Back To Top
Demokrasiden ümit kesilmez

Demokrasiden ümit kesilmez

 - Son Güncelleme: 18.12.2018 Salı 09:06
- A +

Bugünün dünya demokrasi haritasında renkler pek parıltılı değil. Demokratik rejimlerin rengi eski yıllara nispetle bir hayli solgun görünüyor. Avrupa’da aşırı sağ partiler yükselişte, ABD’nin başında şimdiye kadar benzeri görülmemiş derecede popülist bir siyasetçi, Güney Amerika’da alışıldık diktatörlük rejimleri var... Birkaç istisna dışında Asya kıtasının büyük kısmında ve özellikle Putin yönetimindeki Rusya’nın kontrol ettiği coğrafyada iktidarlar giderek daha fazla otoriterleşiyor... Ortadoğu’da beş altı sene önce Arap Baharı’yla yeşeren ümitler çoktan yok oldu gitti… Türkiye’de merkeziyetçi siyaset anlayışının son birkaç yıldır gittikçe güçlenme eğilimi içinde olması da dünyadaki bu genel akıştan bağımsız değerlendirilemez herhalde...

Dolayısıyla bugün birçok aydın demokrasinin geleceği konusunda karamsarlık içinde. Ama bu tablonun geçici olduğu, toplumların demokratikleşme yolculuğunda kısa süreli duraklamalar olsa da büsbütün geri gidişin mümkün olmadığı fikrinde olanlar da yok değil. İnsanlığın iyiye ve olumluya doğru yürüyüşünden ümit kesmeme adına bu ikinci görüş daha iç açıcı tabii. Ama ayakları yere basan bir görüş mü bu?

Bence evet... Siyaset bilimci Huntington’ın “Üçüncü Dalga” diye bir kitabı vardır. Portekiz’de demokratik düzenin yeniden kuruluşunun hikayesiyle başlar. Aynı sıralarda askeri diktatörlüklerle yönetilmekte olan İspanya, Brezilya ve Yunanistan’da da “ılımlı rejimler” iktidara gelmiştir. “Bunu izleyen onbeş yıl içinde bu demokrasi dalgası, küresel kapsama ulaştı” diyor Huntington, “Yaklaşık otuz ülke, otoritarizmden demokrasiye geçti; en az yirmi diğer ülke de demokrasi dalgasından etkilendi.” (Samuel P. Huntington, “Üçüncü Dalga”, Çev: Ergun Özbudun, Türk Demokrasi Vakfı Yayınları, Ankara, 1993)

***

Bu anlatılan üçüncü demokratikleşme dalgasıdır. Ondan önce iki dalga daha yaşanmıştır ünlü siyaset bilimciye göre. Bir de şu ayrıntı önemli: “İlk iki demokratlaşma dalgasının her birini, daha önce demokrasiye geçmiş olan ülkelerinin hepsinin değil ama bir bölümünün yeniden demokratik olmayan yönetime döndüğü bir ters dalga izlemiştir.”

Buna göre Huntington’un yaptığı çizelge şöyle:

-Birinci, uzun demokratlaşma dalgası 1828-1926

-Birinci ters dalga 1922-1942

-İkinci, kısa demokratlaşma dalgası 1943-1962

-İkinci ters dalga 1958-1975

-Üçüncü demokratlaşma dalgası 1974-…

Demek ki modern dünyadaki demokratikleşme süreci mehter takımının yürüyüşü gibi iki ileri bir geri gidiyor. Kim bilir, belki insanlığın tarihteki yolculuğunun ana ritmi de budur…

***

Berlin Duvarı’nın yıkıldığı 1991 yılında ilkin 22 sayfalık “Democracy’s Third Wave” başlıklı bir makale olarak yayımlanan, sonra hacimli bir kitaba dönüşen eserinde Huntington yeni bir ters dalganın oluşmasının mümkün olduğunu da belirtir. Hangi dinamiklerin hangi şartlarda demokratikleşme eğilimlerini tersine çevirebileceğine dair tahminlerini ve uyarılarını dile getirir. Bunlar içinde muhtemel göçmen hareketlilikleri karşısında Amerika ve Avrupa ülkelerinde yabancı düşmanlığının yükselebileceğine ilişkin uyarıları yakın zamanlarda yeniden hatırlanıp “kehanet” olarak zikredildi. 

Bu çerçevede vurgulanması gereken husus gerek demokratikleşme yönünde gerekse otoriterleşme doğrultusundaki eğilim ve yönelimlerin tek boyutlu olmadığıdır. Küresel eğilimler elbette önemli ama her ülkenin kendi iç dinamiklerinin belirleyiciliği her zaman daha önemli.

İkincisi, demokratikleşme cereyanlarının belli süreçlerde tersine dönmesi yalnızca birtakım siyasi güç odaklarının çabalarının sonucu olarak açıklanamaz. Antidemokratik veya otoriter rejimlerin en büyük dayanağı demokrasilerin başarısızlığıdır. Ekonomide, dış politikada, sağlıkta, eğitimde, asayişte başarı gösteremeyen demokratik rejimlerin böylece kendi alternatiflerinin yolunu açtığını unutmamak lazım. Halk için yönetimin hangi mekanizmalarla işbaşına geldiğinden ve hangi yöntemleri izlediğinden ziyade mevcut problemleri çözüp çözemediği, ülkedeki standartları yükseltip yükseltmediği önem taşır.

Diyeceğim, demokratikleşme süreçlerinin duraklaması ve hatta gerilemesi birtakım kurumların ve aktörlerin tutum ve davranışlarının neticesidir. Çünkü demokrasi son tahlilde amaç değil araçtır. Öyleyse dünyada demokrasinin pek revaçta olmadığı bugünlerde bile özelde belirli toplumların genelde insanlığın olumluya doğru yürüyüşünün devamından yana ümit tükenmez. Huntington’ın şemasını esas alarak dünyanın belirsiz bir gelecekte dördüncü bir demokratikleşme dalgasını da karşılayacağını düşünmek hayalcilik olmaz.

Diğer Yazıları

Yorumlar

Yorumlar 600 Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Karar Yayıncılık A.Ş ve yazar, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Yorumların 600 karakteri (boşluklu) aşmaması gerekmektedir.
irfan 23 Aralık 2018 10:49
mehter yütüyüşünde geri adım olmadığını, üç adımda bir sağa ve sola yönelindiğini bilmemek, tarih ve gelenek cahillerinin çokca düştüğü bir hata ama sizlere hiç yakışmadığını düşünmeye devam edeceğim. Basit hatalar güven sarsar.
B 21 Aralık 2018 19:51
100 korkak adam bir cesur adam etmez. 100 akılsız adam da bir akıllı adamın yaptığı işi yapamaz. Adolf Hitler.
KARAR OKURU 21 Aralık 2018 12:47
1 kişinin iki dudağı arasına tüm yetkileri ver sonra demokrasi de. Dalga mı geçiyorsunuz.
bir dost 19 Aralık 2018 16:21
makaleyi, ve özellikle yorumları okuyunca, laik kesimin kalesi bir medyayı okur gibi hissettim.. inanılmaz... mahvoldum..tükendim..
KARAR OKURU 20 Aralık 2018 07:35
3
bende yalaka medyayı okuyunca insanlıktan soğuyorum. sinir minir kalmıyor.
M.duman 19 Aralık 2018 15:50
İslam, çıkışıyla bir adalet çağrısı olmuştu. Hz. Muhammed(A.S.V) ve arkadaşları yıllarca çok az kişi olarak Mekke oligarşisine karşı büyük bir mücadele sergilediler. Bu, bir adalet mücadelesiydi, bundan dolayı toplumun her farklı kesiminden insanlar bu çağrıya icabet etti. Cahiliye toplumunda eksikliği hissedilen adalet idi. Köle Bilal ile, çok zengin bir ailenin tek erkek çocuğu, tüm nefsi isteklerini tatmin edebilen ama toplumsal adaletsizliğe isyan eden Mus'ab bin Umeyr'i aynı safa getiren adalet arayışıydı. Peki o zaman bu çağrı niye zamanla sta
KARAR OKURU 19 Aralık 2018 13:16
SayınKiras..yine yazıyorum..cep uygulaması doğru dürüst çalışmıyor.lütfen uygulamayı onarınız...
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 22:31
Demokrasi iktidarlar tarafindan altin tepside sunulmaz, eger toplum ugruna mucadele ederse umut kesilmez demokrasiden...
Kararlı okur 18 Aralık 2018 22:25
Demokrasi, iyidir, güzeldir, hoştur lakin emperyal sömürüye araç yapılıp, ikinci ve üçüncü dünya ülkelerini pazar olarak kalmaya mahkum etmek için kullanılan demokles kılıcı olursa inandırıcılığı kalmaz ve makyajlaşır. Günümüzde kabaca olan da budur.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 23:59
1
3. dünya ülkelerinin hepsini toplasan pazar olarak bir italya etmezler. çıkın matrixten.
ramazan gün... 18 Aralık 2018 20:04
(10)göreli pozisyonlar sunan toplumlar arası karşılıklılık anlayışından, tüm toplumları toplumlar üzeri bir 'birlik' noktasına davet eden 'mutlak' karşısında pozisyona davet.. belki insanı 'insanı kamile' davet; düşünmek lazım.. benim anlamadığım ise.. uaylılara bukadar inanan modern toplumun, bilim adamlarının filan, dine mesafesi nerden geliyor?.. (bu yazının başlığı 'uzaylılar sorunsalına demokrat yaklaşımın eleştrisi' olsun:))
takipçi 21 Aralık 2018 19:34
1
Olay taa ortaçağ Avrupa'sına dayanıyor. O zaman birtakım hristiyan rahipler kendileriyle ilişkiye girmeyen kadınları büyücü olduğunu söyleyip yakıyorlardı. Hristiyanlar için din karanlık, buhran, ilimdışı olmadır. Tabi bizde de taklitçiler var. Avrupa ne yaparsa doğrudur. Bizim aydın geçinen eski ve yeni sözde bilim adamları, özellikle cumhuriyet döneminde yetişip de Avrupa'nın bilim dergilerinde bir makalesi yayınlansın diye biyerlerini yırtan,aslında bilimden zerre nasiplenmemiş taklitçi maymunların aynı düşüncede olmasını pek de garip karşılama
ramazan gün... 18 Aralık 2018 19:58
(9)şunu diyorum: ben, ben olmayan üzerinden bir topluluk bilincine eriyor ya.. uzaylılar olmadığı için 'insanlık ideası' eksik kalıyor.. öyle ise.. tüm insanlığı kucaklayacak bir 'dayanışma ruhu' birleştirici güç bir DAVET nasıl mümkün?.. bilmem!. şöyle desek: tüm bu 'dayanışma biçimleri' birer medeniyet biçimi iseler eğer.. diyebiliriz ki; toplumdan, daha büyük olana geçiş 'insan ötesi'ni 'mesajına' dahil etmiş peygamberlerin işidir; 'peygamberler olmasa medeniyet olmazdı'!!..
ramazan gün... 18 Aralık 2018 19:49
(8)bize 'uzaylılar' lazım:) (nerden geldim buraya bilmem ama durum bu) ha!. mesele demokrasi eleştrisi olmaktan çıktı: 'içtimai dayanışma'nın tüm türleri için gerekli olanı 'tırmalıyoruz'.. yani demokrasinin de gayesi olanı.. eğer uzaylılar olsa idi, işimiz aileden topluma geçişte olduğu kadar KOLAY olacak ve 'adımlayarak' ulaşacaktık insanlığa.. aslında dünya bu 'uzaylı eksikliğini' içten içe hissediyor gibi; filmlere bakın. uzaylılar geldiğinde nasıl da dayanışılıyor kendiliğinden. nasıl da 'sorunlar' önemsizleşiyor!..
ramazan gün... 18 Aralık 2018 19:43
(6)aile, toplumda olandan fazla birşeyi vaazediyor.. ve toplum (millet, halk ne ise) dışındaki diğer toplumlardan fazla bir şeyi ifade ediyor; onlarla ben arasında olmayan iştirak noktalarını (dil vb ne ise) ya insanlık?. nasıl belirlenecek?. sınırlar, sınırladıkları şeyin prensipleri idi.. işte burada 'genelde insanlık'ın yürüyüşü çöküyor.. sonraki adım yok.. bu yüzden uluslarüstü bir mutabakat mümkün olmadığı gibi, bahsettiğin üzre, her demokrasi atılımı belli bir süre sonra enerjisini yitiriyor.
ramazan gün... 18 Aralık 2018 19:37
(5)demokrasi adına ortaya konan yaklaşımlarda ortak olan 'topluluk bilnci'ne atıf onun fertten çok topluluğu, özgürlükten çok eşitliği telkin ettiğini gösterir.. (burası uzar) bu durumda.. en basit toplumdan ilerleyerek.. aile, toplum ve (senin dediğin olsun) 'insanlık'.. diyelim. BÜYÜK VE ÇÖZÜLEMEYEN SORUN ŞU; aileden topluma basit ve kolay bir ameliye ile geçilebiliyor. bu, bir topluluğun kendini 'idrak' etmesinde 'öteki'ni pek kolay farketmesinden kaynaklanıyor. bu birlik duygusu, diğerleri ile bizim aramızda olmayan müştereklik üzerinden kuruluyor..
ramazan gün... 18 Aralık 2018 19:30
(yayınlanmayan 4 yerine)demokrasiyi özgürlük üzerinden okumaya meyilliyiz. oysa o, aşağıda birinin (ve bir çoklarının) dediği gibi 'birarada yaşama' ile ilgili ise eğer.. eşitlikle beraber anılmalıdır. özgürlükle eşitlik arasında, eşitliğe yakın bir yerde.. ve adalet.. biri özgürlüğe diğeri eşitlikçiliğe yakın iki adalet anlayışı: birinde her ferdi özgür bırakırsak, sonuçta toplam özgürlük artar ve adalet tecelli eder. diğerinde herkesi birbirine eşitleme gayreti.. liberalizm, sosyalizm..
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 17:45
bir insan hem müslüman hemde demokrat veya laik olabilirmi?
ramazan gün... 18 Aralık 2018 22:23
0
işte bütün mesele?. demokrasi belalı kelime; tanrı gibi, herkes 'en üstün iyi'sini ona atfedince.. ben dahil herkes 'tuttuğu yerden' yürüyor.. iyi haber, 'derin abilerinde' bizden pek farkı yok.. sorunun da tek bir cevabı yok.. ama en genel haliyle diyebiliriz ki; normatif-kural koyucu olarak alırsak 'hayır'!.. tasvir edici-benzerlikler olarak alırsak 'islamda demokrasi vardır'!.. kaynaklar ve dayanaklar olarak hayır, uygulama ve benzerlikler olarak evet.. mesele demokrasinin 'ahlaki temellerinde'!.. kendisi -normalde- basit bir toplu karar alma biçimi; bu haliyle de evrense
benjamin franklin 18 Aralık 2018 17:44
Demokrasi, iki kurtla bir kuzunun öğle yemeğinde ne yiyeceklerini oylamalarıdır.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 22:12
0
Diktatörlük ise, sonucu belli olan oylamayı hiç yapmadan, iki kurdun, öğle yemeğinde, kuzuyu birlikte yemesi; ikindi üzeri de, bu ormana iki kurt fazla diye, birinin diğerini trenden atmasıdır.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 14:29
Demokrasi değil bizi dünya insanlarını sömürge düzeninin adıdır.geçtiniz yıllar geçti bi cacık olmadı.yok ve gerçek demokrasi masalları ile yıllar geçer .sadece ütopya inanmıyorum.demokrasiye.
iyildiz 18 Aralık 2018 13:30
Aslolan, ALLAH c.c. dan ümit kesilmez. Bu demokrasi hastalığınız ne zaman bitecek...
Onların doları varsa, bizim de Allah'ımız var, diyenle aynı kafa ! Allah senin Merkez bankan mı, darphanen mi ? Allah, kafasına göre takılan bir tanrı değil, işlerini kurallı yapan bir Tanrı'dır. Allah'ın kurallarına SÜNNETULLAH denir. Onlardan biri de, İŞİ SEN EYLEYECEKSİN/ADIMI SEN ATACAKSIN/EYLEMİ SEN YAPACAKSIN, sonra da ALLAH'tan istemeye yüzün olacak. Günümüz dünyasında hukukun/adaletin üstünlüğünün güvencesi KUVVETLER AYRILIĞI SİSTEMİNE DAYALI DEMOKRASİDİR. ADALET İSE ALLAH'IN KULLARINA İLK TOPLUMSAL EMRİDİR.
M.duman 18 Aralık 2018 13:22
Özgür bireylerin yapacağı özgür tercihler üzerine kurulu bir rejimdir. Özgür ve bağımsız, ahlaki değer,akıl ve bilimi kendine rehber edinmiş çağdaş insanı yaratamayan ülkemizde demokrasicilik oyunuyla avutulduğumuz sürece sürekli yerimizde sayan, uyutulmaya ve geri kalmaya devam eden bir toplum olarak kalacağımızdır. Ülkemizde demokrasinin yalnızca bir prosedürler ve kurallar rejimi olarak algılanması ve demokrasinin bir yaşam kültürü olduğu gerçeğinin göz ardı edilmesidir. insanların yalnızca kimliklerine ve yaşam tarzlarına göre oy vermeye başla
ramazan gün... 18 Aralık 2018 12:42
(3)portekizdeki adamın 'sana varmak' için yola çıktığını bir kez 'keşfettin mi' gerisi kolay.. kriterler kendiliğinden ve sarih biçimde ortaya çıkacaktır.. sonra, kötü, az kötü, iyi, daha iyi ve en iyi olarak 'zamanın ucunda' olduğumuz gibi, 'değerlerin' de ucunda olduğumuzu hissetmek gayret bile gerektirmiyor.. gözden kaçan?.. ideal bir durumun başlangıçta 'verilmediği' ve 'kriter'; bu biziz!. bir 'zorunluluk' dışarda yok, zihnimizde; değerlerin başka biçimde 'üretildiği' bir zihinde, senin için ilerleme olan gerileme olabilirdi!.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 12:42
bizde Allah'tan ümit kesilmezdir o. sizde demokrasimiymiş
ramazan gün... 18 Aralık 2018 12:35
(2)bir 'demokrasi ideası'nın varolduğunu farzetseydik bile, toplumların kronolojik ilerlemesinin bu ideaya yaklaşmak manasına geldiğini nasıl bilecektik?. bu, her zaman olduğu gibi bir yanılsama içeriyor: doğuyoruz ve zaman-mekanda bir süre neticesinde ölüyoruz. şunu yapıyoruz: bir koşu bandında koşuyoruz. aslında 'devreden' bir süreci yaşarken, mesafe sayacı ekranı ilerlediği için ilerliyor zannediyoruz. öleceğimiz için her konuda bir 'nihai nokta' ideal bir duruma doğru yürüdüğümüzü düşünüyoruz.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 12:34
Demokrasi bir arac midir? Demokrasi sadece farkli fikirlerin, kimliklerin, sosyo-ekonomik gruplarin vb. bariscil bicimde birlikte yasayabilmesinin bir araci olarak gorulebilir, zaten bu farkliliklar arasi mucadelenin bariscil organizasyonudur demokrasi. Bu yonuyle demokrasi gercekte bir yasam tarzidir, insanlarin kendi hayatlarini ozgurce yasayabilmelerini mumkun kilan. ama hic bir sekilde bir diktatorun iktidar hirsi ugruna ortadan kaldirilabilecegi bir arac degil...
ramazan gün... 18 Aralık 2018 12:27
(1)şu çizelge.. verilen tarihler hangi somut referansları işaret ediyor?. bilmek gerek.. sonra.. 'yeni olan, bir kez teşekkül ettikten sonra, geriye doğru yayılmakta ve tüm geçmişi kendisi için yeniden kurabilmektedir; bu DİLİN (şuurun) büyüleyici gücünü gösterir.' gibi.. huntington, böyle bir 'ilerlemeci' hataya düşmüş müdür?. şunu demek istiyorum: portekizdeki adam kendini, gelecekte 'tamamlanacak' varış noktası belli bir demokrasi yürüyüşünün bir parçası olarak görmüyordu; böyle başlamamıştı.
Fıtrat, fıtri olmayanı uzun süre üstünde taşıyamaz.Demokrasi gerçeğinin başı asrı saadette atıldı.( meşveret ve şura temeli).4. Dalga bizim ürettiğmiz dalga olacak inş.300 yıldır çektiklerimiz ve aldığımız dersler bizi bu inkılaplar zincirine mecbur edecek.Batı medeniyetinin çöküşünden bizim medeniyetimiz fışkıracak."Ümitvar olunuz istikbal inkılabatları içinde; en yüksek gür sada İslam' ın sadası olacaktır." b.s. Nursi.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 12:34
2
yok öyle olmayacak. yanılıyor nursi. kafayı neden batıya bu kadar taktınız hocalar? siz önce kendinize bakın, kendi hayatınızı düzene sokun hele.
İlkeli 18 Aralık 2018 11:42
Demokrasiden umut kesilmez, ya halktan! Bir halk düşünün ki kendi eliyle demokrasi bana fazla desin. Bir halk düşünün ki her gün kendine söylenen yalanlara koşul şartsız inansın. Bir halk düşünün ki hak yolundayız deyip tam zıt yönde ilerlesin. Bir halk düşünün ki hataları için hep başkalarını suçlasın. Belki dünyada dördüncü demokratlaşma dalgası olur ama bizim kıyılarımıza vurmaz be kardeşim
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 11:32
Küresel ısınma sonucu Türkiye, Karadeniz sahili dışında tamamen çölleşecek. O kesin. 3 vakte kadar mı 5 vakte kadar mı orası kesin değil. Rahat olun. Kasmayın. (İstanbul depremi de bonus olarak geliyor)
karar okuru 18 Aralık 2018 11:24
Demokrasi vakıası bile olmayan bir düşüncedir. Ama "onu beklemek hayalcilik olmaz" demişsiniz. Oysa İslam, vakıası olan bir dindir. Yeniden hayatın tamamını kuşatacaktır. O dalganın gelmesini ümit etseydiniz! makalenizin ayakları daha iyi yere basardı.
Yılmaz Yılmazoğlu 18 Aralık 2018 11:18
Geç de olsa anladık ki demokrasiden uzaklaşmak felakete yaklaşmakmış.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 10:20
Yargı 1 kişinin iki dudağı arasında siz demokrasiden bahsediyorsunuz. Bir de Allah tan ümit kesilmez gibi yorumlarla gülünç oluyorsunuz. Allah akıl vermiş insanlara. Bunu bile bile insan haklarını ihlal edip binlerce kişiye ihanet ediyorsunuz. Kul hakkı yemenin cezası nedir ?
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 10:09
demokrasi varsa demokrasiden umut kesilmez. türkiyede artık demokrasi yok ki demokrasiden bir şeyler ummaya devam edelim.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 12:34
8
eskiden var mıydı demokrasi?
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 12:36
0
yoktu. eskiden generallerin dediği oluyordu, şimdi reisin. birey olamadık daha. inşallah 4 nesil sonra. ortada birey olacak ortam olursa tabii ki.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 16:24
0
eskiden iyi kötü bir demokrasimiz vardı. türkiye darbe dönemleri dışında bir tek akparti zamanında atanmış başbakanla yönetildi.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 09:03
"Adam(Adem) bozulursa,alem bozulur " Bizimkiler de alemi;kurum,kural, topmlusal ilişkileri bozmadan önce kendilerini bozdular! İktidar ömrü uzadıkça bağımlılık yaptı ki,ele geçirdiği mal,makam,saltanatı koruma adına muktedir kalmak mecburiyeti hukuk ve adaleti bozmaya mecbur bıraktı. Artık bu mecburi tercih kişiyi olanı koruma adına yaptıramayacağı kötülük yoktur.Bence istatistik ve rakam değil insanın bu yanına bakılmalı.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 03:28
İnanmasak ta inanmış gibi yapalım ben diktatörlüklerden öyle kolay kurtulacağımızı sanmayanlardanım diktatörler bilgisi eksik geri kalmış toplumlarda daha uzun ayakta kalıyor. Trump gider ama bizimkilerde oğula damada kalır.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 02:59
geçiniz. öyle bir dünya yok artık. o tarihler ve veriler dijital çağ öncesi toplumlarda geçerli, şu an geçerli değil, insanoğlu açlığa savaşa ve yıkıma doğru sürükleniyor, bu açık ve net, oradan geri dönüş olmaz artık geçti o işler
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 02:26
Demokrasi derken ne kastediyorsunuz Sayin yazar? Turkiye bir Cumhuriyettir; Demokrasi degildir. Demokratik bir ulkede hukukun ustunlugune, insan haklarina saygili bir hukumet vardir. Esit vatandaslik vardir. Yani bizde hic olmamis ve olamayacak bir seydir demokrasi.
serkan aydoğdu 18 Aralık 2018 02:09
akp genel başkanı erdogan bir gazeteci fatih portakalı hedef gösterdi dünyanın hiç bir yerinde bir başbakan bir devlet başkanı hiç bir gazeteciyiyle tartışmaz ve hedef göstermez ancak bizim gibi papau yeni gineden sonra son sıralarda egitimi ve demokrasisi gerileyen ülkelerde olur böyle şeyler tren kazası olur takdiri ilahi derler canın bile degeri yok bu ülkede siyasal islamcılar eserinizle övünün
Moana 18 Aralık 2018 11:27
0
Papua Yeni Gine, Avustralya'nın yardımı ile son yıllarda eğitimde büyük atılım yaptı.
EMG 18 Aralık 2018 01:45
ALLAH'TAN ümit kesilmez.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 12:46
3
valla bizde öyle biliyoz. ikinci ocaktan vakası olmayın sayın yazar
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 01:34
Biz de dünyanın gelgitlerinde savruluyoruz. Demokrasi bitmiş. Adı seçim ve sandık olmuş. Sayıların çoğunu alan gücü eline geçirip istediğini yapıyor. Eziyor eziyor. Hayatları mahvediyor. Düşmanlık tohumları ekiyor. Bugün yaşananlar 30-40 sene unutulmaz. Tabi kazananlar unutur. Kaybedenler unutmayacak.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 01:31
4. dalga olur gerilemesi olur. 5. dalga da olur neden olmasın. Ama yaşanan acılar ne olur onu bilemem. Kendimi vurguladığınız halktan hissetmiyorum. Aç kalabilirim ama köle kalamam. Benim ne yapacağıma ve ne yapmayacağıma karar veren bir iktidarla da barışık yaşamayacağım. ALLAHa inanıyorum. Ve geçmişte yaptığım hatalardan ders çıkarıyorum. Bir daha konuşmalarında ALLAH diyen birine oy vermeyeceğim. Ne mal olduklarını gördüm.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 10:31
8
Kime vereceksiniz. Allah demeyene mi?
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 12:45
0
suç şimdi Allah'mı kaldı yani? Peygamber bile diyorki kişinin namazı sizi aldatmasın. her türlü kanın aldanın ondan sonra kabahat dinin imanın olsun. ne güzel valla. herkes mini tayyip olmuş kimse kendinde kabahat görmüyor. hep başkaları hep dış güçler
Yaw he he 18 Aralık 2018 01:15
Bravo sayın yazara. Biz Sayın Ocaktandan rekor beklerken rekor bu köşeden çıktı. Tam 28 kez demokrasi. Devam edin demokrasiyi sizler kurtaracaksınız. Ha gayret.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 11:29
1
niye gerildin ki?
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 00:55
Bu sözü ölüm döşeğindeki hastalar için söylerler: "Çıkmayan candan ümit kesilmez." Ama demokrasiye de yakışmış.
KARAR OKURU 18 Aralık 2018 00:51
Demokrasi insan özgürlüğüne yol açar. Özgürlüğü tadan ruh araya giren engelleri kaldırmak ister. Demokrasiden umut kesilmez.
X

Her an haberdar olmak ister misin?

Aşağıdaki butona basarak tüm haberlerimizden anında haberdar olabilirsin. Tıpkı telefonunda olduğu gibi sana bildirimler göndereceğiz. Bu servisi dilediğin zaman iptal edebilirsin.

TIKLA HABERLER ANINDA ULAŞSIN