Kalp krizinden değil kan kaybından

Turgut Özal’ın Başbakan ve Süleyman Demirel’in de muhalefet olduğu bir dönemde gazeteciler ekonominin durumunu Demirel’e sormuşlar:

Tek kelimeyle “iyi” demiş ve susmuş. Gazeteciler şaşkınlıkla birbirlerine bakmaya başmışlar, Demirel devam etmiş: İki kelimeyle “iyi değil” demiş.

BEŞ KERE BEŞ YİRMİ BEŞ

Hafta sonu nisan ayı cari açık rakamları açıklandı: Tıpkı mart ayı gibi beş milyar dolar daha cari açık vermişiz. Yani toplam döviz giderlerimiz toplam döviz gelirlerimizden beş milyar dolar fazla olmuş ve iki aydaki toplam cari açığımız on milyar dolara çıkmış.

Yurtdışından döviz getirip hisse senedi ve tahvil (DİBS) alan yabancılar da ellerindeki bu kâğıtların bir kısmını satmış, dövize çevirmiş ve yurtdışına çıkarmışlar: Bunların da değeri beş milyar dolar.

Beş milyar dolarlık da dış borç ödenmiş; ilaveten beş milyar dolar da net hata ve noksan olarak sistemden çıkmış.

Sonuçta TCMB verilerine göre İki ayın toplamında da tam 25,2 milyar dolar rezerv kaybetmişiz.

(Not: Yukarıdaki rakamlar kolay anlatım için yuvarlatıldı ve Katar ile Çin’e ait swap hesapları dikkate alınmadı.)

Üç kelimeyle söylersek vaziyet: “hiç iyi değil.”

Üstelik mayıs ayı verileri de mart ve nisan ayları verilerine benziyor: Rezerv kaybı yedi milyar dolara kadar çıkabilir.

NEYDİK NE OLDUK

Şubat sonu itibarıyla TCMB’de dolar karşılığı nakit, altın ve yurtdışı banka hesaplarında yaklaşık 104 milyar ve bankalarımızın nakit, altın ve yurtdışındaki banka hesaplarında da yaklaşık olarak 21 milyar dolar olmak üzere ülkemizin serbest kullanılabilir döviz rezervi 125 milyar dolardı.

Nisan sonu itibariyle bu rakamlar 100 milyar dolara düşmüş.

Mayıs rakamlarına göre de bu rakam 93 milyar dolara inmiş görünüyor. Yani üç ayda sahip olduğumuz 125 milyar dolar kullanılabilir serbest döviz rezervimizden 32 milyar doları yurt dışına çıkmış. Yani rezervimizin % 25,6’sını kaybetmişiz.

Yurtiçindeki şirket, banka ve şahısların birbirlerine döviz alıp satmalarının döviz rezervi üzerinde matematiksel açıdan bir etkisi yoktur. Döviz isterse Ahmet’in olsun isterse Mehmet’in veya isterse A bankasının olsun isterse B bankasının fark etmez.

Fakat yukarıda anlattığım rezerv kaybı, dövizin, Türkiye’deki yerleşiklerin (şahıs, şirket, banka ve TCMB) hesaplarından çıkarak yabancıların hesabına geçmesi demektir.

437 milyar dolar borcu olan bir ülke için bu oransal büyüklükteki rezerv kaybın, kırmızı alarm seviyesini ima ediyor. Yani ekonomi Mart, Nisan ve Mayıs aylarının benzeri bir dönemi daha kaldıramaz.

Eğer ekonomik aktörler, yakın gelecekte bu ayların benzeri dönemler yaşanılacağına inanırlarsa erken tedbir alıp “olacak olanı” hızlandırırlar. Yani durum ve süreç sürdürülebilir değil, maalesef.

EKONOMİK GÜVENLİK OLMADAN ASKERİ GÜVENLİK…

Eğer daha fazla kan kaybı yaşanmayacaksa mevcut rezerv seviyesiyle bir süre daha gidilmesi mümkün olabilir. Böylece makul tedbirler için zaman kazanılmış olur.

Gümrük Birliği ve ithal ürün delisi bir tüketim toplumu yönetimin işini zorlaştırdığı doğrudur; yine de ihmalkâr davranılıp mucizevi gelişmeler beklenmemeli.

Acaba Hükümet döviz rezervleri konusunda bizim bilmediğimiz bir şeyler mi biliyor yoksa olan bitenin öneminin farkında mı değil, bilemiyoruz.

Irak’ta ondan fazla Türk askeri üssü var ve neredeyse her gün uçaklar kalkıp iniyor ve bombalama yapıyor. Suriye, Libya, Somali ve Afganistan’da çatışmalar bazen savaş boyutuna çıkıyor. İlaveten Kuzey Kıbrıs, Kosova, Bosna, Katar ve Lübnan, Mali, Orta Afrika, Arnavutluk ve Azerbaycan’da askerler var.

Küresel düzeyin askeri boyutunda bile bu kadar iddialı olan bir ülkenin hesabını kitabını iyi bilmesi şart. Çünkü savaşlarda “sonuçlandırılabilir başarı” lojistikle yani parayla geliyor, hep öyleydi.

Uzun vadeli çıkarlar ve güvenlik için ayrılan bütçelerin her geçen gün artıyor ve ekonomideki herhangi bir zaafiyet bu güvenlik çabalarına olumsuz olarak yansıyabilir.

Hükümetin “bütün seçenekleri” derinlemesine düşünmesi gerektiği bir döneme giriyoruz. Seçenekleri biz de analiz edeceğiz.

YORUMLAR (14)
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
14 Yorum