Pantolonun düğmesini cekete iliklemek

Giordano Bruno, 16. yüzyıl Avrupa’sının büyük düşünürlerinden biri. Düşünmesinin bedelini ağır ödemiş.

Engizisyon tarafından yakılarak öldürülmüş.

En önemli sözü: “Tanrı iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı’yı kullanırlar.”

Bu kadarını biliyordum, şunu yakınlarda öğrendim: “Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenince diğerleri de yanlış gider” sözü Bruno’ya aitmiş.

Gömleği iliklemeye aşağıdan başladıysanız yakanızdaki düğme ve ilik denkleşmez. Gömleğinizin yakası yamuk durur.

İslam Devrimi’nden önceki İran yani Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin İran’ı, ABD’nin ve İsrail’in müttefikiydi.

ABD ve İsrail ‘eski İran’ı istiyordu. Bunun için İran’daki sokak gösterilerini desteklediler. Hatta gösteriler sırasında Şah Rıza Pehlevi’nin oğlunu da ortalıkta gezdirdiler.

Yanlış iliklenen düğme oğul Rıza’nın ortalıkta gezdirilmesi miydi?

Hayır. Oğul Rıza’nın irapta mahalli yok. İran’da insanlar mollalardan bıksa bile Şah Rıza’yı ya da oğlunu özlemez.

Yanlış iliklenen düğme -eğer maksatları gerçekten rejimi değiştirmek idiyse- İsrail’le ABD’nin bir olup İran’a saldırmasıydı.

Bu yaptıkları pantolonun düğmesini ceketin iliğine geçirmek gibi bir şeydi.

Pantolonun düğmesini cekete iliklerseniz arada, hafif eğik kalırsınız, tam ayağa dikilemezsiniz.

Şu anda müzakereyle savaş arasında, ‘el-menziletü beyne’l menzileteyn’ kalmalarının sebebi bu yanlış ilikleme olabilir.

Ya da ABD elindeki düğme için ilik arıyor. Hâlâ bulamadı. O yüzden masayı bir dağıtıp bir topluyor.

Baltimore Dış İşleri Konseyi diye bir kuruluş var. Bu sütunda birkaç kez bahsetmiştim. Hatta Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara’nın devrimden önce birkaç kez görüştüğü ABD’nin eski Suriye Büyükelçisi Robert Ford’un Baltimore Dış İşleri Konseyi’nde yaptığı bir konuşmayı da aktarmıştım.

Orada, Kamran Bokhari’nin bir makalesini gördüm. ‘İran rejimi hava saldırılarıyla değişmez” diyordu.
Yazının Türkçe’ye çevirisini New Lines Institute’de de gördüm. New Lines Institute ile Baltimore Dış İşleri Konseyi arasında bir bağlantı var demek.

(Bokhari Pakistanlı bir stratejist. Dünya Bankası’nda danışman. Pakistanlı ama ABD’deki vazifesi Amerikalılara akıl vermek. Savaşın ilk günlerinde yazdığı yazıda da özetle ABD’ye, İran’daki elitlerin arasını açmasını tavsiye ediyor.)

İran halkının İran’daki rejimle aralarının çok iyi olduğu söylenemez.

Elbette rejime sahip çıkmaya hazır çok önemli bir kitle var. Ama rejimden bıkanların sayısı da az değil.

ABD ve İsrail hava saldırılarıyla İran’daki rejimi değiştirmeye kalkınca İranlılar ülkelerine sahip çıktılar.

Rejimden hoşlanmayanlar bile ABD havadan bombalarken, (sığınaklara kaçan İsraillilerin aksine) meydanlara çıkıp ABD ve İsrail aleyhine sloganlar attılar.

Altın Palmiye sahibi yönetmen Cafer Penahi bile memleketine döndü.

Ali Ghamsari Demavend enerji santralinde müzikli gösteri yaptı.

Son devrin önemli düşünürlerinden, rejimin kahrını da uzun zaman çekmiş olan Abdülkerim Süruş dahi açık ve anlaşılır cümlelerle ülkesine sahip çıktı:

“Bize gerçekten bir nebze sevinç veren tek şey, askerlerimizin ve vatanımızın silahlı savunucularının cesaretidir. O insanların elleri ve kolları öpülmelidir. Tüm dünyayı hayretler içinde bıraktılar.”

Christian Science Monitor, mesleğe başladığım yıllarda önemli haber kaynaklarımızdan biriydi. Orada da Scott Peterson imzalı bir makale okudum. “İran’da rejim gerçekten değişti; şimdi daha cüretkâr, daha tavizsiz” diyordu başlığında. Bu düşüncesini Foreign Affairs dergisinde yazan bir İran uzmanının Nergis Beyoğlu’nun (Bajoghli) cümleleriyle temellendiriyordu.

“Öldürülenlerin yerini alan İranlı komutanlar, birçok bakımdan seleflerinden daha tehlikeli. Daha gençler, Irak’ta Amerikalılarla savaştılar. Lübnan ve Suriye’de Hizbullah’la birlikte İsraillilerle savaştılar. Bu sahalarda dünyanın en güçlü ordularını yenmeye yardımcı olduklarına inanıyorlar ve önceki liderler kuşağının ihtiyatlı yaklaşımını paylaşmıyorlar.”

Tam öyle midir? İran’da bütün insanlar yazarın anlattığı gibi midir?

Mümkün değil.

Rejimin içinde esneklik katsayısı değişen çok katmanlı yapılar olduğu düşünülebilir. ABD ve İsrail’in saldırıları bu katmanları birbirine yaklaştırmış görünüyor.

Katmanların hepsi aynı rengin koyudan açığa doğru değişen tonları. Yani rejimin alternatifi de biraz açık veya biraz koyu, yine rejim.

Savaş herkesin beklediğinden fazla uzadı. İran ve ABD diplomatik geleneğe uygun bir gerilim halindeler.

Taviz verseler bile vermemiş gibi görünmek istiyorlar.

İki tarafın aynı anda kafasına geçirebileceği sihirli bir zafer tacı yapılabilir mi?

YORUMLAR (6)
6 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.