Back To Top
Başkanlık rejiminden dönüş olur mu?

Başkanlık rejiminden dönüş olur mu?

 - Son Güncelleme: 04.07.2019 Perşembe 08:03
- A +

AK Parti’nin Başkanlık rejimine geçiş önerisi ilk gündeme geldiği günlerde, bu sistemin Türkiye’nin idare geleneğine uygun olmadığını yazmış, ülkemizdeki yönetimle ilgili problemin kaynağının parlamenter düzen olmadığını ileri sürmüştüm. Yönetimle ilgili problemin iki kaynağı vardı: İlki, 1982 anayasası ile cumhurbaşkanlarına haddinden fazla yetki tanınmış olması. İkincisi, “eski Türkiye”de milletten yetki alan sivil siyasetin bu yetkiyi başta asker ve yargı olmak üzere bürokratik elitlerle paylaşmak durumunda kalmasına yol açan “vesayet” düzeni.

Aslında, buradan bakıldığında, 2010’dan önceki süreçte Erdoğan’ın yönetim sorunlarının çözümü için -tıpkı daha önce aynı dertten mustarip olan Demirel ve Özal gibi- Başkanlık rejimine geçmeyi önermesi tutarlı görünüyordu. Ama zaten özellikle 2007 sonrasında atılan adımlar ve bu arada 12 Eylül 2010’da yapılan halkoylamasıyla gerçekleştirilen anayasal düzenlemeler bürokrasideki oligarşik bir yapının seçilmişler üzerindeki kontrol ve baskı gücünü bir hayli zayıflattı. Gerçi sonradan anlaşıldı ki adı geçen referandum FETÖ’nün askeriye ve yargı başta olmak üzere devlet kurumlarını ele geçirmesini sağlamıştı. Ama bu durumun sebebi geçmişteki gibi sistemin zaafı değil iktidarın tercihiydi. Ne olursa olsun AK Parti iktidarı o gün itibarıyla “Kemalist vesayet odakları” diye adlandırdığı mekanizmanın devlet yönetimindeki etkisini yok etti. Böylece Başkanlık rejimine geçmeyi ihtiyaç olarak görmeye yol açan en önemli sebep ortadan kalktı.

Buradan yola çıkarak, henüz adına sonradan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilecek “Türk tipi başkanlık” modelinin mahiyeti tam olarak ortaya çıkmadan önce, 2015’de şu soruyu sormuştum: “Türkiye’deki bürokratik vesayet düzeni artık büyük ölçüde ortadan kalkmış olduğuna göre, Erdoğan’ın başkanlık sistemiyle ilgili talebi hâlâ geçerli ve haklı bir talep mi?”

***

Aynı yazıda o gün uygulanmakta olan “cumhurbaşkanlığı modeli”nin belli başlı özelliklerini de anlatmaya çalışmıştım: “Ayda bir defa Milli Güvenlik Kurulu toplantılarına başkanlık eden, haftada bir başbakanla görüşen, yine haftada bir genelkurmay başkanını ve MİT müsteşarını kabul edip dinleyen… Büyükelçileri, valileri, emniyet müdürlerini hükümetle müzakere ederek belirleyen… Birçok anayasal kurumun ve kurulun üyelerini ve yöneticilerini atayan… Hepsinden önce bakanlar kurulunu tayin eden; hükümeti kurma görevi verdiği siyasetçiyle birlikte kabine listesinin son halini veren... Mecliste yasaların hazırlanması aşamasından itibaren fikrini bildiren, uygun görmediğini onaylamayıp geri gönderebilen… vs… bir cumhurbaşkanı modeli var Türkiye’de.”

Demek istediğim, Türkiye’de zaten hem de jure (yasal) hem de facto (fiilî) olarak bir tür yarı başkanlık rejiminin var olduğuydu. Bu da büyük ölçüde 12 Eylül anayasasının Kenan Evren için özel olarak hazırlanan maddelerinde cumhurbaşkanına verilen aşırı yetkilere dayanıyordu. Ama bir de Erdoğan’ın kişisel siyaset yapma üslubunun ve değişen siyasi şartların etkisi vardı…

2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik antidemokratik müdahalelere tepki olarak referandumla kabul edilen “cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi” usulünün 2014’den itibaren uygulamaya girişi daha önce hiçbir cumhurbaşkanının -hatta Evren’in kendisinin bile- bu ölçüde kullanmadığı sözkonusu yetkilerin Erdoğan’ın şahsında fiili bir başkanlık modeli olarak tezahürünü sağlamıştı. 

***

Bu adı konmamış “yarı başkanlık” düzeninin bile Erdoğan için yeterli görünmeyişinin sebebi Cumhurbaşkanının partisinin yönetimini -hiç değilse resmiyette- bırakmış olmasıydı. Ancak 16 Nisan 2017’de halk oylamasıyla kabul edilen anayasa değişikliğinin sonucu yalnızca “Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişiği kesilir” kuralının kaldırılmasından ibaret değildi. O günlerde çokça yazdığımız gibi, yeni yönetim modeli devlette denge ve denetleme mekanizmalarını ortadan kaldıran, kuvvetler ayrılığı prensibine son veren, iktidarı kişiselleştiren, meclisi göstermelik hale getiren bir mahiyet taşıyordu. Ne dünyada bir benzeri ne de siyaset bilimi literatüründe karşılığı vardı.

Geçenlerde başka bir vesileyle hatırlatmıştım, 16 Nisan referandumuna gidilirken AK Parti sözcüleri bundan sonra kurumların daha hızlı çalışacağını, bürokrasinin azalacağını, ekonominin şahlanacağını vs. vs. ileri sürmüşlerdi, hatta “16 Nisan’dan sonra dünyanın onuncu büyük ekonomisi olacağız” demişti bir bakan. Ne yazık ki kişiye özel hazırlanan ve devlette kurumların yerini şahıslara veren bu model değişikliğinin sonucu vaat edilenlerin tam tersi oldu.

Geçen yılki 24 Haziran seçimi öncesinde bu sütunlarda yeniden parlamenter düzene dönüş vizyonu ortaya koymadıkları için eleştirdiğim muhalefet partileri şimdi mevcut sistemin değiştirilmesi ve bunun için gerekirse referanduma gidilmesini istiyorlar. Yalnızca muhalefet değil, iktidar partisinin kimi sözcüleri de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin revizyonundan söz ediyorlar. Demek ki uygulama bizim gibilerin itirazlarının geçerliğini gösterdi. Umulur ki bu tartışmalar sağduyuyu harekete geçirsin, ülkemizin siyasi ve sosyal şartlarına uygun ve demokratik temelde bir yönetim modeline kavuşalım.

 

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
cumhur 05 Temmuz 2019 21:06
Sayın Kiraz siz başkan olsanız bu kadar yetkiyi bir yana bırakarak tekrar çoğulcu demokratik sisteme geçer misiniz?
umut 04 Temmuz 2019 20:40
asıl konu şu olmalı:kural;seçimlerle ilgili kararlar bir sonraki seçimlerde uygulanır. kural:kişilere yada bir gruba göre yasa çıkarılmaz, ebedi olur. kural:kişinin insafına bırakılarak devlet yönetilmez. kural:erkler ayrılıgı her ne sistem getirirsen getir baki kalmalı. gerisi teferruat ve zaman kaybıdır. olan sonraki nesiller olmaktadır. ihtilalleri, kalkışmaları tekrar tekrar yaşamamızın sebeplerinden biriside belki budur. baştakilerin bu durumlara yapabilecekleri birşey olmayabilir ama bir adım atmalarıda birşey dir.
emin 04 Temmuz 2019 19:04
Bu sistemin adı,tıpkı bir şarkıda geçtiği gibi, "ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur". Eskiden tarafsız, adil bir devlet vardı, şimdi Akp devleti var. Kim yalakaysa kim yanar dönerse ona kapılar açılıyor. Denetim yok, adalet: ara ki bulasın. Kariyer,liyakat: sizlere ömür...
Umut Emiroğlu 04 Temmuz 2019 15:17
"Güç, sahibini yönetir". Başkanlık sistemine geçiş serencamımızın arkasındaki asıl etken budur. Bunu, kendi tarihlerinde yaşamış olan toplumlar, gücü kontrol edecek/denetleyecek sistemler geliştirmişler. Maalesef millet Mersin'e giderken biz tersine gitmeyi seçtik. Üstelik, bizdeki başkanlık sistemi filan değil. O sisteminde başkan, kendi partisini kontrol edemez. Zaten vekil adaylarını belirleme imkanı da yoktur. Bizdeki tek adam rejimi ve yürümüyor. Neden? Hayatın gerçeklerine aykırı
Zembilfıroşt 04 Temmuz 2019 13:54
Ak Parti kuruluşundan bu güne nasıl geldi kronolojik olarak baktığımızda aslında gittikçe tek parti ve tek adama evirildiğini görüyoruz.Akp başta tüm toplumu kucaklayıcı dil kullandı,güçlendikçe oyuna ihtiyaç duymadığı kesimleri devre dışı bıraktı.Uygulanması mümkün vaatlerde bulundu, akla mantığa değil duygulara hitap etti.Geçmişte yaşanan tüm mağduriyetleri sahiplendi.Hukukun üstünlüğünü savunuyormuş gibi yaptı. Güçlendikçe demokrasiyi,anayasayı rafa kaldırdı.Halka yalancı bir bahar yaşatarak borç bataklığına sürükledi.Tam muktedir olduğunda asıl amacının Parti devleti olduğu anlaşıldı.
Denge denetimin yerleştirilip, güçler ayrımının gerçekleşmesi gerekir.Eski düzenin iki başlı oluşunun zararı unutulmadı.İki başlı olursa derinler mutlaka birine oynar.
Mehmet 04 Temmuz 2019 12:38
Ak parti kemalist veya ergenekoncu veya masonik yapıları fetoyu kullanarak yok etti.15 temmuzun rüzgarıyla başkanlık ysk ile geçti.Yasam,yürütme ve yargı bağımsız olmadığından yani başkana bağlı olduğundan devlet freni boşalmış kamyon gibi savrulmaya başladı.Baskanlik adalet,liyakat ve denetimi ortadan kaldırdı.Bu sistemi abd istedi ve şimdi tırpanlamak istiyor.Abd bir kişiyle her şeyi hallediyor.Kanal istanbulda hayata geçerse yani abd karadenize yerleşirse halk belki biraz uyanır.
Menderes YILDIRIM 04 Temmuz 2019 12:26
İbrahim Bey; Tayyip Bey diyor ki; Halk kararını verdi, YENİ SİSTEM artık DEĞİŞMEZ miş. Halkımız, Yaklaşık 2 Yıl Önce Yaşamadığı + Denemediği sadece SÖYLEMLER den etkilenip verdiği karar ile yaklaşık 100 Yıllık PARLAMENTER Sistemden vaz geçmişti. Şimdi DENEDİĞİ + YAŞADIĞI Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini yeniden DEĞERLENDİRMESİNDEN, NEDEN KORKULUYOR? Hani Halkımız MİLLİ İRADEYDİ? Bu defa Halkımızın, YAŞADIĞI + DENEDİĞİ Yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini OYLASINI SORMAKTAN NEDEN KORKUYORLAR? Saygılarımla
Karar okuru 04 Temmuz 2019 12:24
Esarilere, Maturidilere ne oldu?
Menderes YILDIRIM 04 Temmuz 2019 12:27
Yaklaşık 100 Yıllık Parlamenter sistem AKP + MHP tarafından sorgulandı ve halkımızın kararı için REFERANDUM' a sunularak kabul edildi. Halkımız Yaşamadığı, sadece SÖYLEMLERDEN etkilenerek kabul ettiği "CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET" Sistemini yine yaklaşık 2 yıldır YAŞADI. Halkımıza yaklaşık 2 yıldır bu defa yaşadığı "CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET" sitemini yeniden sormamızın NE ZARARI olabilir? Halkımızın YAŞAMADAN verdiği karara GÜVENİP İNANLAR, şimdi de YAŞADIĞI karara GÜVENMELİLER. Mili İrade den ancak KORKANLAR KORKAK DENİR. Saygılarımla
Musto 04 Temmuz 2019 12:01
Millet olarak çıkar pesinde koşmadan komsunun hakkınıda kendi hakkımız gibi gözetir yönetenlerden hesap sorabilir düzeye erişirsek hangi rejim gelirse gelsin farketmez.
KARAR OKURU 04 Temmuz 2019 11:13
kirmizi bultenle arana teroristi devlet televizyonuna cikarıp, kendileri icin oy isteten sistemin adimi baskanlık sistemi? Neyse sorun yok. Baskan güveniyormuş Trt deki arkadaslara, o yüzden bu işi soruşturmaya gerek bile yokmuş. Ülkeyi yandaşa peşkeş çekip sonra çok üzülüyorum demektede bi beis görmüyoruz. Başkan ne derse o sonuçta. Sistem dediğiniz bu mu?
BLACK EAGLE 04 Temmuz 2019 10:56
BU UCUBE REZİL SİSTEM BİR YILDA ÜLKEMİZİ YIKIMA UÇURUMA SÜRÜKLEDİ SABAH AKŞAM AKP BESLEMESİ YANDAŞ YALAKA ŞAKŞAKÇI KANALLARI İZLEYİP GAZA GELENLER 16 NİSAN REFERANDUMUNDA EVET OYU VEREREK DÖVİZİN YÜKSELMESİNE ENFLASYON VE İŞSİZLİK RAKAMLARININ REKORLAR KIRMASINA EKONOMİNİN BERBAT DURUMA DÜŞMESİNE SEBEBİYET VERDİNİZ MUTLU MUSUNUZ??????????
Takipci 04 Temmuz 2019 09:37
Eskiden Rusyada Komunist sistem vardi, kaya gibi saglam gorunurdu, Bir sabah baktik ki, kendi kendine yikilmis. Bizim yeni sistem(aslinda sistemsizlik) kendi kendini yiyip bitiriyor...
KARAR OKURU 05 Temmuz 2019 10:00
0
değiliz
Deli Emin 04 Temmuz 2019 09:07
Bizde siyasetçi zihniyeti,parti ve liderini eksene alan,olgu ve olayları buna göre kodlayıp,kurum,kuralları,işleyişi bu gerçekliğe göre yürümesini isteyen siyaset tarzı var.Oysa hayatın gerçekleri, gereklilikleri,talep ve çözümleri gelecekte evrilecek muhtemel yönü hesaba katarak belirlenmesi gerekir di! İskender ÖKSÜZ hocanın deyişi ile ,Otoritenin gerçekliğine göre değil,gerçekliğin otoritesine göre çözüm belirlenmeliydi!Şu anda olan ise YANİ VELAYET-İ R.T. ERDOĞAN REJİMİ Aydın,gazeteci,akademisyen dini,siyasi liderlerin özgürlük, ahlak, adalet, selim,akli(REŞİD OLAMAMA) sorunu var
KARAR OKURU 04 Temmuz 2019 07:50
Mesele başkanlık, parlamenter sistem meselesi değil bu bir zihniyet meselesidir.
KARAR OKURU 04 Temmuz 2019 07:01
Sayın batım vesayet vesayet düzeni diye yerdiginiz aslında şimdi olsun dediginiz denge mekanizması olarak görev görmekteydi. Zaten AKP bin iktidar olduk ama muktedir olamadık sözü bunun ifadesiydi.
? 04 Temmuz 2019 05:14
Bir bakan dünyanın 10. büyük ekonomisi olacağız demiş.Yabancı ekonomistlerden dünyanın 5. ekonomisi olacağını iddia edenlerde var.Bu işler öyle bir günde olmuyor.16 nisanı milat olarak söylemiştir.Bak Türkiye-ABD,Rusya,Çin arasındaki görüşmelere hedef Ticaret her biri için 100 milyar dolar.Bunlar resmi görüşmeler,yani 3 ülkeyle hedeflenen ticaret hacmi toplamda 300 milyar dolar.Aşağıya çekmeye çalışsanız da kervan yürüyor.
Demircan 04 Temmuz 2019 09:07
0
soru işaretli yorumcu ülkenin sorunu da işte o soru işareti.lafla peynir gemisi yürümüyor.
Habele-Hubele 04 Temmuz 2019 09:15
2
Hedefi koyunca bir günde oluyor değil mi? Ne adamlar var ne sıradışı zekalar var ülkemiz kadr ü kıymetini bilmiyor! Bu arada Çin ile ticaret hacmini arttırmak ve cari açık anlamına geliyor mu ben bilemem siz üst aklınız ve sıradışı zekanızla anlatıverin.
karar okuru 04 Temmuz 2019 13:18
0
Milli takımda her gelen hoca geleceğin takımını kuracağını iddia ederdi. Sizin bakış açısı da ona benziyor? Sistem geleceği garanti altına alacak. Peki bu günü nasıl garanti altına alacağız. bir vatandaş olarak bugünü kurtaracak bir sistem istemek en doğal hakkımız olmalı.
Menderes YILDIRIM 04 Temmuz 2019 04:54
İbrahim Bey; Başkanlık sisteminden geri dönüş olur mu? Yaklaşık 100 yıllık TÜRKİYE' nin PARLEMENTER SİSTEMİNDEN dönüş oluyor da, 2 Yıllık YENİ Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden NEDEN DÖNÜLMESİN? Saygılarımla
karamanın koyunu 04 Temmuz 2019 20:51
0
davul kimin boynundaysa tokmak da onda olsun imza yetkisi olsun ayağıyla yetkiyi devrettirenler birgün oyunları ortaya çıkacak elbet! karamanın koyunu sonra çıkar oyunu.
KARAR OKURU 04 Temmuz 2019 02:00
geçti Bor un pazarı
KARAR OKURU 04 Temmuz 2019 01:37
Başkanlık sisteminden rahatsız olanları görünce Tayyip doğru iş yaptı diyorum...
.......... 04 Temmuz 2019 08:25
1
Doğru iş yaptığı ekonominin gidişatından belli zaten..baksana uçuyoruz maşallah!...
KARAR OKURU 04 Temmuz 2019 10:14
0
KO 01:37, zatıaliniz daha sistemin adını bile bilmiyor ya... Salla, gitsin.
KARAR OKURU 04 Temmuz 2019 15:11
7
8.25 ve 10.14, Türkiye'nin doğrusu Tayyip'in hedeflerdir. Başarır başaramaz o ayrı mesele. Ama ille de Tayyip'e muhalefet edeceğiz diye doğrunun karşısında durulmaz...
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN