıpçak’ta ise Altınordu devleti... Her ikisinin de yöneticileri ve ahalisi Sünni olan bu devletler karşısında bölgedeki gayrimüslim unsurlarla ve Şii Müslümanlarla işbirliğine yönelmek Moğolların özel bir tercihi sayılamaz herhalde.

Zaten İlhanlı hükümdarlarının bir kısmı -eski Moğol dinini tam olarak bırakmamakla birlikte- doğrudan Hristiyanlığı benimsemişti. Bir kısmı ise -birçok yerde camileri yıktırıp kiliseler inşa ettirmelerine ve Hristiyan eşlerinden dolayı kendi saraylarında yaptırdıkları şapellerdeki ayinlere katılmalarına bakılarak- Hıristiyan olarak tanınıyordu.

İlhanlılar Müslümanlar arasında da hâkim güç olan Sünnilere karşı Şiilere ve bazı heterodoks tarikatların mensuplarına yakınlık göstermekteydiler. Şiilerin gönlünü kazanmak isteyen İlhanlı yönetimi Hz. Ali soyundan olanlara vergi muafiyeti bile getirmişti. Bilhassa İran’da Şiiliğin yayılıp güçlenmesinde Hülâgû Han ve haleflerinin de ciddi payı vardır.

İran’ın Şiileşmesi demişken… Şiiliği bu ülkenin resmi mezhebi yapan İlhanlı hükümdarı Olcaytu Hristiyan olarak dünyaya gelmişti, vaftiz adı Nikolas’tı. Bilahare Budist ve ardından Sünni Müslüman oldu. En sonunda Şiiliği benimsedi. Hayatının sonunda yeniden Hıristiyanlığa döndüğü de söylenir ama bunun pek bir önemi olmasa gerektir. Önemli olan İlhanlı hükümdarının din ve mezhep tercihlerinin kişisel arayışının veya kendi öznel düşünce serüveninin değil, öncelikle toplumsal şartlar ve ihtiyaçların belirlediği devlet çıkarlarının icabı olmasıdır.

***

İran coğrafyası üzerinde neden bu kadar çok duruyoruz? Çünkü Anadolu ve Balkanlardaki İslam anlayışının mayası orada çalınmıştı. Yalnızca İran Selçukluları’nın bir kolunun burada devam etmesi bakımından değil, esas olarak bu topraklarda filizlenip bugüne kadar varlığını ve etkilerini sürdüren dinî zihniyetin bir devamlılık içinde anlamlandırılmasını gerektiren dinamikler bakımından.

Bir defa Türk Müslümanlığı adı verilen olgu Türkî kavimlerin İslam’ı İran kültür coğrafyası kanalından tanıyıp benimsemiş olmalarıyla doğrudan ilgili bir konu. Biliyorsunuz, bugün Türkçede kullandığımız dinî terimlerin hemen hepsi Farsça: Arapça’daki “salât” kelimesini kullanmıyoruz sözgelimi, onun yerine Farsçadaki “namaz” kelimesini kullanıyoruz. Aynı şekilde Arapça “savm” yerine Farsça “oruç”, “vudu’” yerine “abdest” diyoruz. Hatta peygamber kelimesi de Farsça.

Bu bakımdan İran coğrafyasının bilhassa Türklerin İslamiyet’i benimsediği devirlerdeki politik ve dinî manzarası bugünü anlayabilmek ve bugünkü sorunlara izah bulabilmek açısından önemli…

Türklerin İslamlaşması devrinde artık bir yanda kuzey Afrika’ya ve hatta bugünkü İspanya topraklarına uzanmış, öbür yanda uzak Doğuya kadar ulaşmış bir İslam coğrafyası söz konusudur. Birbirinden farklı sosyokültürel özelliklere sahip Müslüman topluluklar yeni dinlerini -tabiri caizse- kendi kültür lisanlarına tercüme ederek yeniden yorumlama durumundaydılar. Dinin özü aynı kalmak kaydıyla gerçekleşen bu transformasyon beraberinde bazı yeni anlaşmazlıklar da getirmiş oldu.

Farklı toplumların kültürleriyle etkileşimin doğal bir sonucu olarak ilk önce Irak coğrafyasında ortaya çıkmış bulunan bazı din yorumlarının İslam mesajının ilk muhatabı olan Hicaz merkezli Arabistan muhitinden ziyade yeni fethedilen toprakların İslam’ı yeni benimsemiş ahalisi arasında kabul görmesi tesadüf değildi.

***

İran coğrafi konumu itibarıyla özellikle o devirde büyük bir mobilizasyon içinde bulunan kavimler ve kültürler için bir tür transit geçiş yolu ve bazıları için “bekleme odası” özelliğine sahip olduğundan, bir yanda kültürel çeşitliliklerin diğer yanda yeni bazı toplumsal ihtiyaçların etkisiyle farklı din yorumları etrafındaki tartışmaların ve arayışların en canlı olduğu yerdi.

O çağlarda mütemadiyen Doğudan Batı’ya doğru akıp giden Türk topluluklarının bir kısmının kısa bir konaklamadan sonra geçip gittiği, bir kısmının ise tavattun ettiği bu topraklardaki farklı din yorumları etrafındaki canlı tartışmalar bugün Türk Müslümanlığı adı verilen anlayışın şekillenmesinde inkârı mümkün olmayan bir etkiye sahiptir. 

Bu ilk devirde Türklerin amelde Hanefi, itikatta Maturidi anlayışı benimsedikleri biliniyor. Keza Türkmen topluluklarının nispeten daha küçük bir kısmının Şia’ya eğilim gösterdikleri de bilinen bir husus. Ancak o günlerde Mutezilî anlayışın Türkler arasındaki yaygınlığı bugün pek bilinmiyor.

Oysa geçen haftaki yazıda da kısaca değindiğimiz üzere Selçuklu devletinin kuruluş döneminde bir anlamda “resmi mezhep” olarak benimsenen Mutezile’den, Alparslan ve Melikşah’ın saltanat devirlerinde bürokrasinin başında olan Nizamülmülk’ün temsil ettiği anlayış ve sosyal/siyasi şartlar gereğince benimsenen din siyaseti dolayısıyla, uzaklaşılmış olsa da Mutezilî din yorumunun bilhassa toplumun okumuş kesimi arasında etkisini sürdürdüğü muhakkaktır.

Özgür irade, bireysel sorumluluk ve kader konularına yaklaşımda Mutezile ile Hanefi-Maturidi mezhepleri arasında fark yoktur. Diğer yanda Mutezilî Müslümanlar amel konularında Hanefi’ye uyduklarından bu iki mezhebin mensuplarını birbirinden ayırmak kolay değildir. Bu bakımdan mutezile mezhebinin takipçileri zamanla Hanefi-Maturidi cemaat içinde erimişlerdir.

Ancak Mutezile’nin bir fikir hareketi olarak, özgün bir din yorumu olarak aydın kesimler arasındaki varlığının tamamen ortadan kalktığını düşünmek yanlış olur. Nitekim İran’da mutezile “ehl-i sünnet bloku”nun dışında bırakılıp toplumsal etkisi zayıflatılırken Anadolu topraklarının Türkleşme/İslamlaşma sürecinin belki Selçuk ailesinden bile daha etkili aktörleri olan Danişmendliler ve bu hanedanın yönetimindeki Malatya, Tokat, Çorum, Amasya, Kayseri gibi merkezlerdeki medreselerde görev yapan alimler İslam’ın Mutezilî yorumunu bu yeni topraklarda yeniden şekillenecek olan din anlayışının mayasına katmıştır. Bu bakımdan Türklerin Anadolu’daki ilk resmi mezhebi Muteziledir desek yeridir.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
Sahiden bu mezhepler ne üzere. İslam Hz. Muhammedin getirdiği İslam mı yoksa çıkarcıların çıkarları doğrultusun da özellikle Ebu Hureyre gibilere söylettikleri çıkar İslamı mı var ortada. Mezhepler hangisi üzere.
Muhtefi. . 26 Mayıs 2019 00:49
Mutezile..Kelime Kökeni Arapça ˁzl kökünden gelen muˁtazilat معتزلة "sünni öğretiden ayrılmış olanlar" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça muˁtazil معتزل "ayrılmış, uzaklaşmış" sözcüğünden türetilmiştir. Bu sözcük Arapça ˁazala عزل fiilinin iftiˁāl vezni (VIII) failidir.....** Daha fazla bilgi Hz Mevlananin sadece Mesnevi yeter çürütmeye bu tezi.!. .:)))..Akıl cook önemli fakat Hersey değildir. Alakasi Yoktur Türklerin Mutezile ile. Ehl ı Beyt Yolundan yurumusler ve Emevi Arab irkciligina bulaşmamışlar. !.
KARAR OKURU 26 Mayıs 2019 11:08
0
Kelime tahlilinizin doğru olup olmadığını bilmiyorum ancak Türkler şu anda sadece Emevi Abbasi uydurması bir din yaşıyor ve bu din Allah'ın gönderdiği dinle savaşıyor. Siz de aynı şeyi söylüyor aklı "her şey değildir" diyerek saf dışı bırakmaya çalışanlara referans veriyorsunuz. Halbuki Allah'ın indirdiği dinde akıl çok sayıda ve fiil olarak kullanılarak hep aktif olması gerektiği "aklını kullanmayanların başına pislik yağdırılacağı" belirtiliyor. Akıl dışı anlaşılamaz ve yaşanamaz bir din uydurulmuş celaleddin rumi de bu uydurulmuş dinin
Muhtefi. . 26 Mayıs 2019 19:05
1
.Evli bir Adama Soralim.Evlilikte nasıl mutlu,huzurlu olunur, Sadece Akil, Mantık Yeterli mi.(Evliysen soru senin içinde geçerlidir ).Ebu Cehil. Daru'n Nedve (parlamento başkanı ) deve üstünde akıldan satranç oynadığı rivayeti var. Kalbleri var fakat düşünmezler der ilahi kitap. Kıyamete kadar örnek verilebilinir..mutezile aleyhine.!.istersen sor Cokk Akilci,Mutezile ATABE tayfasına :)).Tavsiyem akıl ile düşün Kalp Aklı ile karar ver..!..Akıl Karanlıkta yürümek için Kandildır. GÜNEŞ DOĞDU MU. .Kandil uyutulur. Der Büyüklerimiz. !.
KARAR OKURU 27 Mayıs 2019 00:27
0
Allah aşkına mevlana gibi bir insan mi mutezileyi çürütecek.. mesnevideki şirk ifadelerini Allah rızası için hiç mi okumadınız. Mesnevînin nitelelikleri sıralanıyor kitabın önsözünde insan onu okuduğu dakika o kitabı çöpe atmalı..
Karar Okuyucusu 25 Mayıs 2019 19:08
Yazarları okuyorum, şuradaki çoğu din, iman, islam ve mezhep. Hak yok, adalet yok, kul hakkı yemek var, ihaleye fesat karıştırmak var, adam kayırmak var, ehline değil yandaşa iş vermek var, hile var, düzen var, zulüm var. Olsun... Nasıl olsa bunlarda din var, iman var namaz kılıyor. Çal çal keyfine bak.
yasin 25 Mayıs 2019 23:41
0
yüreğinize sağlık, Muhammed'in dini çamura dönmüş, silkelenin artık. bu din Muhammed'in dini değil...
Mutezile bugün kader anlayışı olarak çok güçlü şekilde yaşıyor.M.Kemal olmasaydı..Abdulhamid olmasaydı..Yunan Anadolu'yu işgal etseydi..şöyle şöyle olur veya şöyle şöyle olmazdı şeklindeki hükümler mutezile inancının/ kader anlayışının göstergesidir.Hala Anadolu' da hakim algı-inanç mutezili ve karşıtı olarakta Cebriyedir.Ehli sünnet anlayış az ve zayıftır.(26.Söz.S.Nursi).
karar okuru 25 Mayıs 2019 14:13
İbrahim bey; siz başta Ahmed bin Hanbel olmak üzere mihnet dönemindeki zulümlere ortak olmak istiyorsunuz gibi geliyor bana. ehl-i sünnet'in hangi görüşlerinin yanlış, Mutezilenin doğru olduğunu yazsanız da öğrensek. asırlarca bu hususlar tartışılmış. Mutezilenin reklamını yapmakla ne yapmak istediğinizi anlayabilmiş değilim.
KARAR OKURU 26 Mayıs 2019 00:20
0
Mihne döneminde ne olmuş.. gücü ele geçiren mutezili alimler ehli hadise zulmetmişler. Dayak var.. falaka var.. sürgün var. Başka bir şey yok.. peki gücü ele geçiren ehli hadis ne yaptı sonra ki dönem.. 20. Yüzyıla kadar mutezilenin kökünü kuruttu. Öldürdü. Katliam yaptı. Vezir Kûndüri yi 5 parçaya böldü. Erkeklik organını bile vücudundan ayırdı. Zulmü dağları titretti. Yazıklar olsun mihne edebiyatı yapanlara.
Mehmet Ali 25 Mayıs 2019 12:05
Dostlar.. Yapılan yorumlardan anladığım tek bir şey var. O da bazı konuların ve bazı kavramların gündeme gelmesi bazılarımızda rahatsızlık yaratıyor. Ama bu bazılarımızın kendileri de bu rahatsızlığın sebebini bilmiyor. Somut eleştiri yok. Neden bunları yazıyorsun öfkesinden başka.. Bu durumda psikolog dostlar devreye girerek bize açıklamalı bu ruh halini. Sayın yazar, devam lütfen. Saygılar, esenlikler.
KARAR OKURU 25 Mayıs 2019 19:10
2
Bu tür meselelerle insanları oyalamak çok doğru değil.
Takipci 25 Mayıs 2019 09:19
Aydinlatici bir yazi, teşekkürler.
Hasip Saygılı 25 Mayıs 2019 04:36
Tarihçi ve ilahiyatçılarımızın pek girmek istemedikleri bir sahada İbrahim Kiras'ın bu değerlendirme yazıları zihin açıcı izah denemeleridir. Teşekkürler...
Maturidi-Esari 25 Mayıs 2019 03:47
Sayin Ibrahim kiras nasil olurda maturidi ve mutezile itikatta ayni dersiniz. Mutezile kader konusunda cuz'i irade de insana fiilleri yaratma yetkisi vererek Allahin iradesine tecavuz ediyor oysa maturidi ve esari insanda fiilde yaratma kabiliyeti olmayip sacece dileme kabiliyeti var diyyiyor. Aralarinda ucurum var. Mutezile itikatta dinden cikmistir ve siz gizlice bu yanlis mezhebin propagandasini yapiyorsunuz sizinde ne oldugunuz anlasilmistir . Yaziklar olsun size iranin itikadi mezhebini pazarliyorsunuz.
KARAR OKURU 25 Mayıs 2019 21:13
0
Siz yaziyi anlamamissiniz. Ibrahim beyin tespitlerinin kendi sahsi inanisindan bagimsiz oldugunu da kavramamissiniz. Ayrica bu yazilar cumartesi yazilaridir. 2. Yeni siiri uzerine de seri yazilar yazdi. Onlara da boyle tepki verin o zaman Ibrahim bey onemli fikri bir cabaya okuyucuyu davet ediyor Begenmiyirsan gider cem kucuk, hilal kaplan falan okursunuz.
KARAR OKURU 25 Mayıs 2019 03:44
Mutezili etkiyi fazla abarttığınızı düşünüyorum. Bir kaç örnekten hareketle genelleme yapıyorsunuz ki bu tavır akademik değil. Bu gayretinizi Mutezile gibi akılcı bir mezhebin Türkler üzerinde etkisi olduğuna inanma arzusunun tetiklediği görülüyor. Ancak birincisi tarihi tahrif ederek doğru sonuçlara ulaşamayız. İkincisi iddialarınız doğru olsa bile bu mezhebin niçin yok olup gittiği üzerinde kafa yormalıyız. Sosyokültürel gerçekliklere ayak uyduramadığı için yok olmuş bir mezhep kurtuluşumuz olamaz.
KARAR OKURU 25 Mayıs 2019 12:39
1
Mutezilenin yok olduğu iddiası senin iddian..Ittihatcilar 1917 aile hukuku kararnamesinde şeri hukuk oluşturmak istedikleri vakit yararlandıkları mezhepten biri olmuştu mutezile. Bugün sait hatipoğlu ya da mustafa islamoğlu mutezile mezhebindendir her ne kadar soylemeselerde.. cübbeli fetoculer menzil vs gibi yapılarda ehli sünnettir. Mutezile mezhebi hayatı anlama ve anlamlandırma gayesidir. ehli sünnetten istifa eden biri olarak yazdım bunu..
KARAR OKURU 25 Mayıs 2019 03:26
İmam-ı Eşari, üvey babası ile mutezile kelamcılarından olan Ebu Ali Cübbai'nin talebesi olduğundan, bu bozuk yol üzerine yetiştirilmişti. 40 yaşına kadar mutezile fırkasında bulundu. Bu fırkanın meşhurlarından oldu. 40 yaşından sonra, bu bozuk yoldan dönüp, ehli sünnet itikadına girdi.O yüzdendir aşağıdaki birçok yorum...tarihe not...
KARAR OKURU 25 Mayıs 2019 09:17
1
"BOZUK YOL" ??????
KARAR OKURU 25 Mayıs 2019 11:19
4
Eşari, islam toplumun içinden çıkardığı en kötü itikat alimidir. Gazali ile beraber ıslâm toplumlarını ve müslümanları fikren ve zihnen dumura uğratmışlardır..
KARAR OKURU 25 Mayıs 2019 03:04
Biz IŞİD e neden kızıyoruzki...yoksa gizli gizli kızmıyormuyuz... onlar da biz kuranı böyle anlıyoruz diyor...kim onlara böyle anlamayın bu yol yanlış diyebilir ki...işte tercümesi işte benim işim diyor...sizin gibileri yetiştirenler çok iyi biliyorlarki...peygamberi...yanında 23 yıl boyunca yetişenleri..onları onlarca yıl görüp bu dini öğrenenleri reddetmedikçe aslı bozamayız...seçim red olmuş...umurumuzdamı...kul hakkı mı...kurandaki şu ayete göre hakkımız...üstelik buna da inanırız... buna da dava deriz...
KARAR OKURU 25 Mayıs 2019 02:25
Ömründe hiç kelam kitabi gordun mu acaba. Böyle destursuz baga giriyorsun...
Denge 25 Mayıs 2019 04:50
1
Ad hominem saldırıların kimseye bir faydası yok. Yazılanların nesi yanlış ve doğrusu nedir onu yazarsanız daha faydalı olur.
musto 25 Mayıs 2019 01:55
İlhanlı hükümdarı Hülagu Han yaptığı zulüm inanılmz Bağdatı yok etmesi yüzbinlerce kitapların yakılması yüzbinlerce insanın katli aylarca kokudan şehre girilemiyor.Benim bildiğim Altın orda hükümdarı Batu ve kardeşi Berke Hanın islamı kabul etmesi ve Memluk hükümdarı Baybarsa kızını vermesiyle islamiyet nefes alıyor Batu hanın ve Baybarsın korumasında toparlanıyor.
Merakli 25 Mayıs 2019 00:40
Bu yazi dizinisi olumlu bulmuyorum genel anlamiyla. Felsefi boyutunu goz ardi ediyor ve ne yazik ki, belki de frkinda olmadan, "mezhep milliyetciligi" yapiyorsunuz. Asil vermek istediginiz mesaj "siyasi otoritenin dini kontrol araci olarak kullanmasi iyi bir sey degil" ve buna katiliyorum ama bunu boyle dolayli ve bence "faullu" yollardan yapmasaniz daha iyi olur diye dusunuyorum.
Mehmet Taşdemir 25 Mayıs 2019 00:13
Türkler mutezile mezhebinden ne zaman döndüler.. çöküş başladı. Çöküş tam olarak nizamülmülk'ün nizamiye medreselerindeki müfredatıyla başladı. Yavuzun mısırdan getirttiği eşari şafii alimlerle doruk noktasına çıktı (!).. Mutezilenin en büyük alimlerinden biri olan Ve yazdığı tefsir hâlâ aşılamayan ZEMAHSERİ de harezm bölgesinde yasayan bir Türkmendir. Diyanet vasıtasıyla bize eşari zihniyet dayatılıyor. Reddediyorum... Kur-anla çelişiyor gözükecek ama ben Atalarımın dinindenim.. net..
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN