‘Hermes’ bir çanta markası değil!

Muhammed Abid el-Cabiri’nin tarif ettiği Arap-İslam aklı içindeki ‘beyan bilgi sistemi’ bizim gibi kendi halinde, az veya çok aklı olan, düşünebilen, normal insanların harcı bir alan.

Dinlersin veya okursun. Az anlarsın veya çok anlarsın. Anlayamadığın zaman çalışırsın, tekrar okursun. Daha olmadı tevil edersin. Ama tevil ederken lafzın bulunduğu ya da anlattığı ortamdan fazla uzaklaşmazsın.

Fakihlerin hareket alanı burasıdır. Kelamcılar ara sıra derine dalsalar da bu civarda dolaşırlar.

Cabiri’nin Arap-İslam aklının bileşenlerinden biri olarak ele aldığı ‘irfan’ ise ayrı bir katman.

Cabiri ‘Arap Aklınının Yapısı’nda (Mana Yayınları) irfanın lügat anlamını şöyle veriyor:

“İrfan, Arapçada arefenin mastarıdır ve ‘marifet’ ile aynı anlamdadır.”

Marifet, yani bilmek.

Ama bildiğimiz ‘bilmek’ değil. Biraz daha fazlası ve biraz daha derini.

“İslam mutasavvıflarında irfan kalbe keşif veya ‘ilham’ şeklinde atılan ve rasyonel bilgiden üstün bir bilgi türüne işaret etmek için ortaya çıkmıştır.”

“Kuşeyri, Ebu Ali ed-Dekkak’ın şöyle söylediğini rivayet eder: “İnsanlar ya nakil veya rivayet ehli ya da akıl ve düşünce erbabıdırlar. Bu zümrenin (sufilerin) önderleri ise bunların hepsinden üstündür. Diğer insanlar için bilinmeyen onlara malumdur; insanların elde etmeye çalıştığı bilgiler Allah tarafından onlara verilmiştir.”

Bu bilgi, tanımların ima ettiği gibi, delillere dayanan bir bilgi değil. Okuyarak veya çok çalışarak elde edilen bir bilgi de değil.

Doğru bir bilgi mi?

Eğer ‘marifet’ için yola çıkmışsanız bu bilginin doğru olduğuna inanmanız gerekiyor.

Fakat kanıtlayamazsınız.

Eğer kat edilmesi gereken yolu kat edebilirseniz müşahede edersiniz.

Evet tasavvuf.

Seyr-i İlallah, Seyr-i fillah, Seyr-i anillah gibi aşamaları olan bir yolculuk.

İlahi bilgiye, daha doğru bir tabirle Allah’ın bilgisine ulaşma, Allah’la bir olma yolculuğu.

Zaman içinde ‘kutup’ ya da ‘gavs’ denilen bir mürşidin ve etrafındaki müritlerin oluşturduğu bir tarikat şeklini almış ve bütün yeryüzüne yayılmış.

Bütün yeryüzüne diyorum çünkü Müslümanlara mahsus bir şey değil. Başka dinlerin mensupları arasında da var.

Gerçekliğine ister inanın ister inanmayın, bu anlamıyla ‘irfan’ İslam kültürünün önemli bir kısmını oluşturuyor.

Tamamen İslam’dan mı kaynaklanıyor? Yani İslam’ın içinde mi doğmuş, gelişmiş?

Hayır.

Cabiri’nin ‘kadim miras’ tabir ettiği eski kültürde var.

İran’da, Hint’te, Eski Mısır’da, Eski Yunan’da, belki Asya’nın içlerinde…

Müslümanlar o kültürlerden tevarüs etmişler.

Sonra İslam’la uzlaştırmışlar. Tabii büyük bir gayretin, hummalı çalışmaların, derin tartışmaların sonunda.

Kadim kültürde ‘Hermes’ adlı bir kutsal bir şahsiyetten söz edilir. Hermes Trismegistos. “Üç kere büyük Hermes.”

İslam Ansiklopedisi’nde Hermes maddesinde etraflıca anlatılmış.

“Bazı müellifler eski Mısır dinindeki Thoth’u, Mûsevîlik’teki Uhnuh’u, Budizm’deki Buda’yı, Zerdüştîlik’teki Hôşeng’i ve İslâm’daki İdrîs’i onunla birleştirmişlerdir. Meselâ Taberî ve Fahreddin er-Râzî’ye göre İbrânîler’in Uhnuh’u ile Kur’ân-ı Kerîm’deki İdrîs aynı şahıstır (Târîḫu’ṭ-Ṭaberî, I, 103; Mefâtîḥu’l-ġayb, XXI, 233-234). Bîrûnî ise İdrîs’in Buda olabileceğini düşünmektedir (el-Âs̱ârü’l-bâḳıye, s. 188).”

Farsça’daki ‘Hürmüz’ adının Sabiiler tarafından Hermes’e dönüştürüldüğünü söyleyenler de var.

İbrani dilindeki Unnuh ders çalışmak, ders vermek, el vermek gibi anlamlara geliyor. Arapça’daki ‘İdris’in anlamı da ders vermekle ilgili.

Her şey birbirinin içine ne kadar girmiş değil mi?

Kadim miras ya da kadim kültür dediğimiz birikimin önemli bir kısmı işte bu Hermes’e dayandırılıyor.

Yani ‘Hermes’ sadece bir çanta markası değil!

Cabiri de İrfan bilgi sisteminin ilk sayfalarında Hermes’e isnat edilen bir rüyayı aktarıyor.

Tasavvuftaki seyru sulukla paralellikler arz eden bir rüya. Aynısı değil. Ama belli ki bir alış-veriş olmuş.

İslam’ın içinde doğmamışsa ne uğraşıyoruz? Bırakalım gitsin?

O kadar basit değil.

İslam’a göre Peygamberimizden önce de İslam var.

Ayrıca, ‘irfan’ı tesis edenler ikna olmak isteyeni ikna etmeye kafi gelecek miktarda ve kuvvette bir literatür vücuda getirmişler.

YORUMLAR (2)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.