Ramazanda ilahi okuyup caz dinliyorum
Müzikle ilişkimi hiçbir zaman kategorik bir çerçeveye oturtmadım. Bir başka deyişle, müzik dinlemek için çok özel zamanlar ayırmadım, hayatımın her anında kalbimin kapılarını müziğe hep açık bıraktım.
Ancak bir parantez açarak ifade etmem gerekirse, ramazanda ruh dünyamda bir bakıma vecd haline tekabül eden müzikleri dinlemeye özen gösteriyorum.
Bu çerçevede bizzat kendim ilahiler okuyorum ve de caz dinliyorum. Her şeyi sadece görüntüden ibaret sanan, dini bir takım ritüellere hapseden birilerinin “Ramazanda da caz mı dinlenirmiş” demelerini de doğrusu yadırgamıyorum.
Çünkü onlar hayatlarının hiçbir döneminde caz ya da başka bir müziğe gönüllerini açarak dinlemedikleri gibi, kendileriyle baş başa kaldıklarında ilahi mırıldanmayı bile akıllarından geçirmezler.
İnsan şu ilahiyi dinlerken ya da kendi kendine mırıldanırken, yüreğinde esen rüzgarlara kendini bırakmayı istemez mi…
/Gelin Allah diyelim
Kalpten pası silelim
Âlemler seyredelim
Allah Allah dedikçe.
Nerde tevhid çekilir
Melekler sâf sâf gelir
Hepsi tekbir getirir
Allah Allah dedikçe.
Zikr-i Hakk’a başlandı
İsm-i Celâl hızlandı
Arş-ı âlâ sallandı
Allah Allah dedikçe./
Aynı şekilde oruç ayının kalbimizi zenginleştirdiği şu günlerde Hacı Bayram’ın “N’oldu Bu Gönlüm” ilahisini dinlemek, içimize başka bir dünyanın ferahlığını taşıyacak ve zihinlerimize yeni bir aşkın müjdesini taşıyacaktır.
/N’oldu bu gönlüm n’oldu bu gönlüm
Derd-u gam ile doldu bu gönlüm
Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm
Yanmada derman buldu bu gönlüm.
Yan ey gönül yan yan ey gönül yan
Yanmadan oldu derdine derman
Pervane gibi pervane gibi
Şem’ine aşkın yandı bu gönlüm./
Kuşkusuz sadece ilahiler değil, dünyanın efsane cazcılarının eserlerini dinlemenin de bizi, ramazanın diriliş ruhuyla buluşturacağına inanıyorum.
Bu konuda o kadar çok isim var ki sadece bir bölümünün adını yazmak bile yeterli olacaktır: Louis Armstrong, Billie Holiday, Duke Ellington, Miles Davis, Ella Fitzgerald, Charlie Parker, Nina Simone, Ornette Coleman, John Coltrane, Dizzy Gillespie, Ahmad Jamal.
Elbette bir yazı içinde bu ünlü cazcıların hepsinden örnekler vermek mümkün değil. Bugün sadece John Coltrane’in bir albümündeki şarkılara bakmaya çalışacağız.
İslam’ı seçen John Coltrane’in “A Love Supreme” albümü, caz tarihinde çığır açıcı bir özelliğe sahiptir ve yeni bir caz estetiğinin doğmasında önemli rol oynamıştır. Dikkatle dinlediğinizde bu albümdeki şarkıların adeta bir ilahi tadında olduğunu görebilirsiniz. Ölümünden iki yıl önce yaptığı bu albüm Coltrane’in, özgür caza açıldığı dönemin ürünüdür aynı zamanda. Eroin bağımlılığından kurtulmasını ilahi bir varlığın inayetine bağlayan sanatçının “A Love Supreme” albümü, spritüel kaynaklarla zenginleştirdiği, bir tür kültürel çeşitliliğe dayanarak yapılmış bir şükran albümü niteliğindedir.
Bu albümdeki şarkılar, Tanrı’ya içten ve derinden bir yakarış gibidir. Ve sonunda bir ilahi vardır ki bizi bizden alıp götürür adeta… Sanki bu dünya için yazılmamıştır.
Her dinlediğimde kitaplar ve anılar arasında bir ses sığınağı yaratır ruh dünyamda.
Coltrane’in özellikle bu albümündeki şarkılarını, bir bakıma kalbimizi rehin bırakarak dinlediğimizde görürüz ki sanatın aşkın, bizi zihinsel ve ruhsal anlamda nasıl iyileştirdiğini rahatlıkla görebiliriz.
Genellikle “A Love Supreme” hep Tanrı’ya bir övgü olarak değerlendirilir, evet özünde öyledir ama aynı zamanda hiç ölmeyen ve de gücünü hiç kaybetmeyen aşka dair bir övgü.
