Devletin taşıyıcı sütunu

Dünyada insanlar millet devletleri hâlinde teşkilatlanmış. Hani “ulus-devlet” dedikleri… Yerkürenin üzerinde 200 civarında devlet var. Bu hükmün dışında tutulabilecek devlet sayısı bir elin parmakları kadar bile değil; o istisnalar da tarihî sebeplere dayanıyor ve hepsi, çoktan bire gitmiş. Birken kendi isteğiyle ‘çok’a giden yok. Bu istisnalardan biri (mi?). Birleşik Krallık’ta geçen hafta bayağı ciddi bir gelişme oldu. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda, başbakanları seviyesinde toplandı ve Birleşik Krallık’tan ayrılmak için referandum yapabileceklerini ilan etti.

Nasıl ifade ederseniz edin, millet devletlerini bir arada tutan iç-grup çekimi, iç çekim gücü milliyetçiliktir. “Bizi birbirimize bağlayan asıl kuvvet sınıf bilincidir, yok bizi birbirimize bağlayan asıl kuvvet Müslümanlıktır, Hristiyanlıktır…” İstediğiniz seçeneği veya dini buraya koyun. Bu iddialar dünyaya baktığımızda yanlışlanıyor. Hristiyanlığın bir arada tuttuğu tek ülke Vatikan galiba.

MİLLİYETÇİLİK YERÇEKİMİ GİBİ

Müslümanlığın bir arada tuttuğu ülke varsa bilen söylesin lütfen. Pakistan, sırf din ayrılığından ve Hint Yarımadası’nda Müslümanlara uygulanan baskılardan ötürü Hindistan’dan ayrıldı. Ayrılmanın temel sebebi de din farkı olduğu için kendine Müslüman devlet dedi. Hatta Hazreti Peygamber’in Medine Sözleşmesi’ni anayasa olarak kabul etmeyi bile tartıştılar. Yaşı müsait olanlar hatırlar, Hindistan’dan ayrılış meydana geldiğinde iki Pakistan vardı, Doğu ve Batı. Bugün öyle değil. Doğu Pakistan, batıdaki kardeşiyle aynı dinden fakat farklı bir milletten olduğuna karar verdi. Bugün adına Bangladeş diyor. Batı Pakistan tek kalınca ismindeki ‘Batı’yı da bıraktı.

Ümmet ile milletin çakıştığı bazı ülkeler var. İsrail gibi. Ama “İsrail vatandaşlarını birbirine bağlayan asıl kuvvet din midir, milliyet midir?” tartışması abes bir tartışma olur.

Uzatmaya gerek yok. Dünyada bugün insanlar milliyetlerine göre teşkilatlanmış. Nokta!

Bu gerçekleri tekrar tekrar yazmamın sebebi, bunları bir türlü göremeyenlerin varlığı. Bir kısmı hayır diyor, milletler dünyası yok ve hiç de olmadı. Bir kısmı daha toleranslı. Milletler dünyasında yaşıyoruz ama bu geçici, diyorlar.

Siyaset bilimi de sosyoloji de milletler dünyasını görüyor. Bugün bilimde, millet devletleri var mıdır, yok mudur; az mıdır, çok mudur diye bir tartışma mevcut değil. Bilimin tartıştığı, niçin var, ne zamandan beri var gibi meseleler. Çoğu da büyük çapta sonuca bağlanmış tartışmalar. En çok İslamiyet ve milliyet araştırmalarıyla tanınan Ernest Gellner’in hükmü herkesin hatırlaması gereken bir vecize niteliğinde: Milliyetçilik her zaman yıkıcı değildir ama yerçekimi gibi önemli ve sarıcı bir kuvvettir.

DÜNYAYI OLDUĞU GİBİ GÖRMEK

Peki, dünyanın milletler dünyası olduğunu görmezseniz ne olur? Eğer evinizde oturuyor ve ülkenizin siyasetine tek etkiniz 4-5 yılda bir oy kullanmaksa pek bir şey olmaz. Fakat ülke siyasetinde etkiliyseniz ve dünyadaki gerçekleri olduğu gibi değil de sandığınız gibi görüyorsanız bütün bir ülkeyi kazaya uğratmanız mümkündür. Birkaç kere tekrarladığım bir misal: Otoyolun ışıklarını Antalya pistinin ışıkları sandığı için, yani dünyayı olduğu gibi değil de zannettiği gibi gördüğü için, uçağını Isparta’nın Karatepe’sine çakan pilot. O kazada 154 kişiyi kaybetmiştik.

Ekonomiyi, ekonomi biliminin belirlediği gibi değil de ideolojinizin anlattığı hikâyelerdeki gibi görürseniz ülke ekonomisini dağa çarpmanız mümkündür.

DEVLETİN TAŞIYICI KOLONLARI

Şimdi size bir soru zinciri: Ekonomi hangi bilim grubundadır? Bol matematiği vardır ama son tahlilde bir toplum bilimidir, “beşerî” bilimdir. Matematiği, onun daha da güçlü bir bilim olmasını sağlar. Sosyoloji de adı üstünde beşerî bilimdir. Toplum biliminin eş isimlisidir. Siyaset bilimi de aslında insan topluluklarıyla yapılır. İster millî ister milletlerarası olsun. Ekonomide yapacağınız hata en fazla ülkeyi ekonomik krize sokar. Bu, dünyanın sonu değildir. Düzeltilebilir. Ülke sadece birkaç on yıl kaybeder, o kadar. Fakat sosyoloji ve siyaset biliminde yapılacak hatalar, ülkeyi tamamen elden çıkarabilir. Devletin taşıyıcı kolonlarını tıraşlamaya kalkmayın. Altında kalırsınız.

Milletten vazgeçerseniz devlet teşkilatında gidebileceğiniz iki yön vardır. Ya milletten küçük aşiret, ırk, etnisite hâkimiyetlerine yönelip parçalanırsınız yahut yukarı yöne kaçıp bir imparatorluğun mandasına girersiniz. Daha muhtemeli, bunlardan ikisi birden gerçekleşir. Sayın Barrack’a bir danışın bakalım. Belki müşfik bir otorite altında bu geçişi çok sarsılmadan atlatırız. Adına da Osmanlı millet sistemi deriz. O “millet” bu “millet” değil ama âlim olacak değiliz ya.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.