Tarih bilinci herkese lazım
Adamın adını hatırlamıyorum. Madrid’deki Suudi Arabistan büyük elçiliğinde çalışan bir memurdu. Yıllar önce Endülüs’te, el-Hamra’nın bahçelerinde karşılaşmıştık.
Selamlaştık. Tanıştık. Bana görevini söyledi. Ben de ona söyledim. El-Hamra’yı nasıl bulduğunu da sordum.
Çok beğenmiş ve çok şaşırmıştı.
Bu kızıl sarayın buralara tarihin hangi döneminde ve hangi münasebetle inşa edildiği konusunda hiçbir fikri yoktu.
Ben ondan daha çok şaşırdım. Bir Arap diplomat. Hem de İspanya’nın başkenti Madrid’deki büyükelçiliğe memur olarak atanmış bir Arap diplomat ne İber yarımadasındaki yüzyıllar süren Arap hakimiyetini ne de Endülüs’ü biliyordu.
Uzun uzun anlattım. Eşi de kendisi de büyük bir alakayla dinlediler.
Sohbetin sonunda eşi bana dönüp içtenlikle “Yusuf kardeşim, şu dünyada Müslümanların hali ne olacak?” diye sordu.
“Bilmiyorum” dedim.
Dese miydim? “Kocan Endülüs’ün ne olduğunu bilmiyor, bu gidişle hiçbir şey olmayacak.”
Tarih bazen, hiç ummadığınız zamanda karşınıza çıkar ve siz o tarihe aval aval bakarsınız. Ne o sizi tanır ne siz onu.
Hayır, bu tanık olduğum bilinçsizliği Suudiler’e yamamak niyetinde değilim. Başka bir ülkeden de olabilirdi. Her tarafta az veya çok var böyle bir bilinçsizlik.
Ekranlarda görüyorsunuz, Yemen’i tartışıyorlar. Ne Husiler’i biliyorlar ne Zeydiliği ne İmam Yahya’yı.
Sadece zülf-i yari gözetiyorlar.
Tarlanın sürülmüş tarafından gidiyorlar. Mezhepçilikten, Husilerin Şiiliğinden, İran’la müttefikliğinden…
Husiler Suudi Arabistan’la çatışıyor ya… Biz de Mekke anlaşmasıyla Suudilerin bulunduğu tarafa düşmüş olduk ya…
Öyleyse atış serbest.
Ben Niyazi Abi’nin “Yemen ah Yemen” romanını okumadan önce. Dünya Savaşı’nda Yemen’de Osmanlı’nın Zeydilerin imamı Yahya ile omuz omuza vererek İngilizleri mağlup ettiğini bilmiyordum. 1. Dünya Savaşı bitti. Yenildik. İstanbul’dan çekilin emri geldi. Yemen’deki askerlerimiz Yemen’i teslim etmek istemedi.
Sonra İmam Yahya İngilizlere karşı direnmeye devam etti.
Osmanlı’nın son Yemen valisi Mahmut Nedim Paşa’yı Yemen’e başbakan olarak atadı. İmam Yahya Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Yemen’in bazı bölgelerinin Türkiye’ye bağlanmasını ve bir ara TBMM’de bir Yemen milletvekilinin bulunmasını da istedi. Fakat o yıllarda yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin başka sıkıntıları vardı. Ayrıca İngilizlerin böyle talepleri kabul etmesi mümkün görünmüyordu.
Böyle yakınlıklar var Yemen’le Türkiye arasında.
Bugünkü Yemen aynı Yemen değil.
Şu anda fiilen ikiye bölünmüş durumda.
Husiler, Suudi Arabistan’la savaş halinde.
Mezhep savaşı mı?
Husiler Zeydi, Suudiler Vahhabi, ondan mı savaşıyorlar?
Hayır.
Hiçbir mezhep farklılığı savaşı gerektirmez.
Büyük güçler, iktidarlar, sultanlar hakimiyet için savaşırlar.
Mezhep farklılığını da giriştikleri savaşı meşrulaştırmak ve körüklemek için kullanırlar.
İran Suudiler’e karşı Husiler’i destekliyor.
Husilerle Suudi kuvvetleri arasındaki çatışmalar son haftalarda tırmanışa geçti.
Husiler, Babülmendep Boğazı’ndaki bir iki mevkii zapt ettiler.
Suudi Arabistan Yemen’i bombalarken Husiler de Suudi Arabistan’a İHA’lar ve füzeler fırlatıyor.
Derken Suudi Arabistan Husiler’in gönderdiği bir İHA’nın Mekke yakınlarında etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Doğru muydu? Husiler Mekke’yi mi hedef almıştı?
Mekke, Husiler dahil bütün Müslümanların kıblesi.
Hedef alınması büyük gaflet, büyük ahmaklık, büyük kötülük.
Husiler bu iddiayı yalanladı. Husiler’in Siyasi Büro Üyesi Hizam el-Esad “Mekke’nin hedef olduğu iddiası daha önce de yayılan ve artık kimseyi kandıramayan bayat bir yalan” dedi.
Türkiye’den ve Pakistan’dan gelen kınama açıklamaları son derece sertti.
Mekke İttifakı’nın etkisini hissettirecek kadar sert.
İttifak iyi bir şey. Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan birbiriyle savaşmasın. Başkasıyla da savaşmasın. Savaşmaya hevesi olan yabancı ülkeleri de caydırsın.
Fakat mümkünse bizi de lüzumsuz savaşlara doğru sürüklemesin.
Lüzumsuz savaşlar?
Bize asla fayda getirmeyecek, başkaların menfaati için savaşılan savaşlar.
Buna yetecek kadar bir tarih bilinci herkese lazım.
