Hukuk ve demokrasi paranın umrunda olsaydı Rusya’ya gider miydi? Peki Türkiye’ye neden gelmiyor?
Önce 2022 öncesi Rusya’sını hatırlayın.
Örneğin 2006’da Alexander Litvinenko adlı eski KGB ajanı İngiltere’de zehirlenerek öldürüldü.
Rusya ve Putin’in bu yurt dışı suikastları hakkında koca bir Wikipedia sayfası bile var artık.
Putin’in otoriter, hatta diktatör olduğu, Rusya’nın ise bir demokrasi olmadığı çoktan beri bütün dünyada kabul edilen bir şey.
Ama bu kabuller, başta Amerikan şirketleri olmak üzere Batı sermayesinin Rusya’ya gidip yatırım yapmasına, Rus para piyasalarına girmesine vs. engel olmadı.
Rusya’da mahkemelerin tiyatro yargılamaları yaptığını hep birlikte gördük. Bu ülkede hukuk güvenliğinden de sokakta yaşam güvenliğinden de söz etmek kolay değil.
Ama ülkede hukukun geçerli olmadığı, tamamen keyfi uygulandığı bir diktatörlük olması paranın umurunda olmadı.
Ne zamana kadar? 2022’de Rusya Ukrayna’yı işgale kalkışana kadar. O zaman da sermaye bu durumu umursamayacaktı aslında ama Batılı ülkelerin ambargoları ve ekonomik yaptırımları çok sayıda şirketi Rusya’dan çıkmak zorunda bıraktı.
Rus para piyasasından da ciddi miktarda dolar çıktı savaşın hemen ardından.
Tam bu cümlede duralım, ama burayı unutmayalım, kendi ülkemize bir bakalım.
Bakın alttaki grafik ünlü Fransız bankası Societe Generale tarafından müşterileri için hazırlanan bir bilgi notunda yer alıyor. Dikkatle bakmanızı öneririm:
Siz Societe Generale’in müşterisi olsanız, bankada öylece duran bir paranız olsa ve bu grafiği görseniz bankacınızı arar ve “Madem öyle, benim paramla Türkiye’ye yatırım yap, TL varlık satın al” demez misiniz?
Hayır, demezsiniz. Siz demiyorsunuz, zaten başka kimse de demiyor.
Bu grafiği Societe Generale öyle sırlarla dolu özel kaynaklarından üretmedi. Dünyanın bütün bankaları, Türk bankaları dahil, bu grafikteki bilgilere zaten sahip durumda.
Ve bakıyoruz, Türkiye en yakın rakibinden beş kattan fazla reel faiz ödediği halde, kimse gelip TL varlıklara yatırım yapmıyor, yani dövizini Türkiye’ye getirip hazine bonosu satın almıyor.
Neden?
Ben dahil Türk medyasındaki ve iktisat yorumcularındaki ezber yorum şu: Türkiye’de hukuk yok, demokrasi yok, bu güvenceler olmayınca da yabancı gelmiyor.
Salı sabahı Türkiye’nin önemli iktisatçılarından biri olan bir arkadaşıma bu grafiği gönderip yazışmaya başladığımda o bana işte yazının başındaki Rusya örneğini verdi, “Orada hukuk ve demokrasi mi vardı, adam Londra’da cinayet işliyordu” dedi.
Gerçekten de öyle. Putin’in iktidarını korumak için ama önemli ama önemsiz bir sürü muhalif figürü nasıl öldürdüğünü, onları nasıl tiyatro yargılamalarına tabi tuttuğunu hepimiz gördük.
Batı dünyasının pek desteklediği bu muhalif figürlerin ortadan kaybolmasına, öldürülmesine para piyasaları gık demedi.
Putin, koltuğunu tehdit altında gördüğünde olmadık şeyler yaptı, kabul edilen her türlü ahlakın ve kuralın dışına çıktı ama bir konuda kabul edilen kuralların bir tanesini bile çiğnemedi. O konu ülkesinin para politikasının güvenilirliği, ekonomide hiçbir zaman “heterodoks” olunmayacağına dair yaygın güvence ortamı…
Bu konular arasında mülkiyet hakkına saygı yok örneğin. Putin iktidarının ilk döneminde oligarkların zaten şüpheli yollarla edinilmiş servetlerine, mülklerine el koydu. Bugün de, Ukrayna savaşı sonrası Türkiye’nin veya Batı’nın bu ülkedeki yatırımlarına fütursuzca el koymaya devam ediyor.
Ama bir şeyi yapmıyor: Para piyasalarına, Merkez Bankası’nın para politikasına ve ülkenin genel makroekonomisine macerayı, kural dışılığı sokmuyor.
Demin hatırlayın dediğim cümleye döneyim: Ukrayna savaşı sonrası Rusya’dan deli gibi sermaye kaçarken tek bir dolarını bile engellemeye kalkmadı Putin, bütün paralar serbestçe çıktı.
Şimdi anlıyor musunuz, Rusya’ya bile giden ve uzun süre orada duran Batı sermayesi ve finansı neden Türkiye’ye gelmiyor?
Bir de şuna bakın: Ne zamandan beri gelmiyor?
Bunun miladı 2018 yılı Mayıs ayı. Tayyip Erdoğan henüz başkanlık sisteminin başkanı değil parlamenter sistemin Cumhurbaşkanı ama bir ay sonra gireceği seçimi kazanmasına ve başkan olmasına kesin gözüyle bakılıyor.
Damadı Berat Albayrak’la birlikte Londra’da yabancı yatırımcılarla konuşurken Merkez Bankası’na faiz indirteceğini, bankanın kendi emrinde olduğunu açık açık söyledi.
İşte o gündür dönüm noktası.
2018’de yabancı sermaye hızla çıkmaya başlayınca Hazine Bakanı olan Berat Albayrak bu durumu bir savaş ilanı fırsatı saydı, TL varlıkların kolayca alınıp satılmasına yardımcı olan swap piyasalarını boğmaya kalkıştı. İşte bu, yabancıların paralarını çıkartmalarını engelleme girişimi olarak algılandı ve Türkiye bitti.
Sonra Erdoğan 2021’de zorla faiz indirtti, o yıl “Biz ortodoks değil heterodoks politika uyguluyoruz” diyen Nurettin Nebati’yi Hazine Bakanı yaptı. Akılla, bilimle, temel sağduyuyla alay eden daha bir sürü maceramız oldu.
Bugün yabancı paraya yüzde 25’in üzerinde, üstelik kendi para birimlerinden, kazanç vaat ediyoruz, yine de kimse gelmiyor, onlar gelmediği gibi yurt içindeki dolar sahipleri de paralarını büyük bir hızla yurt dışına çıkarıyor.
Mesele hukuk ve demokrasi yokluğu değil, keyfilik ve güvenilmezlik anlayacağınız.

