Dreyfus ve Yassıada

Fransa’da 20. Yüzyılın başında yaşanmış olan “Dreyfus Davası” bütün dünyada mahkemeler eliyle icra edilen zulümlere karşı mücadelenin bir ilham kaynağı oldu.

Celal Bayar, yaşı sebebiyle idam edilmeyip Kayseri hapishanesine kapatıldığında, kızı Nilüfer’e, Dreyfus davası hakkında kitap ısmarlamıştı. 1 Ağustos 1962’de günlüğüne şu notu düşmüştü:

Fransız milleti bu adaletsizliği tamir etmiştir. Bizde henüz milli vicdan, haksız hükümeti hazmetmemekle beraber, tamiri için maddi gayret göstermemiştir. Mesela bir Emil Zola, bir Clemenceau çıkmamıştır. Avukatlarımızın çoğu müvekkilinin hakkını cesaretle müdafaadan ziyade, mahkemeyi gücendirmemek zihniyetini takip etmektedir.

Fakat bazı avukatlar cesaretle savunmuşlar, tutuklanıp hapse atılmışlardı. Anlaşılan, Bayar daha sert mücadele istiyordu.

GENELKURMAY’DAKİ HAİN

Yahudi asıllı Fransız vatanseveri Yüzbaşı Alfred Dreyfus, 1894 yılında “Alman casusu” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Alman Askere Ataşesi Schwartzkoppen’in yırtıp attığı kağıtları Fransız istihbaratı toplamış, parçalar bir araya getirildiğinde, Alman Genelkurmayındaki bir hainin, Alman Askeri Ataşesine yazdığı mektup olduğu anlaşılmıştı. Silahlar hakkında çok da önemli olmayan bilgiler içeriyordu. Casus kim olabilirdi?

Yahudi olduğuna göre, Dreyfus!

Almanlarla Fransızların kanlı bıçaklı düşman olduğu, antisemitizm fırtınalarının da estiği bir dönemdir. Dreyfus’u hain saymak, Fransız sağını coşturmuştu

Dreyfus tutuklandı, hakaretler altında rütbesi söküldü.

Yönlendirilmiş tanıklar, ayarlanmış bilirkişiler ve sahte belgelerle masum kişiyi suçlayarak Fransız haysiyetini kurtaracaklardı!

Hukukçu Abbas Bilgili, “Dreyfus Davası ve Yassıada Yargılamalarıyla Benzerlikleri” adlı kitabında böyle yazıyor. (Seçkin Yayınları)

ZOLA’NIN MÜCADELESİ

Bilgili, kitabında Dreyfus yargılamasını anlatırken, hukukta savunma, yargı bağımsızlığı, delil, sahte delil, bilirkişi, tanık gibi kavramların ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor.

Dreyfus, gizli oturumlarda yargılanmış, avukatlarına belgeler gösterilmemişti. “Yazı Dreyfus’un değil” diye rapor veren uzmanlar uzaklaştırılmış, başta Binbaşı Henry olmak üzere yazının Dreyfus’a ait olduğunu söyleyen düzmece bilirkişiler esas alınmış, ‘ayarlanmış’ şahitler dinlenmişti.

Hakimler oybirliğiyle Dreyfus’u mahkum etmişlerdi.

Fakat aydın kamuoyu Dreyfus’un masumiyetini seziyordu.

Fransız Edebiyatı’nın büyük yazarı Emile Zola, L’Aurore gazetesinde, tüm sayfayı kaplayan “Suçluyorum!” başlıklı yazısıyla bayrak açtı. Yazıda delillerin ve sahte delillerin durumunu anlatıyor, Dreyfus’un masumiyetini haykırıyordu.Kamuoyu baskısına dayanamadılar, dürüst devlet adamlarının da gayretiyle Dreyfus yeniden yargılandı. Belgelerin sahte olduğunu bizzat Binbaşı Henry itiraf etti. Temmuz 1906’da Dreyfus beraat etti, rütbesi törenle geri verildi. Bilgili, Dreyfus davasının masum bir insanı kurtarmakla kalmayıp, hukukta “gizli delil” anlayışına son verildiğini, bunun evrensel hukuka büyük katkı olduğunu anlatıyor.

YASSIADA DAHA VAHİM

Karar’daki yazılarından tanıdığınız Av. Abbas Bilgili, Türkiye’de Yassıada davalarını çok iyi incelemiştir. Bu konuda kitap yazıyor. Yassıada ile Dreyfus davasını mukayese

edecek donanıma sahiptir.

Kitabında, Dreyfus davasında kullanılan belgelerin nasıl sahte olduğunu anlatan Zola’nın satırlarını alıntılayan Bilgili, DP hakkında Kurulan Soruşturma Kurulu’nun rakamları tahrif ederek DP’lileri hırsız gösterdiğini anlatıyor…

Sahte belge, evrakta sahtekarlık… Dreyfus davasında Binbaşı Henry’in yaptığı işler… Yassıada’da General Cemal Gürsel’in mektubunun tahrif edilmesi…

Darbeden önce General Gürsel, Milli Savunma Bakanına yazdığı mektupta, Bayar’ı eleştiriyor, halkın sevdiği Menderes’in Cumhurbaşkanı olmasını istiyordu. Mektup, Yassıada’da okunduğunda bu cümleler yok olmuştu! Menderes’in avukatı Burhan Apaydın, mektubun tamamının okunmasını istediğinde, mahkeme reddetmişti!

Dreyfus’a hakaretler… 27 Mayıs darbesinde ve Yassıada’da Menderes ve arkadaşlarının dövülmesi, aşağılanması, Menderes’e istemediği hapların zorla verilmesi, penceresinin boyanarak kapatılması, saat başı değişen nöbetçiler…

Bilgili “Yassıada mahkemesinin Dreyfus davasından daha ağır ve daha vahim olduğunda kuşku yoktur” diyor.

Bizde adalet hassasiyeti maalesef hala zayıftır.

dreyfus.jpg

YORUMLAR (11)
11 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.